1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid panteizim (fel)/geven ağacının dikenlerini otlayan develer kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
geven ağacının dikenlerini otlayan develer قَتَادِيَّةٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
panteizim (fel)وحدة الوجود
geven ağacının dikenlerini otlayan develerقَتَادِيَّةٌ
mügeylan,geven diken,beş parmak otuقَتَادٌ ، شَجَرٌ سَهْلِيٌّ
geven ağacının dikenlerini yemekten karınları ağrıyan develerقَتَادَي
olguculuk (fel)فلسفة مثبنة ، إثباتية ، إيجابية ، وضعية
saplantı (fel)تسلط فكرة علي العقل ، هوس ، هاجس ، وسواس ، إستغراق ، ملازمة ، إستحواذ هاجس ، خلجة ، فكر ثابت
sansualizm (fel)حسّويّة ، إحساسية
safsata(fel)سفسطة ، أغلوطة
platonizm (fel)أفلاطونية
Parmenides (fel)پارمنيدس
panteizim (fel)وحدة الوجود
öznecilik (fel)أنفسية ، ذاتية
özdenlik (fel)واجب الوجود ، حي القيوم ، حسن ، ذاتية
önerti (fel)مقدم ، ما قبل ، أول ، سابق ، سالف
olam (fel)حادثة ، واقعة، عارض ، حادث
öncüller (fel)مقدمات
iyilik ve takva sahibi,müttaki,misvak ağacının meyvesi,erak ağacının yemişiبَرِيرٌ : ثَمَرُ الأَرَاكِ
borç etmek,övmek,selem ağacının meyvesini toplamak,deriyi selem ağacının yaprağıyla tabaklamak,boyamakقَرَظَ ـِـ قَرْظاً
iyilik ve takva sahibi,müttaki,misvak ağacının meyvesi,erak ağacının yemişi,misvakبَرِيرٌ : ثَمَرُ الأَرَاكِ
iğnelik,hurma aşısı,nemamlık,fesatlık,nebak ağacının ilk sürgünü,kovu,koğuculuk,nemime,müfsitlik,arabozuculuk,nabak ağacının ilk sürgünüمِئْبَرَةٌ (ج) مَآبِرُ : نَمِيمَةٌ ، فَسَادٌ ، إِفْسَادُ ذَاتِ البين ، فَسِيل النَّبَق و يُقَالُ
hurma ağacının meyvesini önceden tahmin etti, hurma ağacının meyvesini üstünde iken satın aldıإِجْتَزَمَ النَّخْلَ
hurma ağacının meyvesini önceden tahmin etmek,bir malın bir miktarını alıp bir miktarını bırakmak,hurma serecek yer veya ağıl satın almak,hurma ağacının meyvesini üstünde iken satın almak,kesmek,budamakإِجْتَزَمَ : إِجْتِزَاماً
hurma ağacının bedeni,hurma dalı,gövdesi,kütüğü,kök,dal,kütük,gövde,sap,hurma ağacının bedeni,kök,kütük,gövde,dal,ağaç dalıجِذْعٌ (ج) أَجْذَاعٌ و جُذُوعٌ و يقال صلب فِي جذع النخلة و في المثل
zeytin ağacının altındaتَحْتَ شَجَرَةِ الزَّيْتُونِ
kına ağacının köküبَلَنْدٌ
makıl ağacının yaprağıأَبْلَمَةٌ
çitlembik ağacının zamkıبَنَاسَتٌ
mersin ağacının yemişiهَدُسٌ
elma ağacının yumuşaklığıنُعُومَةُ خَشَبَةِ التُّفَّاحِ
ceviz ağacının sertliğiصَلاَبَةِ خَشََةِ الجَوْزِ
hurma ağacının iliğiجِمَارُ النَّخْلِ
geven ağacının dikenlerini otlayan develerقَتَادِيَّةٌ
geven ağacının dikenlerini yemekten karınları ağrıyan develerقَتَادَي
hurma ağacının dikenlerini kaparıp ayırtmağla ıslah ettiسَلأَ الجِذْعَ : نَزَعَ سَلأَهُ
hurma ağacının dikenlerini koparıp ayırtmakla ıslah etmek,tereyağını eritip sızdırmak,soyup yağını çıkarmak,vurmak,akçeyi geciktirmeyip hemen sayıp vermekسَلأٌ
yabanda otlayan davarنعم (ج) أنعام
kuru dikenlik otlayan deveمُحَاطِبٌ (م) مُحَاطِبَةٌ و يقال جَمَلٌ مُحَاطِبٌ و ناقة مُحَاطِبَةٌ اي تأكل الشوك اليابسَ
hayvanlarını otlatmaya bırakan,otlayanمُرْتِعٌ
otlakta tek başına otlayan deveمِفْرَادٌ مِنَ النُّوقِ : فَارِدَةٌ
geven ağacının dikenlerini otlayan develerقَتَادِيَّةٌ
misvak ağacı otlayan,yiyen develerأَرَاكِيَّةٌ و يُقَالُ إِبِلٌ أَرَاكِيَّةٌ أَيْ تَرْعَي الأَرَاكَ
badiyede,çölde şor ot otlayan deveعَادِيَةٌ (ج) عَوَادِيُ
otlayan hayvan başını pek eğip otladığı çayıra koyduصَبَتِ الرَّاعيَّةُ صُبُوّاً : أَمَالَتْ رَأْسَهَا فَوضعَتْهُ فِي المَرْعَي
çorak yerlerde biten bir cins ayrık otlarını otlayan hayvanمُثَالِبٌ و يقال بِرْذَوْنٌ مُثَالِبٌ
deprenmek,karışıklık,çobansız otlayan salma deve,zor ve müşkil fitne,fesatمَرَجٌ : فَسَادٌ
koyun,deve,sığır gibi helal davarlar,sığır ve deve gibi helal hayvanlar,davar,sığır,mal,geviş getiren hayvan,koyun,deve,davar,hayvan,yabanda otlayan davar,koyun,deve,sığır gibi helal davarlar,dört ayaklı hayvan,yabanda otlayan davar,geviş getiren hayvan,atنَعَمٌ (ج) أَنْعَامٌ و أَناعِيمُ
oduncu,odun satıcı,odun toplayan,daima odun hurdalar otlayan deveحَطَّابٌ و يقال بعير حَطَّابٌ اي يرعي دقّ الحطبِ
süthane,süt hasıl edici gıda,süt kasesi,kerpiçhane,mandıra,otlayan hayvanın sütünü çok eyleyen ot,kapının demir binisiمَلْبَنَةٌ
otlayan hayvanlar,sürü,bıçak,ucu keskin değnek,öğendire,kamçı,ateş,tuttuğu organı yiyip bitiren yara,yenirce,giçik illeti,yiyen illeti,sıracaآكِلَةٌ : دَاءٌ فِي العُضْوِ يَأْتِكِلُ مِنْهُ و يُقَالُ قُرْحَةٌ آكِلَةٌ
raiyyet,eir ve himayesinde yaşayan,tebaa,vatandaş,vatandaşlar,yönetilenler,otlayan hayvan,raiyet,tabea,yönetilenler,sürü,raiye,vatandaşرَعِيَّةٌ (ج) رَعَايَا
bahar geldikçe doğurmayan dişi develer,yavruları arkalarından giden dişi develer,bir takımı doğurup bir takımı henüz doğurmamış develerمَتَالٍ (و) مِتْلاَءٌ : متل ، مَتليّا و يقال إِبلهم مَتَالٍ
semiz ve gayet latif hoş endam develer,çok develerمُخَبْخَبَةٌ
develer ardarda yürüdüler,develer sürüldülerإِنْسَاقَتِ الإِبْلُ : سَارَتْ مُتَتَابِعَةً
güzide değerli develer,cins develerبَرَاغِيسُ
ayağı seri ve çabuk develer,hurda ve cüssesiz develer,bir belde adıحَبَاحِبُ
deve,deve sürüsü,develer,büyük veya küçük develer,bölüklerإِبْلٌ ، إِبِلٌ (ج) آبَالٌ : بَعِيرٌ وفِي القُرآنِ الكَرِيمِ : أَفَلاَ يَنظُرُونَ إِلَي الإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ و فِي المَثَلِ : إبِلِي لَمْ أَبِعْ وَلَمْ أَهَبْ
develer otu bol otlağa,meraya varmak,develer içmek suya kanmak ve doymak,,birinin üzerinde ay doğmak,ayın doğmasını beklemek,hilal ayın on üçünde olmak,gece aylı,mehtaplı olmakأَقْمَرَ : إِقْمَاراً
uyuz adamlar veya develer,sıracalı insanlar veya develer,hörgücü küçürek veya hörgücü olmayan deveأَعَرُّ (ج) عُرٌّ (م) عَرَّاءُ : الأَجْربُ مِنَ النَّاسِ و الجِمَالِ
yük hayvanları,yük develeri,binek hayvanları çok olmak,develer arıklıktan ve zayıflıktan sonra semirip yolculuğa takat getirmek,develer yük hayvanları oluncaya dek terbiye ve talim etmek,birine yük hayvanı vermek,birini göçtürmekأَرْحَلَ : إِرْحَالاً ، هُ
develer birbirine karışmak,hesap karışmak,iş karmakarışık olmak,belirsiz olmak,iş büyümek,genişlemek,savaş iki grup arasında genişlemek,büyümek,yerde uzağa gitmek,bir kimseye dil uzatmak,övünmek,iftihar etmek,develer çoğalmakإِشْتغَرَ : إِشْتِغَاراً بِ ، عَلَي ، فِي
deve çayır yemekle suya muhtaç olmamak,deve çobansız kalıp kayıp olmak veya salma bırakıp yabani hale geçmek,develer çoğalmak,develer bir yerde durmak,çayır ve otlar yiyebilecek kadar uzamak,insan cimadan iğrenip çekimek,deve ve koyuna bakmak hususunda usأَبَِلَ ـُِـَـ و أَبْلاً و أُبُولاً و أَبَلاً و إِبَالَةً
develerأَجْمَالٌ : أَبَاعِيرُ
develerجِمَالاَتٌ
develerصَبَأُوتٌ : صَبَاوُوتٌ (عبر) : جِمَالٌ
develerصَبَاوُوتٌ (عبر) : جمَالٌ
Benzer Kelimeler
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid