1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp önem vermek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp önem vermek بَالٌ : بَالَةٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp önem vermekبَالٌ : بَالَةٌ
önem vermek,aldırış etmek,kayırmak,dikkat etmek,kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp ehemmiyet vermek,tefahür etmek,istihfaf etmek,savaş saffında cehd ve gayret etmekبَالَي : مُبَالاَةً و بِلاَءً و بَالَةً و بَالاً بِ و يقال إذا كان القمر معك لا تبالي بالنجوم
önem vermek,aldırış etmek,umurunda olmak,kayırmak,dikkat etmek,kayırmak,gözetmek,dikkatle bakıp ehemmiyet vermek,tefahür etmek,kıvanmak,övünmek,istihfaf etmek,savaş saffında cehd ve gayret etmek,çekmekبَالَي : مُبَالاَةً و بِلاَءً و بَالَةً و بَالاً بِ و يقال
gözetmek,dikkatle bakmak,nezaketمُرَاعَاةٌ
kayırmk,gözetmek,dikkatle bakıp önem vermekبَالٌ : بَالَةٌ
kayırmak,gözetmek,önem vermek,dikkat etmek,iftihar etmek,ihtiram etmek,inkar etmek,karşı söylemekبَالَي : مُبَالاَةً و بِلاَءً بِ ، هُ
kayırmak ve gussalanmak,kayırmak,umursamak,tasalanmak,kayıtetmek,ihtimam,iltifatمُبَالاَةٌ (ج) مُبَالاَتٌ : عَبْأٌ
görebilmek için dikkatle bakmak,gözetmek,ince teemmül ve mülahaza etmek,anlamak,düşünmek,dikkat etmek,ihtiyat üzere olmak,dikkat etmek,ihtiyat üzere olmak,nazar-ı imanla bakmak,tamamıyla anlamak künhüne varmak,içyüzüne vakıf olmak,gözetmekتَبَصَّرَ : تَبَصُّراً
beklemek,yol gözetmek,gözünü dikip durmak,ummak,katlanmak,gözetmekإِنْتَظَرَ : إِنْتِظَاراً ، هُ
gözetmek,burmak,saklamak,dikmek,örtmek,gözetmek,bakmak,oymak,boşaltmak,ısırmakجَأْيَ ـَـ جَأْواً و جَأْيَاً عَلَي ، هُ و فِي المَثَلِ
göz dikip bakmak,birine dik bakmak,dikkatle bakmak,okçu oku karşısındaki yere atmak,ceylan,geyik hissettiği nesne tarafına boynunu uzatıp dikkatle bakmakأَرْشَقَ : إِرْشَاقاً ، إِلَي
beklemek,yol gözlemek,gözetmek,gözetmek,beklemek,bakmakyol gözlemek,gözleyip durmak ve küymekتَرَقَّبَ : تَرَقُّباً ، هُ
kayırmakحماية ، مساعدة ، إلتماس ، مراعاة ، إكتراث ، وقاية ، صيانة ، مسايلة ، إهتمام ، إعتناء بأمر آخر ، ، صحابة ، تصاحب ، ملاحظة ، مبالاة ، مساعدة ، تكميل ، تتميم ، تمليص ، إرضاء ، تقضية البال، إعتناء
kayırmakعِبَاءٌ
esirgemek,kayırmakتَرَوُّمٌ (ج) تَرَوُّمَاتٌ
bir nesneye bakıp durmakتَكَادَرَ : تَكَادُراً
su yerini bakıp gördüبَقَرَتِ الأَرْضُ
seğirtmek,çok bakıp durmakهُطُوعٌ
koyunlarına iyi bakıp doyurduأَلْزَأَ غَنَمَهَا : أَشْبَعَهَا و أَحْسَنَ رَعِيَّتَهَا
filan bakıp araştırdı,aradıبَعْثَرَ فُلاَنٌ
hayvana iyi bakıp tımar ettiبَقَّلَ الدَّابَّةَ
çok devam etmekle bakıp pusanmakأَجَمَ ـِـ أَجْماً
onu işine bakıp noksan gördüجَحَظَ إلَيْهِ عَمَلهُ
devesine iyi bakıp tımar ettiلَزَأَ إِبِلَهُ :أَحْسَنَ رِعَايَتَهَا
filanca işe bakıp tedbir eylediقَدَرَ لأَمْرِ كَذَا
filanca işe bakıp tedbir eylediقَدَرَ ـُِـ قَدْراً لأَمْرِ كَذَا
ona çok zaman bakıp durduحَتَأَهُ : أدام النظر إليه:
sözün akibetine bakıp ince düşündüإِمْتَحَنَ القَوْلَ : نَظَرَ فِيهِ و تَدَبَّرَهُ
kuş bakıp sonra gözlerini yumduإِقْتَذَي : إِقْتِذَاءً الطَّيْرُ
adam kavmin işine dikkatle bakıp yokladıإِجْتَسَّ الرَّجُلُ أَمْرَ القَوْمِ
özenmek,önem vermek,çalışıp duruşmak,ödlemek,dikkat etmek,ilgilenmek,önem vermek,ilgi,alaka,ihtimam,çalışkıإِهْتِمَامٌ (ج) إِهْتِمَامَاتٌ بِ
özen,kast etmek,bakma,bakım,dikkat,önem,itibar,dilemek,inayet,ihtimam,dilemek,inam,istemek,önem vermek,inayet,ihtimamعِنَايَةٌ (ج) عِنَايَاتٌ : إِهْتِمَامٌ ، حِرْصٌ
savaş,cenk,harp,şer,korku,işkence,şiddetli azap,beis,silah,harpteşiddet,ıstırap,yoksunluk,sıkıntı,bes,fena,bed,kötü,tasa,keder,cesaret,yiğitlik,savlet,ukubet,mahzur,güçlük,önem,zarar,ziyan,kuvvet,iddet,zor,fakirlik,zarar,bes,önem,yaramazlık,problem,mazarat,cidal,fitne,engel,maniبَأْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ : شدة فِي الحَرْبِ ، قوة ، جسارة ، جُرْأَةٌ ، صولة ، عذاب شَدِيدٌ ، عقوبة ، خوف ، حَرَجٌ ، قتال ، صُعوبة ، ضرر ، و منه قوله تعالي :
ilgi,alaka,ilgilenmek,önemsemek,dikkat etmek,özenmek,önem vermek,çalışmak,düşünce,itina göstermek,dikkat ve emekle işlemek,mahzun olmak,ikdam ve ihtimam etmek,kast ve cehd etmek,sarfı makdiret etmek,nesneye önem vermek,çalışıp duruşmak,ödlemek,ihtimamإِهْتِمَامٌ (ج) إِهْتِمَامَاتٌ : إقدام
savaş,harp,korku,işkence,harpte şiddet,azap,beis,silah,zarar,mazarat,şer,ıstırap,yoksulluk,beis,sıkıntı,tasa,keder,ıstırap,sıkıntı,bes,fena,bed,kötü,tasa,keder,cesaret,yiğitlik,savlet,ukubet,mahzur,güçlük,önem,zor,fakirlik,önem,zarar,yaramazlık,problemبَأْسٌ (ج) أَبْؤُسٌ: شدة ، قوة ، جسارة ، صولة ، عذاب ، عقوبة ، خوف ، قتال ، صعوبة ، ضرر و منه قوله تعالي :
aniden sataşmak,ansızdalık,aldırış,ilgi,önem verme,dikkat,ansızdalık,aldırış,ilgi,önem verme,dikkatمُبَاغَتَةٌ
önemأهمية ، ضرورة ، إهتمام
önem vermekإِبْداءُ الأَهَمَيَّةِ
önem kazanmakكسب الأهميّة
büyük önemأهميّة عظمي
özel önemأهمية خاصة
önem vermeyenغَيْرُ مُهْتَمّ بِ
önem taşımakحَمْلُ الأَهَمِيَّةِ
önem vermekإعطاء الأهمية ل ، إيلاء الأهمية ، الإهتمام ب
önem vermekإعتناء ، غهتمام
izin,destur vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermek,caiz kılmak,destur vermek,mükafaat vermek,sudan,geçmek,geçirmek,uygulamak,icra ve infaz etmek,yerine getirmekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
izin vermek,müsaade etmek,ruhsat vermek,cevaz vermek,icazet vermek,ödül vermekأَجَازَ : إِجَازَةً ، هُ
sürgü çekmek,ödünç vermek,avans vermek,borca vermek,borç para vermek,peşin akçe vermek,selem alışverişini yapmak,malı sonra teslim almak üzere bedelini vermek,yerin alçağını ve yükseğini düzeltip beraber etmek,kadın kırkbeş yaşını geçmek أَسْلَفَ : إِسْلاَفاً إِلَي ، فِي ، هُ
birine eziyet vermek,yormak,meşakkat vermek,zahmete düşürmek,bir kimseden sıkıntıyı def etmek,incitmek,acıtmak,sıkıntı vermek,zahmet vermek,eziyet vermekبَرَّحَ : تَبْرِيحاً بِ ، عَنْ ، هُ
ödünç vermek,eğreti olarak vermek,peşin,avans vermek,kredi vermekسَلَّفَ : تَسْلِيفاً
eğreti ve emanet vermek,ödünç vermek,ariyet vermek,geçici olarak bir şey vermek,atı semirtmek,çeşmenin suyuazalıncaya dek toprakla basıp gömmekأَعَارَ : إِعَارَةً و عَارَةً مِنْ ، هُ
yemiş vermek,meyve vermek,fayda vermek,mahsül vermek,yayık tulumunun üzeri köpüklenmek ve kabarcıklanmak ve sirkelenip yağı belirmekإِثْمَارٌ (ج) إِثْمَارَاتٌ : إِنْتَاجُ الثَّمَرِ
sevaplandırmak,ivaz vermek,karşılık vermek,ecir ve ceza ve mesubet vermek,sevap vermekإِثابَةٌ (ج) إِثَابَاتٌ
mükafat ve karşılığını vermek,sevaplandırmak,ivaz vermek,ecir ve ceza ve mesubet vermek,sevap vermek,iade etmek,havuzu doldurmakأَثَابَ : إِثَابَةً ، هُ
yetki vermek,hatunu mehirsiz evlendirmek,bir işi Allaha havale etmek,ihale ve sipariş etmek,hatun,karıyı mihirsiz,başlıksız almak,vekalet vermek,izin vermek,ruhsat vermek,ısmarlamakفَوَّضَ : تَفْوِيضاً ، هًُ
bir şeye tehir ve mühlet vermek,bekletmek,mehil vermek,süre vermek,bir kimseye mühlet vermek ve aman vermek ve küyemek ve küyivermekإِنْظَارٌ (ج) إِنْظَارَاتٌ : إِمْهَالٌ
birine soyadı,unvan,lakap vermek vermek,asıl isminden maada bir isim vermekتَلْقِيب (ج) تَلْقِيبَاتٌ
bir şeye tehir ve mühlet vermek,mehil vermek,süre vermek,bekletmekإِنْظَارٌ
cevap vermek,yanıt vermek,yanıtlaşmak,karşılık vermek,söyleşmek,konuşmak,cevaplaşmakتَجَاوَبَ : تَجَاوُباً مَعَ
borç vermek,ödünç vermek,kredilendirmek,kesip ayırmak,karzvermek,kredi vermekأَقْرَضَ : إِقْرَاضاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Blog

Google Nasıl Yerelleşiyor?


Çevirmenin Sesi Projesi


ÇEVBİR Dünya Çeviri Gününü Kutluyor!


Web Sitesi Yerelleştirme için 5 İpucu


Çevirmenin Sesi Projesi: Trakya Üniversitesi Çeviri Topluluğu


Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid