900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek, kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek, وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
bir şeyin ilham edilmesini dilemek,gönüle ilham eylemekإِسْتَلْهَمَ : إِسْتِلْهَاماً
ilham etmek,ilham,esin,kalbe doğan fikir,ilahi vahiy,feyiz yoluyla Allahtan salih kulunun kalbine konan şeyإِلْهَامٌ (ج) إِلْهَامَاتٌ
esin,ilham niyaz etmek,birinin kalbine bir şey koymak istmek,ilham etmek istemekإِسْتَوْزَعَ : إِسْتِيزَاعاً
esinlemek,kalbine koymak,ilham eylemek,ilham etmek,haber vermek,Allah gönlüne koymak,telkin etmet,kalbine koymak,aklına getirmek,bir şey yutturmakأَلْهَمَ : إِلْهَاماً ، هُ
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْيًا أَوْ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ ...
esin,Allah tarafından gönüle gelen nesne,beyan,ilham,kalbe doğan fikir,ilahi vahiy,feyiz yoluyla Allahtan salih kulunun kalbine konan şey,feyizle kulun kalbine nesne ilka ve telkin etmek,ilham etmekإِلْهَامٌ (ج) إِلْهَامَاتٌ : َْ يُلْقَي اللّهُ فِي نَفْسِ المَرِْ أَمراً يَبْعَثُهُ عَلَي فِعْلِ الشَّيْئ أَوْ تَرْكِهِ ، مَا يُلْقيَ فِي القَلْبِ اَوِ العَقْلِ مِنْ مَعَانٍ و أَفْكَارٍ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
ilhamاِلهام
ilhamإِلْهَامٌ
kındırmak,hırslandırmak,istek getirmek,teşvik etmek,kışkırtmak,ilham etmek,malı dağıtmak,üleştirmek,birbirinden ayırmak,aralarını açmak,taksim etmek,aralarını ayırmak,tefrik etmek,dağıtmak,aralarını iyi etmek,ıslah etmek,bir nesneyi gönüle bırakmak,gönül vermek,ilham etmek,teşvik etmek,aralarını ayırmak,bulmak,düzeltmek,dağıtmak,taksim etmek,üleştirmek,alıştırmak,müptela etmekأَوْزَعَ : إِيْزَاعاً بِ ، هُ
ilahi ilhamإلهام إلهي ، وحي ربّانيّ
ilham (ar)اِلهام ، وحي
ilham almakإستلهام ، تلقي الإلهام من
ilham etmekأَوْزَعَ : إِيْزَاعاً
ilahi koruma,ilahi himaye,ilahi esirgemeحِمَايَةٌ إلَهِيَّةٌ
İlahi lutuf,ilahi bakımعناية إلهية
ilahi tevfik,ilahi başarıتَوْفِيقٌ إِلَهِيٌّ
nikah eylemek,cima eylemek,tezevvuc eylemek,konağa kondurmak,konağa konup yerleşmek,bir kimseye mızrak doğrultmak تَبْوِئٌ
buğz ve adavet eylemek,bir kimsenin hakkını ikrar eylemek,hakkını tamamen verip ibray-ı zimmet eylemekمَشْنَأَةٌ
buğz ve adavet eylemek,bir kimsenin hakkını ikrar eylemek,hakkını tamamen verip ibray-ı zimmet eylemekمَشْنُؤَةٌ
buğz ve adavet eylemek,bir kimsenin hakkını ikrar eylemek,hakkını tamamen verip ibray-ı zimmet eylemekشَِنْأٌ : شُنْأٌ
buğz ve adavet eylemek,bir kimsenin hakkını ikrar eylemek,hakkını tamamen verip ibray-ı zimmet eylemekشَنْأَةٌ
bir kimseyi ya bir nesneyi öte beri kakımak,cima eylemek,latife ve mizah eylemek, şaka eylemek,erişmekدَعْبٌ
korumak,hıfız ve siyanet eylemek, çalışıp kar eylemek,men eylemek,kazanmak,esirgemek,himaye etmek,ayıp ve günahtan sakınmakعَصَمَ ـِـ عَصْماً و عِصْمَةً
korumak,hıfız ve siyanet eylemek, çalışıp kar eylemek,men eylemek,kazanmak,esirgemek,himaye etmek,ayıp ve günahtan sakınmakعَصْمٌ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
buğz ve adavet eylemek, bir kimsenin hakkını ikrar eylemek,hakkını tamamen verip ibray-ı zimmet eylemek,çirkin ve kötü görünümlü kişiمَشْنَأٌ و يقال هو مَشْنَاٌ اي قبيح و إن كَان محببا او الذي يبغض الناس
hastalık bir kimseyi takatsız eylemek,dertnak eylemek,yormak,bitab eylemek,acıtmak,birisine nasip kılmak,sözü sahibine isnat etmek,bıçağa sap yapmak,sap kılmakأَنْصَبَ : إِنْصَاباً ، هُ
haram,dince yasak olan,muhterem,yasak,Allahın yasak ettiği şey,kutlu,mukaddes,kanunsuz,haram olma,yasak olma,bir nesneyi nehyi ilahi ile yasaklamak,memnu olmak,nehyi ilahi ile memnu olan nesneحَرَامٌ (ج) حُرُمٌ و فِي القُرْآنِ الكَريمِ ... يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُحِلُّوا شَعَائِرَ اللََّهِ وَلاَ الشَّهْرَ الْحَرَامَ ...
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْيًا أَوْ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ ...
nefsi,hayatı olan,nefis,nefes vahiy,can,ruh,nefsi,hayatı olan,,öz,nefis,gökçeklik ki mübarek ve yümünlü ve hayırlı olmak,zivindirik,cebrail, isa, melek,kuran, hakkın emri, hükmü,,nefes vahiy,,büyük meleklerرُوحٌ (ج) أَرْوَاحٌ : نَفْسٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ......
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
Vahiyوحي
vahiy et !حِ !
vahiyوَحْيٌ
vahiy inmekنزول الوحي
vahiy katipleriكتبة الوحي ، كتاب الوحي
vahiy (din)وحي
vahiy katipleriكُتَّابُ الوَحْيِ : كَتَبَةُ الوَحْيِ
vahiy katipleriكَتَبَةُ الوَحْيِ : كُتَّابُ الوَحْيِ
vahiy meleğiملك الوحي ، جبريل عليه السلام
vahiy katibiكاتب الوحي
vahiy katibiكَاتِبُ الوَحْيِ
ima ve işaret etmek,üstü kapalı söylemek,his ettirmek,açıklamadan bir şeye işaret etmek,telmih etmekلَمَّحَ : تَلْمِيحاً إِلَي ، فِي
işaret,sinyal,alamet,parola,atıf etmek,işaret etmek,göstermek,mahya,muhabereإِشَارَةٌ (ج) إِِشَارَاتٌ : إِيْمَاءٌ
sembol,simge,im,kod,işaret,remiz,işaret etmekرَمْزٌ (ج) رُمُوزٌ
bir şeye kaşla,gözle veya göz kapağı ile işaret etmek,göz kırpmak ,göz kırparak işaret etmek,dokunmakغَمَزَ ـِـ غَمْزاً بِ
göz ile işaret etmek,işaret,kod,رَمْزٌ
işaret etmek,bazı resmi kağıtlara *görülmüştür* anlamını ifade eden bir işaret koymak,çekirge dişiتَأْشِيرٌ (ج) تَآشيرُ *
parlamak,parıldamak,işaret etmek,iletmek,götürmek,kuş kanatlarını çırpmak,kuş kanatlarını salıp oynatmak,kapıdan dışarı çıkmak,bir şeyi götürmek,parlamak,işaret etmek,aydınlık etmekلَمَعَ ـَـ لَمْعاً و لَمَعَاناً و لُمُوعاً و لَمِيعاً و تِلْمَاعاً و يِلِمَّاعاً بِ
vazıh ve aşikar kılmak,saç ve sakal ağrıtmak,parıldatmak,parlak kılmak,uzaktan işaret etmek,işaret vermek,el sallamak,uzaktan göstermek,parıldatmak,ortaya çıkarmak,hücüm edip vurmak,zayıflatmak,sıskalaştırmak,ihtiyarlık saçları aklaştırmak,güneş veyahut ateş bir nesnenin rengini bozmak,el sallamak,işaret vermek,bir nesneyi ateşte kızdırmak,ısıtmak,işaret etmek,el sallamak,bir şeyin rengini değiştirmek,bozmak,uzaktan işaret etmek,,el sallamak,uzaktan göstermek,parıldatmak,ortaya çıkarmak,hücüm edip vurmak,zayıflatmak,sıskalaştırmak,ihtiyarlık saçları kırartıp aklaştırmakلَوَّحَ : تَلْوِيحاً بِ
alevlendirmek,işal etmek,işaret etmek,doğum vakti yaklaştığında alametleri zuhur etmek,ima etmekإِلْمَاعٌ (ج) إِلْمَاعَاتٌ
eliyle göstermek,işaret etmek,emretmek,nasihat etmek,muhabere etmek,atıf etmek,vurgulamak,kovandan bal çıkarmak,sağmak,öğüt vermekأَشَارَ : إِشَارَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، هُ و تَقُولُ أَشِرْنِي عَسَلاً اَيْ اَعِنْيِ فِي إِسْتِخْرَاجِهِ و جَنْيِهِ مِنْ خَلاَيَاهُ
buyruk,buyurmak,azm etmek azim ettirmek,bir işte tasarruf etmeyi emr etmek,işaret etmekأَوْعَزَ : إِيْعَازاً إلي
işaret,ima,gözün kaşı ile bir nesne göstermek ve bildirmek,işaret etmek,vize,ve emir etmek ve tefhim zımnında edilen hareket,sinyal,tayin ve tefrik için istimal olunan alamet,im,nişan,parmak,göz ve kaş ile yapılan hareket,göstermek,mahya,rozet,muhabere,ışإِشَارَةٌ (ج) إِشَارَاتٌ : إِيْمَاءَةٌ ، مُخَابَرَةٌ ، ضَوْءٌ
işaret etmek,göstermek,sıçramak,kışkırtmak,teşvik etmek,tulumu doldurmakرَمَزَ ـُِـ رَمْزاً
eliyle göstermek,işaret etmek,emretmek,nasihat etmekأَشَارَ : إِشَارَةً
işaret etmek,ima etmek,yer vebalı olmakإِيْبَاءٌ : إِيْمَاءٌ ، إِشَارَةٌ
şimşek yavaşça parlamak,parıldamak,çakmak,yıldıramak,gülümsemek,tebessüm etmek,gizlice dinlemek,işaret etmek,gizlice bakmak,أَوْمَضَ : إِيْمَاضاً
sırrı gizlemek,gizlice söylemek,gizlice konuşmak,sırrı söylemek,sevindirmek,sırrı izhar etmek,aşikar etmek,bildirmek,ulaştırmak,götürmekأَسَرَّ : إِسْرَاراً إِلَي ، بِ ، هُ و فِي القُرْأنِ الكَرِيمِ ...َتَنازَعُوا أَمْرَهُم بَينَهُم وَأَسَرُّوا النَّجوى... وَأَسَرُّوا النَّدَامَةَ ... اَيْ أَظْهَرُوهَا
kapı aralığında gizlice bakmak,dikizlemek,röntgencilik etmek ,gözetlemek,hırsız olmak,harami olmak,hırsız gibi davranmak,hareket etmek,hırsızlaşmak,gizlice gözetlemek,casusluk etmek,çalmak,hırsızlık etmek,kapı aralığında gizlice bakmak,dikizlemek ,röntgencilik etmek ,gözetlemek,hırsız olmak,harami olmak,hırsız gibi davranmak,hareket etmek,hırsızlaşmak,gizlice gözetlemek,casusluk etmek,çalmak,hırsızlık etmekتَلَصَّصَ : تَلَصُّصاً عَلي
kulak misafiri oldu,gizlice dinledi veya gizlice baktıإِسْتَرَقَ السَّمْعَ او النَّظَرَ : إِسْتَمَعَ او نظَرَ مُسْتَخْفِياً
vahiy etmek,bildirmek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,gizlice söylemek,bildirmekأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، لِ
ispiyonculuk,ispiyonculuk etmek,kapı aralığında gizlice bakmak,dikizlemek,röntgencilik etmek,gözetlemekتَلَصُّصٌ
gizlice söylemek,gizlemek,gizlice konuşmak,sırrı söylemek, sevindirmekأَسَرَّ : إِسْرَاراً إِلَي ، بِ
soyulup ziynetini bertaraf etmek,arkadaşlardan gizlice savuşmakتَسَلُّتٌ (ج) تَسَلُّتَاتٌ
hile,tuzak,öfke,harp,aldamak,aldatmak,kopya,başkasına gizlice zarar vermek,kin gütmek,hile,düzen,kurnazlık,şeytanlık,bir kimse bir kimseyi aldatmak,hile etmek,tuzak,öfke,harp,başkasına gizlice zarar vermek,kin gütmek,Allah `tan olursa iyi yönetmek ve idare etmek,hile,düzen,kurnazlık,şeytanlık,bir kimse bir kimseyi aldatmak,hile etmek,aldatmak,savaş etmek,kopyaكَيْدٌ (ج) كُيُودٌ و كِيَادٌ و في القرآن ... إِنَّهُمْ يَكِيدُون كَيْداً و أَكِيدُ كَيْداً ...
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
gemiye iskeleye yaklaşmak,yaklaştırmak,karaya,deniz kenarına yetiştirmek,yanaştırmak,meyil etmek,tutmak,durgurmak,gizlemek,gizlice iyi amel işlemek,dindirmek,taramak,birine iyi muamele etmekأَرْفَأَ : إِرْفَاءً إِلَي ، هُ
hırsızlık etmek,çalmak,hırsızlık yapmak,gizlice mal almak,uğrulamakسَرَقَ ـِـ سِرْقَةً و سَرَقاً مِنْ ...
gizlice almak,götürmek,aşırmak,kapmak,bir şeyi içine almak,kaplamak,terk etmekأَلْمَأَ : إِلْمَاءً بِ
kılıç kınından sıyrılıp çıkmak,sıyrılıp kurtulmak,elden sıvışmak,sıvışı vermek,gizlice sıyrılıp gitmek,kıl dökülmek,geçmek,savuşmak,insanlar içinde gizlice sıyrılıp gitmek,boğazdan ve kalabalıktan geçmek ve çıkmak,sızmakإِنْسِلاَلٌ (ج) إِنْسِلاَلاَتٌ
kılıç kınından sıyrılıp çıkmak,sıyrılıp kurtulmak,elden sıvışmak,sıvışı vermek,gizlice sıyrılıp gitmek,kıl dökülmek,geçmek,savuşmak,insanlar içinde gizlice sıyrılıp gitmek,boğazdan ve kalabalıktan geçmek ve çıkmak,sızmakإِنْسلَّ : إِنْسِلاَلاً مِنْ
elçi,elçilikle gelen,elçi olarak gelen adam,heyet şeklinde gelmekte olan,gelen,elçi,develere öncülük eden deve,avurt,salgınوَافِدٌ (ج) وَافِدُون : قَادِمٌ و فِي المَثَلِ ... إِنَّ الشَّقِيَّ وَافِدُ البَرَاجِمِ ...
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
elçi,sefir,resül,dişi elçi,resule,elçilik,sefaret,risaletأَلُوكٌ : سَفِيرٌ ، رسولٌ ، رَسُولَةٌ ، سِفَارَةٌ ، رِسَالَةٌ
vahiy etmek,bildirmek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,gizlice söylemek,bildirmekأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، لِ
elçi,elçi düzeyinde bakanمُفَوَّضٌ
murahhas,yetkili,ruhsatlı,izin verilmiş,büyük elçi,orta elçi,elçi düzeyinde bakan,komiser,murahhas,yetkili,ruhsatlı, izin verilmişمُفَوَّضٌ
sefire,kadın elçi,kadın büyük elçi,kulplu gerdanlıkسَفِيرَةٌ
pis konuşmak,kötü laflar söylemek,küfür söylemek,çirkin laf söylemekرَفَثَ ـُـ رَفْثاً ورَفَثاً
bir kimsenin koşmasını talep etmek,vekil tutmak,vekil nasp ve ittihaz veya irsal etmek,elçi edinmek,elçi göndermek,vekil tayin etmekإِسْتَجْرَي : إِسْتِجْرَاءً ، هُ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ ...قُولُوا بِقَوْلِكُمْ ، وَلا يَسْتَجْرِيَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ ...
cem etmek,toplamak,her nesnenin iptidası,başı,evveli,düşünmeden söz söylemek,hazır cevaplık etmek,düşünmeksizin söz söylemek,hazır cevap etmek,bedahetten ve düşünmeden bir şey söylemek,okumak,konuşmak,bir sözü veya şiiri bilebedahe söylemek,doğaçlama,irtإِرْتِجَالٌ (ج) إِرْتِجَالاَتٌ
yalan söylemek,kesilmek,ırzına,namusuna leke sürmek,ırzına dokunmak,düşünmeden söylemek,doğaçtan söylemek,söze yalan karıştırmakإِبْتَشَكَ : إِبْتِشَاكاً
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
ağzı bozuk olmak,küfürbaz olmak ,edepsizce söylemek,biedebane lakırdı etmek,bedzeban olmak,kötü söz söylemek,fuhuş söz söylemekبَذِئَ ـَـ بَذَاءًَ و بَذَاءَةً و بَذُؤَ ـُـ بَذَاءَةً
sözünde saçmalayarak konuşmak,ozanlık etmek,herze ve hezeyan söylemek,gevezelik etmek,abes ve manasız söz söylemek,saçma sapan söz söylemekأَهْذَرَ : إِهْذَاراً فِي
hıçkırmak,çok söylemek ve ağzını doldura doldura söylemek,ağız doldurarak çok söylemekتَفَيْهَقَ : تَفَيْهُقاً
Baş melek,Melek ulusuملائكة مقربون
Melekملاك
melekمَلاَكٌ
melekمَلَكٌ (ج) مَلاَئِكُ و مَلاَئِكَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ...وَقَالُواْ لَوْلا أُنزِلَ عَلَيْهِ مَلَكٌ وَلَوْ أَنزَلْنَا مَلَكًا لَقُضِيَ الأَمْرُ ثُمَّ لاَ يُنظَرُونَ...
melekمَلَكٌ
Melekمَلاَك
melek,mesajمَلأَكٌ (ج) مَلئِكَةٌ
baş melekملائكة مقربون
melek (ar)ملاك ، ملك
melek,mesajمَلأكَةٌ
melek ulusuملائكة مقربون
melek,meleklerمَلَكٌ (ج) مَلاَئِكَةٌ
baş melek (din)ملائكة مقربون، رئيس الملائكة
İsrafil,bir ulu melekإِسْرَافِيلُ (عبر)
melek,melaike,güç yetmesiمَلاَكٌ (ج) مَلاَئِكَةُ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
tuvalet ihtiyacını gidermek,tüketmek,öldürmek,yerine getirmek,beyan etme,bildirmek,emr etmek,hükmetmek,ayırmak,iki düşman arasında hükmetmek,Allah:emretmek,görevlendirmek,namazı,orucu borcunu eda etmek,namazı kaza etmek,ihtiyacını görmek,ifa etmek,yok etmek,idam etmek,ödemek,hüküm etmek,ölmek,nail olmak,vakti harcamak,borcu eda etmek,hüküm etmek,karar vermek,borcunu vermek,ihtiyaçlarını temin etmek,vakit geçirmek,ayırmak,iki düşman arasında hükmetmek,Allah emretmek,görevlendirmek,namazı,orucu borcunu eda etmek,namazı kaza etmek,ihtiyacını gidermek,görmek,geçirmek,emretmek,ihtiyacını görmek,ifa etmek,yok etmek,idam etmek,ödemek,öldürmek,yerine getirmek,bitirmek,tuvalet ihtiyacını gidermek,tüketmek,yerine getirmek,beyan etmek,bildirek,ölmek,nail olmak,vakti harcamak,borcu eda etmekقَضَي ـِـ قَضَاءً و قَضْياً و قَضِيَّةً بَيْن ، علي، لِ ، مِنْ
gurbete göndermek,batılılaştırmak,meskenden uzaklaştırmak,garplılaştırmak,batıya göndermek,sürgün etmek,memleketten uzağa göndermek,memleketten uzağa göndermek,batılılaştırmak,garpleştirmek,uzak memleketlere yolculuk etmek,batı tarafa gitmek,uzaklaştırmakغَرَّبَ : تَغْرِيباً ، هُ
vahiy etmek,bildirmek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,gizlice söylemek,bildirmekأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، لِ
tarih yazmak,tarih atmak,yazmak,vakit tayin etmek,tarihini belirtmek,tarih kitabını yazmakأَرَّخَ : تَأْرِيخاً بِ ، هُ
fotokopisini çekmek,kopya etmek,kopyalamak,suretin aynısını yazmak,kitap yazmak,aynısını almak,nüshasını yazmak,nüsha edinmek,çıkarmak,iptal ve silmesini talep etmek,izale etmek,gidermek,istinsahإِسْتِنْسَاخٌ (ج) إِسْتِنْسَاخَاتٌ
fotokopisini çekmek,kopya etmek,kopyalamak,suretin aynısını yazmak,kitap yazmak,aynısını almak,nüshasını yazmak,nüsha edinmek,çoğaltmak,iptal ve silmesini talep etmek,izale etmek,gidermek,fotokopi etmek,nüsha çıkarmak,çoğaltmak,bakıp yazmak,suretin almak,إِسْتَنْسَخَ : إِسْتِنْسَاخاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... إِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ ...
elçi,delege,heyet,temsilci olarak göndermek,elçilikle göndermek,yollamakوَفَّدَ : تَوْفِيداً عَلَي
çabuk yürüyerek yaklaşmak,başlamak,ola yazmak,yakınlık ifade eden fiillerdendir,neredeyse,az kaldıki,süratle yürümek,seğirtip gitmek,çabuk yürümek,öle yazmak,ramak kalmak,ivdirmek,az kaldı ki,ola yazmak,أَوْشَكَ : إِيْشَاكاً عَلَي
emretmekأمر
buyurmak,emretmekأَمَرَ ـُـ أَمْراً و آمِرَةً و إِمَاراً ، هُ
armağan etmek,hediye etmek,bağışlamak,Haremi şerife kurbanlık deve götürmek,göndermek,yol göstermek,gelini güveyin evine göndermekأَهْدَي : إِهْدَاءً إِلَي ، لِ
6-) Emretmek ,buyurmak,buyurdu,buyrulmuşأَمْرٌ ، أَمَرَ ، مَأْمُورٌ
hastalığa deva,ilaç,derman aramak,istemek,ilaç yazmak,reçete yazmak,sormak,hekime danışmakإِسْتَطَبَّ : إِسْتِطْبَاباً ب ، ل، هُ و يُقَالُ ... لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ يُسْتَطَبُّ بِهِ إِلاَّ الحَمَاقَةُ أَعْيَت مِنْ يُدَاوِهَا ...
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْيًا أَوْ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ ...
nefsi,hayatı olan,nefis,nefes vahiy,can,ruh,nefsi,hayatı olan,,öz,nefis,gökçeklik ki mübarek ve yümünlü ve hayırlı olmak,zivindirik,cebrail, isa, melek,kuran, hakkın emri, hükmü,,nefes vahiy,,büyük meleklerرُوحٌ (ج) أَرْوَاحٌ : نَفْسٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ......
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
Vahiyوحي
vahiy et !حِ !
vahiyوَحْيٌ
vahiy inmekنزول الوحي
vahiy katipleriكتبة الوحي ، كتاب الوحي
vahiy (din)وحي
vahiy katipleriكُتَّابُ الوَحْيِ : كَتَبَةُ الوَحْيِ
vahiy katipleriكَتَبَةُ الوَحْيِ : كُتَّابُ الوَحْيِ
vahiy meleğiملك الوحي ، جبريل عليه السلام
vahiy katibiكاتب الوحي
vahiy katibiكَاتِبُ الوَحْيِ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
vahiy etmek,vahiy göndermek,feyiz yoluyla bildirmek,öğretmek,ilham etmek,sözü gizli söylemek,nihai söz söylemek,yol göstermek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,emr etmek,çabuk davranmak,ağlamak,emir ve hüküm altına almakأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، بِ ، لِ و في القُرْآنِ العَظِيم ... قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا ... إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِن بَعْدِهِ وَأَوْحَيْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَالأَسْبَاطِ ... وَأَوحى رَبُّكَ إِلَى النَّحلِ أَنِ اتَّخِذي مِنَ الجِبالِ بُيوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمّا يَعرِشونَ ...
bir şeyin ilham edilmesini dilemek,gönüle ilham eylemekإِسْتَلْهَمَ : إِسْتِلْهَاماً
vahiy etmek,bildirmek,elçi melek göndermek,ilham etmek,kalbe korku,endişe düşmek,mektup yazmak,işaret etmek,gizlice söylemek,bildirmekأَوْحَي : إِيْحَاءً إِلَي ، لِ
ilham etmek,ilham,esin,kalbe doğan fikir,ilahi vahiy,feyiz yoluyla Allahtan salih kulunun kalbine konan şeyإِلْهَامٌ (ج) إِلْهَامَاتٌ
esin,ilham niyaz etmek,birinin kalbine bir şey koymak istmek,ilham etmek istemekإِسْتَوْزَعَ : إِسْتِيزَاعاً
gurbete göndermek,batılılaştırmak,meskenden uzaklaştırmak,garplılaştırmak,batıya göndermek,sürgün etmek,memleketten uzağa göndermek,memleketten uzağa göndermek,batılılaştırmak,garpleştirmek,uzak memleketlere yolculuk etmek,batı tarafa gitmek,uzaklaştırmakغَرَّبَ : تَغْرِيباً ، هُ
esinlemek,kalbine koymak,ilham eylemek,ilham etmek,haber vermek,Allah gönlüne koymak,telkin etmet,kalbine koymak,aklına getirmek,bir şey yutturmakأَلْهَمَ : إِلْهَاماً ، هُ
elçi,delege,heyet,temsilci olarak göndermek,elçilikle göndermek,yollamakوَفَّدَ : تَوْفِيداً عَلَي
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْيًا أَوْ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ ...
esin,Allah tarafından gönüle gelen nesne,beyan,ilham,kalbe doğan fikir,ilahi vahiy,feyiz yoluyla Allahtan salih kulunun kalbine konan şey,feyizle kulun kalbine nesne ilka ve telkin etmek,ilham etmekإِلْهَامٌ (ج) إِلْهَامَاتٌ : َْ يُلْقَي اللّهُ فِي نَفْسِ المَرِْ أَمراً يَبْعَثُهُ عَلَي فِعْلِ الشَّيْئ أَوْ تَرْكِهِ ، مَا يُلْقيَ فِي القَلْبِ اَوِ العَقْلِ مِنْ مَعَانٍ و أَفْكَارٍ
armağan etmek,hediye etmek,bağışlamak,Haremi şerife kurbanlık deve götürmek,göndermek,yol göstermek,gelini güveyin evine göndermekأَهْدَي : إِهْدَاءً إِلَي ، لِ
delege,heyet,temsilci göndermek,elçilikle göndermek,elçilikle yollamakتَوْفِيدٌ (ج) تَوْفِيدَاتٌ
postalamak,postya ile göndermek,elçi göndermek,soğutmak,soğuk su vermek,su ile ıslatmak,akşamlamakأَبْرَدَ : إِبْرَاداً إِلَي ، ب، لَ
ayırmak,ayrılmak,açmak,uzağa göndermek,uzaklaştırmak,uzakta göndermek,men ve bertaraf etmek,vazgeçirmek,zarar vermek,semer ve eyerin altına hayvana vurmamak için pamuk kaplamak yahut pamuklu koymak,yorulmakبَدَّ ـُـ بَدّاً
kendi kendine yazılmak,yazı yazınmak,kendi için başka kimse yazı yazmasını talep eylemek,yazı öğretmek,yazdırmak,yazmak,istinsah etmek,kopya etmek,yazıyı öğretmek,kayıt olmakإِكْتَتَبَ : إِكْتِتَاباً فِي ...
yazılmak, yazı yazınmak, yazı öğretmek, kendisi için başka kimse yazı yazmasını istemekإِكْتَتَبَ : إِكْتِتَاباً فِي ...
yazı,bir yazı,yazma,yazmak,yazı,kitabe,kitabet,inşaكِتَابَةٌ (ج) كِتَابَاتٌ ، خِطَابٌ ، خَطٌّ ، قَدَرٌ، إِنْشَاءٌ
yazacak zaman,yazacak yer,yazıp okunacak yer,yazmaklık,büro,yazıhane,mektep,okul,ofis,divan,yazı sırası,desk,yazı yazılan yer,makam,servis,Kürtçe nuvisgeh,yazı masasıمَكْتَبٌ (ج) مَكَاتِبُ : مَائِدَةُ الكِتَابَةِ ، دِيْوَانٌ ، مَدْرَسَةٌ
vay,yazı olsun demek,zülüm etmek,incitmek,tecavüz etmek,bir gözü yeşil olmakحَافَ ـِـ حَيْفاً عَلَي
üzerine yazı yazı yazılan beyaz deri,arpaقَضِيمٌ : شَعِيرٌ
yazı aleti,daktilo,yazı makinesi,kalemآلَةُ الكِتَابَةِ : القَلَمُ
yazdırmak,bakmadan yazı yazmak,imla etmek,ezberden yazmak,bir nesneyi doldurma,memlu kılmak,nezle etmekdolu kılmak,tahrir etmek,tehir etmek,ihmal etmek,imla,yazım,yazım sanatı, dikte etmek,diktasyon,küydürmek,mühlet vermek,tehir etmek,geciktirmekbekletmek,fırsat vermek ve okumak,uzatmakإِمْلاَءٌ (ج) إِمْلاَءَاتٌ و أَمَالٍ و أَمَالِيّ ، إِمْهَالٌ ، تَاْخِيرٌ و يقال أَمْلأَهُ اللهُ اي أَزْكَمَهُ فَهُوَ مَمْلُؤٌ اَيْ مَزْكُومٌ
yazı yazılan deri,yazı yazılacak ince deri,yazı yazılan yufka deri,hırtar,rak,yufka deri,film,kölelik,kaplumbağaرَقٌّ (ج) رُقُوقٌ : يقال كتبه في الرَّقّ اي في الجلد الرقيق
vahiy etmek,bildirmek,işaret etmek,vahiy,ilahi emir,ilham,gizli söz,esin,esinti,ilham eylemek,vahiy etmek,bildirmek,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,kitap,kast etmek,yönelmek,vahiy,söz,peygambere gelen haber,birine ilka olunan söz,ses,avaz,ilham,yazı,mektup,esinوَحْيٌ (ج) وُحِيٌّ : قصد ، توجه و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَمَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُكَلِّمَهُ اللَّهُ إِلاَّ وَحْيًا أَوْ مِن وَرَاءِ حِجَابٍ أَوْ يُرْسِلَ رَسُولاً فَيُوحِيَ بِإِذْنِهِ مَا يَشَاءُ إِنَّهُ عَلِيٌّ حَكِيمٌ ...
çok yazı yazmak,yazı yazdırmak,şiddetle yazdırmak,çizdirmek,telif ettirmek,ordu,asker,çeri hzırlamak,yazı öğretmek,askeri bölük bölük,alay alay düzenlemek,yazmasına yahut yazılmasına mucip olmak,asker toplamak,askeri bölük yapmakكَتَّبَ : تَكْتِيباً ، هُ
yazdırmak,dikte etmek,bakmadan yazı yazmak,doldurmak,imla etmek,mühlet vermek,denemek için fırsat vermek,bekletmek,atın ipini uzatmakأَمْلَي : إِِمْلاَءً عَلَي ، لِ ، هُ و في القُرْآنِ الكَرِيمِ ...و أَمْلَيْتُ لِلكَافِرِين ... أَيْ أَمْهَلْتُهُمْ
Zebur,Hz.Davuta gelen kitap,yazılmış,yazı yazılacak ve yazı yazılan kitapزَبُورٌ (ج) زُبُرٌ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
yazı yazmak ve şiir türetmek,kopya etmek,kovmak,akıl,usزَبْرٌ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
tarih yazmak,tarih atmak,yazmak,vakit tayin etmek,tarihini belirtmek,tarih kitabını yazmakأَرَّخَ : تَأْرِيخاً بِ ، هُ
fotokopisini çekmek,kopya etmek,kopyalamak,suretin aynısını yazmak,kitap yazmak,aynısını almak,nüshasını yazmak,nüsha edinmek,çıkarmak,iptal ve silmesini talep etmek,izale etmek,gidermek,istinsahإِسْتِنْسَاخٌ (ج) إِسْتِنْسَاخَاتٌ
fotokopisini çekmek,kopya etmek,kopyalamak,suretin aynısını yazmak,kitap yazmak,aynısını almak,nüshasını yazmak,nüsha edinmek,çoğaltmak,iptal ve silmesini talep etmek,izale etmek,gidermek,fotokopi etmek,nüsha çıkarmak,çoğaltmak,bakıp yazmak,suretin almak,إِسْتَنْسَخَ : إِسْتِنْسَاخاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... إِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ ...
çabuk yürüyerek yaklaşmak,başlamak,ola yazmak,yakınlık ifade eden fiillerdendir,neredeyse,az kaldıki,süratle yürümek,seğirtip gitmek,çabuk yürümek,öle yazmak,ramak kalmak,ivdirmek,az kaldı ki,ola yazmak,أَوْشَكَ : إِيْشَاكاً عَلَي
hastalığa deva,ilaç,derman aramak,istemek,ilaç yazmak,reçete yazmak,sormak,hekime danışmakإِسْتَطَبَّ : إِسْتِطْبَاباً ب ، ل، هُ و يُقَالُ ... لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ يُسْتَطَبُّ بِهِ إِلاَّ الحَمَاقَةُ أَعْيَت مِنْ يُدَاوِهَا ...
süslemek,tezyinetmek,nakışlamak,kitaba dibace,kitaba önsöz yazmak,şık bir uslupla yazmakدَبَّجَ : تَدْبِيجاً
kenar yazmak,haşiye yazmakتَحْشِيَةٌ
kitaba ve mektuba önsöz yazmak,başlık ve sername yazmakعَلْوَنَ : عَلْوَنَةً
yazmak,yazmak suretiyle bildirmek,birini cismi vucudu iri,büyük olmak,ceur ve yiğit olmak,yürekli olmak,alp olmak,koçu semirtmekأَزْبَرَ : إِزْبَاراً
kitaba ve mektuba önsöz yazmak,başlık ve sername yazmak,evvel,unvan,serlevha,başlıkعُلْوَانٌ : عُنْوَانٌ
çizmek,yazmak,kesmek,çarpmak,yazmak,çizmek,satırlamakسَطَرَ ـُـ سَطْراً
yazıyı karmakarışık yazmak,yazıyı karışık ve okunmaz surette yazmak,sözü karmakarışık söylemekثَبَّجَ : تَثْبِيجاً
harf yazmak,meşk yazmak,elbiseyi yırtık pırtık etmek,taramak,yarmak,çekmek,nesnenin uzanması için çekmek,zayıfça yemek,dürtmede,vurmada,kırbaçlamada ve yemede acele etmek,kapta yediğinden fazla yemek bırakmakمَشَقَ ـُـ مَشْقاً
çizmek,çizgili,satırlı yapmak,çizgi çizmek,efsane yazmak,çizgili yapmak,ibareyi yazmak,satırlamakسَطَّرَ : تَسْطِيراً هُ
ilham eylemek,ilahi vahiy etmek,işaret etmek,gizlice söylemek,elçi melek göndermek,yazmak,emretmek,Allah vahiy göndermek,ilham etmek,yazı yazmak,bildirmekvahiy etmek,emretmek,وَحَي ـِـ وَحْياً إِلَي
eliyle göstermek,işaret etmek,emretmek,nasihat etmek,muhabere etmek,atıf etmek,vurgulamak,kovandan bal çıkarmak,sağmak,öğüt vermekأَشَارَ : إِشَارَةً إِلَي ، بِ ، عَلَي ، هُ و تَقُولُ أَشِرْنِي عَسَلاً اَيْ اَعِنْيِ فِي إِسْتِخْرَاجِهِ و جَنْيِهِ مِنْ خَلاَيَاهُ
eliyle göstermek,işaret etmek,emretmek,nasihat etmekأَشَارَ : إِشَارَةً
tuvalet ihtiyacını gidermek,tüketmek,öldürmek,yerine getirmek,beyan etme,bildirmek,emr etmek,hükmetmek,ayırmak,iki düşman arasında hükmetmek,Allah:emretmek,görevlendirmek,namazı,orucu borcunu eda etmek,namazı kaza etmek,ihtiyacını görmek,ifa etmek,yok etmek,idam etmek,ödemek,hüküm etmek,ölmek,nail olmak,vakti harcamak,borcu eda etmek,hüküm etmek,karar vermek,borcunu vermek,ihtiyaçlarını temin etmek,vakit geçirmek,ayırmak,iki düşman arasında hükmetmek,Allah emretmek,görevlendirmek,namazı,orucu borcunu eda etmek,namazı kaza etmek,ihtiyacını gidermek,görmek,geçirmek,emretmek,ihtiyacını görmek,ifa etmek,yok etmek,idam etmek,ödemek,öldürmek,yerine getirmek,bitirmek,tuvalet ihtiyacını gidermek,tüketmek,yerine getirmek,beyan etmek,bildirek,ölmek,nail olmak,vakti harcamak,borcu eda etmekقَضَي ـِـ قَضَاءً و قَضْياً و قَضِيَّةً بَيْن ، علي، لِ ، مِنْ
acı olmak,süt pek ekşimek,afete,belâya uğramak,şişenin ağzını sarıp bağlamak,güç işe sabır etmek,sabır ile emretmek,teselli etmek,sabrettirmek,mldürmek için hapis etmek,zorla yemin vermekأَصْبَرَ : إِصْبَاراً بِ ، فِي ، هُ
sarkıntılık yapmak,sataşmak,tasallut eylemek,müşavere etmek,suikast hazırlamak,biribirine öldürmekle emretmek,müstebit olmakتَأَمَّرَ : تَاَمُّراً عَلَي ، إِئْتَمَرَ : إِئْتِمَاراً بِ
acı olmak,süt pek ekşimek,afete,belaya uğramak,şişenin ağzını sarıp bağlamak,sabır ile emretmek;teselli etmek,sabrettirmekإِصْبَارٌ (ج) إِصْبَارَاتٌ
acı olmak,süt pek ekşimek,afete,belaya uğramak,şişenin ağzını sarıp bağlamak,sabır ile emretmek,teselli etmek,sabrettirmekأَصْبَرَ : إِصْباراً
acı olmak,süt pek ekşimek,afete,belâya uğramak,şişenin ağzını sarıp bağlamak,sabır ile emretmek,teselli etmek,sabr ettirmek,sabır ve tahammül etmek,sabır ve tahammül ettirmekإِصْبَارٌ (ج) إِصْبَارَاتٌ
emretmekأمر
buyurmak,emretmekأَمَرَ ـُـ أَمْراً و آمِرَةً و إِمَاراً ، هُ
6-) Emretmek ,buyurmak,buyurdu,buyrulmuşأَمْرٌ ، أَمَرَ ، مَأْمُورٌ
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid