900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid filana uykusuzluk arız olmuş kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
filana uykusuzluk arız olmuş أَصَابَهُ الأَرَقَ اَيْ السَّهَرُ و قِلَّةُ النَّوْمِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
benek benek olmuşأَصَابَتْهُ نِكَاتٌ أَيْ البَدَنَ أَوِ الوَجْهَ أَوِ الثَّوْبَ أَوِ السَّيْفَ أَوِ الحَائِطَ و غَيْرَ ذَلِكَ مِنْ مَرَض أَوْ وَسَخٍ أَوْ لُطَاخَةٍ
parçalamak,hurma koruğu yarı olmuş hale bir nesneyi taşla dövüp ufatmak,gelmek,havuzun suyu azalmak,az su kalmak,birinin sabırsızlık ve hüzün kederini izale etmek,gidermek,az su koymakجَزَّعَ : تَجْزِيعاً ، هُ
azat olmuş kulun kölesine ve onu kölesine denir,katı,şiddetli,arpa satıcı ve bakla satıcı ve otçuluk ve karacılık edici kimseمَاقِطٌ و يقال سَاقِطٌ بن مَاقِط بن لاَقِطٌ
olgun,olgun meyve,kemale gelen meyve,kırmızı,kızarmış her şey,olgunlaşmış,pişmiş,gelişmiş,olmuş,kemale ermiş meyve,yetişmiş meyve,köynümüş,kıvam bulmuş olanيَانِعٌ : يَنِيعٌ : نَضِيجٌ
henüz doğurmuş olan koyun,kuzusu helak olmuş koyun,doğurması pek yakın olan koyun,ihsan,imet,hacet,zaruret,ihtiyaç,metin ve muhkem olan düğüm,Cemaziyyel Ula ayının eski adıرُبَي (ج) رُبَابٌ
saçları pörçük pörçük olmuş,saçları pörçüklenmişتَجَعَّدَ شَعْرُهُ
düzgün,organize olmuş,organize edilmiş,düzenli,tanzim olunmuş,münazzam,sistematik,düzenli,tanzim olunmuş,örgütlüمُنَظَّمٌ
ferci küçük kadın,ferci yırtık ve makatıyla birleşmiş kadın,ferciyle dübrü bir olan avrat,iki ferci bir olmuş avratأَتُومٌ
düz,düz olan,doğru olan,doğru,olmuş,pişmiş,müsteviمُسْتَوِيٌ
fitil,bükülmüş ip ve burkun,burkun olmuş ot,çekirdeğin kabuk miktarı,sicim,bükülmüş şey,kir,pas,çekirdek filizi,çekirdeğin kabuk miktarıفَتِيلٌ و في القرآن ... وَلاَ يَظْلِمُونَ فَتِيلاً ...
cemetmek,toplamak,bir nesnenin üzerine ittifak etmek,ashab-ı güzin hazretlerinin ittifakları üzere akaid hükmüne dahil olmuş umuru diyniyyenin heyeti mütemiası,oy birliği etmek,icma,konsensüs,ittifak,bir şey üzerinde görüş birliği etmekإِجْمَاعٌ (ج) إِجْمَاعَاتٌ : إِتِّفَاقٌ ، إِجْتِمَاعٌ و فِي العُرْفِ إِجْمَاعُ الأُمَّةِ إِتِّفَاقُ المُجْتَهِدِين عَلَي أَمْرٍ او نَهْيٍ
hayat ve ruh bakiyyesi,kalıntısı,ramak,hane,ev,döşeme,çemenzer,suizan,töhmet,şüphe,havuz kalan su bakiyyesi,kalıntısı ,zubye,avcı çukuru,sıcaklığı zail olmuş kül,zina,fücür,fuhuş,taştan çevrilmiş koyun ve deve ağılı himmet,hastalık,dertطِنْءٌ : بقية الحياة و حشاشة الروح ، منزل ، بساط ، ريب ، تهمة ، داء ، مرض و تقول تركته بطنئه اي بحشاشة نفسه و يقال بعيد الطنء اي بعيد التهمة
en eski,en önce,ziyade mukaddem ve evvel olan,daha eski,akdem,en kıdemli,çoktan olmuş,daha evvel,evvel gelen,evvelden olan,ileri,atak,aslanأَقْدَمُ (ج) أَقْدَمُون ، أَسْبَقُ ، أَسَدٌ ... الكُرْدُ هُمْ مِنْ أَقْدَمَ الشُّعُوبِ فِي العَالَم ... أَقْدَمُ مِنَ الأَسَدِ ...
avrat çocuğunu yitirmek,yavı kılmak,ana çocuğunu kayıp etmek,bir adam sevgili dostunu yahut çocuğunu kayıp etmek,evlat veya ahbabını kayıp eden adamın hali, evlat veya ahbap fevtine düçar olmuşثَكْلٌ : ثُكْلٌ : ثَكَلٌ و يقال أَقْلَقَهُ الثَّكَلُ
toplamak,cem etmek,öteden beriden bir yere getirmek,kelimelerin bir şekli ki birden yahut ikiden ziyade delalet eder,cemaat,gruh,ordu,kalabalık,topluluk,çoğul,cemi,toplama,bir araya getirmek,devşirmek,topluluk,birleştirmek,olmuş hurma,toplamak,derlemek,biriktirmekجَمْعٌ (ج) جُمُوعٌ ، حَشْدٌو فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ... وَنَادَى أَصْحَابُ الأَعْرَافِ رِجَالاً يَعْرِفُونَهُمْ بِسِيمَاهُمْ قَالُواْ مَا أَغْنَى عَنكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ ...
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- بَائِجَةٌ (ج) بَوَائِجُ ، جَائِحَةٌ (ج) جَوَائِحُ - مفاعل الماء الثقيل - رفاقة ، مرافقة، مصاحبة - تَسَطُّرٌ (ج) تَسَطُّرَاتٌ - أَفْوَاجاً و فِي القُرْآنِ الكَرَيِمِ ...و رَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِيْنِ اللهِ أَفْوَاجاً... - نشوق ، عطوس - إِسْتِقْطَابِيٌّ (ج) إِسْتِقْطَابِيُّون - مُتَسَوِّسٌ - مَرْكَزُ الإِسْتِجْمَامِ - عَوْدٌ - نَشْرُ التَّعْلِيمِ - نَظِيرٌ(ج) نُظَرَاءُ : مثل ، شبيهٌ - سورة الفاتحة ، أم الكتاب ، أصل الكتاب ، فاتحة الكتاب - وَرَي فُلاَناً - كَرْكَرُ - إِسْتَنْظَفَ الحَاكِمُ الضَّرِيبَةَ : إِسْتَوْفَاهَا ، أَخَذَهَا - تَجْرُبَةُ حَيَاةٍ - سَلِيمُ الطَّوِيَةِ - لكل داء دواء - أي كان - الكل أعظم من جزئه - بَذْلَةٌ ، بِذْلَةٌ (ج) بَذْلاَتٌ و بِذَّلٌ ، طَقْمٌ : بَدْلَةٌ ، مِنَ الثِيَابِ مَا يُلبَسُ فِي الخِدْمَةِ و الَعَمَلِ : يقال جَاء فِي بِذْلَتِهِ - كل الناس يروح علي مرسين وهم يروحون علي العكس - معسكر كشفي ، مخيم الكشّافة ، مخيم كشفي - مِشْوَاةٌ : إِسْكَارَةٌ ، شِكَارَةٌ - قرع بالسمع - قُرْآنٌ - كُورُ الصَّيَّاغِ - القيام بالمساعي - قعود
ElmaWarid