1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid filana uykusuzluk arız olmuş kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
filana uykusuzluk arız olmuş أَصَابَهُ الأَرَقَ اَيْ السَّهَرُ و قِلَّةُ النَّوْمِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
filana kötülük yaptıأَجَلَ عَلَي فُلاَنٍ : أَسَاءَ إِلَيْهِ
filana sırrını söylediبَاحتَ فُلاَناً
filana zülüm ettiبَخَسَ فُلاَناً : ظَلَمَهُ
filana bel bağlanmazلا يعتمد عل فلان
filana bel bağlanmazلاَ يُعْتَمَدُ عَلَي فُلاَنٍ
filana baskı yaptılarأَوْصَدُوا عَلَي فُلاَنٍ : ضَيَّقُوا عَلَيْهِ و حَمَّلُوه مَا لاَ يُطِيقُ
filana bahşiş verdiإِمْتَاهَ : إِمْتِيَاهاً فُلاَناً
ona filana gönderdiبَعَثَهُ و بهِ إِلَي فُلاَنٍ
kabahati filana bindirdiرَكَّبَ الذَّنْبَ عَلَي فُلاَنٍ
haber filana ulaştıنَمِيَ الخَبَرُ إِلَي فُلاَنٍ
filan filana öfkelendiتَلَظَّي فُلاَنٌ عَلَي فُلاَنٍ
filan filana çektiشَابَهُ فِي الهَيْأَةِ أَوْ فِي الخَلْقِ
canım filana fedadırبِرُوحِي فُلاَن
köpek filana havladıنَبَحَ الكَلْبُ عَلَي فُلاَنٍ
filana avuç açmışفَاتِحٌ كَفَّهُ لِفُلاَنٍ
öfke ve acıdan insana arız olan ağrı ve hıraş güne tırmantı,yürek hastalığı,başta olan konak,baş konağıحَزَازَةٌ
şu sıstlık ve dolgunluk arızasına denir ki deve kısmına arız olur çok yürümek akabinde çok müddet bağlanıp durmaktan naşi meydana gelir,mideden ileri gelen bir çeşit nezle illetiمُلأَةٌ و يقال بالبعير مُلأَةٌ اي وهل من طول الحبس بعد السير
yumurta,baş zırhı,kask,miğfer,tuğulga,taşak,bir şeyin avlu ve cıvarı,saha,merkez,kıblegah,Taifin iri taneli bir nevi beyaz üzümü,başın her tarafına arız olan bir ağrıبَيْضَةٌ (ج) بَيَضٌ : خُوذَةٌ : خُصْيَةٌ و يقال حمي بَيْضَةً و فُلاَن يحوط بَيْضَةَ الإِسْلاَمِ و فِي المَثَلِ
bir şey arız olmak,bir işe yetişmek,gam isabet etmek,uğramak,başına bir şey gelmek,hastalığa tutulmak,yakalanmak,bir kimsenin yanına gelmek,paslanmakإِعْتَرَي : إِعْتِرَاءً ، هُ و يُقَالُ فُلاَنٌ يَعْتَرِيهِ الأَضْيَاف أَي تَعْشَاهُ
deve harın olduğundan çöküp yürümekten imtina eyledi,vücuduna kırıklık arız olup yahut bir hastalık ve illet isabet eylemekle harekete bimecal olup çöküp kaldı taki ifaket bulup yahut helak oluncaya kadarأَحَبَّ البَعِيرُ : برك فلم يثر أو أصابه كسر او مرض فلم يبرح مكانه حتي يبرأ او يموت
bina çöküp yıkılmak,aldırmadan bir işe saldırmak,kışın çoğusu gidip azı kalmak,hastalık insanlara genel olarak arız olmak,binanın eseri kalmamak vechi üzere yıkılmak,çökmek,düşmek,hırçınlaşmak,sonucu düşünmeden bir işe saldırmak,akılsızlıktan naşi bir işle bila mülahaza saldırıp girmek,atılmak,riske hiç akıl etmeyip kavgaya girmek,acele atılmak,acele koşmak,düşüncesizce hamle yapmak,bina çöküp yıkılmak,aldırmadan bir işe saldırmak,kışın çoğusu gidip azı kalmak,hastalık insanlara genel olarak arız olmak,akılsızlıktan naşi bir işle bila mülahaza saldırıp girmek,atılmak,riske hiç akıl etmeyip kavgaya girmek,hırçınlaşmakتَهَوَّرَ : تَهَوُّراً
bir zahmettir ki davarın memesine arız olur sütü pare pare uyunmuş gibi çıkar,koyun yahut dişi deve sütlü olmakla memesine nazar isabet eylediğinde yahut nemnak yerde yattığından südü pare pare uyuşuk olacak çıkmakخَرَطٌ
deli,mecnun,çılgın,ahmak,akılsız,imdat ve nusret ve hayır ve hesenat hususunda yavaş ve mutlaka ağır ve tembel olan,sevel denilen hastalığa uğramış koyun vesaire,hastalık veya cinnet arız olmasıyla sürüye uymyıp otlak yerinde dönüp duranteke,koç,koyunأَثْوَلُ (م) ثَوْلاَءُ (ج) ثُولٌ (جج) أَثَاوِلَةُ و يقال رجل أَثْوَلُ و إِمْرَأَةٌ ثَوْلاَءُ و تَيْسٌ أَثْوَلُ و شَاةٌ ثَوْلاَءُ
bir yumurta,yumurtanın birisi,baş zırhı,kask,miğfer,demirtaş,tuğulga,taşak,huse,haye,himaye,havza,kuvvet,güç,baş ağrısıbir şeyin avlu ve cıvarı,saha,merkez,kıblegah,Taifin iri taneli bir nevi beyaz üzümü,başın her tarafına arız olan bir ağrı,cemaat,بَيْضَةُ (ج) بَيْضَاتٌ (جج) بُيُوضٌ و بَيْضٌ : خُوذَةٌ : خُصْيَةٌ ، قُوَّةٌ ، حِمَايَةٌ ، حَوْلٌ ، و يقال حمي بَيْضَةً و فُلاَن يحوط بَيْضَةَ الإِسْلاَمِ و يُقَالُ الدُّجَاجَةُ او البَيْضَةٌ أَسْبَقُ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi yedib yanına doğru çekmek,yedek çekmekdavar kısmına arız olan aksaklık gibi yürüş haletine denir ki yanlarını çekerek yan yan yürümekten ibarettir bazen pek susuzluktan bazen fütürdan haşi olur,ve ziyadesiyle susuzluktan devenin öykeni yanına yapışmasıمَجْنَبٌ : جَنَبٌ
siyah kadın,sevda,kara,malhulya illeti,bir illet ki insana arız oldukta pek gamnak ve mukedder olur ve şiddet üzere olursa bazen kendisini telef eder ve aşk ve hırs ve tamah arzu ahlat-ı erbaa dan malum hılttırki safra ve dem ve balgamdan gayrıdırسَوْدَاء (ج) سُودٌ
hastalık,rahatsızlık yahut yorgunluk tan elem,dert arız olmak,sıtma ile titremek,örselemek,hava çok ısınmak,yılan eziyet verip acıtmak,yorgunluktan acı isabet etmeksıcak şiddetlenmek,rüzgar sakin olmak,hava çok ısınmak,yılan eziyet verip acıtmak,yorgunluktan acı iasbet etmekوَعَكَ ـِـ وَعْكاً و وَعْكَةً
kısa nesne,nesneyi kişi edip yanına götürmeklik ve yedek olan atlar ve yanıç olan yürüyüş,susuzluktan öyken ciğere yapışmak,bir nesneyi yedib yanına doğru çekmek,yedek çekmekdavar kısmına arız olan aksaklık gibi yürüş haletine denirki yanlarını çekerek yan yan yürümekten ibarettir bazen pek susuzluktan bazen fütürdan haşi olur,ve ziyadesiyle susuzluktan devenin öykeni yanına yapışmakجَنَبٌ : مَجْنَبٌ و في الحديث
yakin,şüphesiz bilme,kendisinde şek ve şüphe olmayan ilim,şek ve şüpheyi izale tme,giderme,ölüm,bir nesneyi gereği gibi bilmek,yakin,ölüm,kesin bilmek,yakin,kesin,şüphesiz,kanaat,inanç,katiyet,ikna,kesinlik,muhakkak,kati,itimat,güven,ölüm,bilgi,asla şek ve şüphe arız olmamak üzere bilmek,her nesnenin hakikatını varıp vasıl olmak,şek ve şüpheden ari olan malumat ve karibi karin olan,uzak olmayan,şüphesiz bilme,kendisinde şek ve şüphe olmayan ilim,şek ve şüpheyi izale etme,giderme,ölümيَقِينٌ : تَحَقُّقٌ ، إِقْتِنَاعٌ ، تَصْدِيقٌ ، ثَابِتٌ ، مَوْتٌ ، مُحَقَّقٌ و في القرآن الكريم : وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ اي الموت و قيل اليقين هو طُمأنينة القلب علي حقيقة الشيئ او عند أهل الحقيقة رؤية العيان بقوة الإيمان والحجة و البرهان
boğaz olmuşصحل أي أصابه ذلك
badi olmuşمستلزم ، منبعث ، مستوجب
olan,olmuşصَائِرٌ
belli olmuşمتحقق ، متبيّن
vaki olmuşواقع
bedbaht olmuşحُدَّ وهُوَ مَحْدُودٌ
viran olmuşمضمحل، خراب ، مندرس
mahsup olmuşمحسوب ، مقبول في الحساب
bina olmuşمبنيّ
aforoz olmuşحُرِمَ
yavi olmuşغائب ، زائل
mest olmuşمهتزّ طرباً او فرحاً
yok olmuşمعدوم ، منعدم ، مفقود ، زائل ، فان ، هالك ، ممحي ، مضمحل، متلوف
mahrum olmuşمحروم ، مسلوب
olmuş kirazكرز ناضج
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid