1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve/adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu تَهَمَّكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
galiz kemikli adam,uzun boylu adam,tüysüz deve,eğri boyunlu erkek deve kuşu,eğrice uzun olanأَسْقَفُ (ج) سُقْفٌ (م) سَقْفَاءُ : الغَلِيظُ العِظَام ، الطَّوِيلُ مِنَ الرِّجَالِ ، الجَمَلُ الّذِي لاَ وَبَرَ عَلَيْهِ ، الأَعْوَجُ العُنُقِ مِنْ ذُكُور النَّعَامِ ، الطَّوبلُ فِي إِنْحِنَاءِ
ihtiyarlıktan dişleri aşınıp kuyruğunun tüyleri dökülmüş deve,pek ihtiyar ,salharde adam döl ilkah edemiiyen yaşlı deve,ayıplı ve lekeli adam,ağacı ve ekini üç günde bir kere suvarmakثِلْبٌ (ج) أَثْلاَبٌ و ثِلَبَةٌ و يقال بَعِيرٌ ثِلْبٌ و رَجُلٌ ثِلْبٌ
memesi bağsız dişi deve,yularsız salma deve,damgası ve nişanesi olmayan deve,kimseye tabi olmayıp kendi başına müstakil olan adam, iş gücü olmayan, boş gezen serseri,başlı başına,hodser,işsiz güçsüz avare gezer olan,sopa ve kancası olmayan çoban,silahsız adamبَاهِلٌ (ج) بُهْلٌ و بُهُلٌ و يُقال ناقة باهِل و رجل باهِل و هو بَاهِل
memesi bağsız dişi deve,yularsız salma deve,damgası ve nişanesi olmayan deve,kimseye tabi olmayıp kendi başına müstakil olan adam, iş gücü olmayan, boş gezen serseri,başlı başına,başıbaşına gezen,dolaşan,hodser,işsiz güçsüz avare gezer olan,sopa ve kancası olmayan çoban,silahsız adamبَاهِلٌ (ج) بُهْلٌ و بُهُلٌ ، مُتَرَدِّدٌ بِلاَ عَمَلٍ ، رَاعِيٌ بِلاَ عَصَا ، الّذِي لاَ سِلاَحَ مَعَهُ ، و يُقال ناقة باهِل و رجل باهِل و هو بَاهِل
daha süt emen deve yavrusu ölmüş deve yavrusunun anasına gösterilip sütünü koyu vermesi için samanla doldurulmuş derisi,kül,ahmak adam,deve köçeğinin derisiki samanla doldurup anasına gösterirler ki sağılmaktan çekinmesin,ahmak kimse,kül,deve köçeğiبَوٌّ (ج) أَبْوَاءٌ : وَلَدُ النَّاقَةِ ، جِلْدُ وَلَدِ النَّاقَةِ المَيِّت يُحْشَي تِبْناً أو غَيْره و يُقرب من النَّاقَة لتدرّ ، أَحْمَقُ ، رَمَادٌ و
adam deve edindi,deve sahibi olduأَبَّلَ الرَّجُلُ الإبْلَ : تَمَلَّكَهَا
çayır yemekle suya muhtaç olmayan deve,deve ve koyun işlerinde mahir ve usta olan adam,deve ahvalşini iyi bilen,develere malik ve sahip olanآبِلٌ (ج) أُبَّالٌ
hoyrat,şaşkın,sebükmağz adam,pek uzun kimse,sert,kaba,iri,pir ve ihtiyar adam,mutlaka iri ve dizman deve kuşu ve sair hayvan,beli metin ağır yüke dayangan erkek deve,ziyadesiyle kesici olan kılıç,katiخَدِبُ : مُتَخَدِّبٌ : أخْدَبُ: قاطع و يقال سيف خَدِبٌ اي قاطع: عظيم الهيكل ، قوي البنية ، شديد الصلب
memesi bağsız deve,yularsız,salma deve,boş gezen,hür ve serbest,sopası olmayan çoban,silahsız adamبَاهِلٌ (ج) بُهْلٌ و بُهُلٌ
taş dibek,havan,musluk taşı,büyük ve kuvvetli deve,gece gündüz yoldan korkmayan,korkuya aldırmayan adam,şiddetle yiyen deveمِهْرَاسٌ (ج) مَهَارِيسُ
adam çok deve sahibi oldu,adam iç yağını erittiأَجْمَلَ الرَّجُلُ
adam cima etmekten imtina etti,adam develendi yani deve sahibi olduتَأَبَّلَ الرَّجُلُ : إِمْتَنَعَ عَنِ الجِمَاعِ
daha süt emen deve yavrusu ölmüş deve yavrusunun anasına gösterilip sütünü koyu vermesi için samanla doldurulmuş derisi,kül,ahmak adamبَوٌّ
sekiz yaşındaki deve,altı yıllık deve,dokuz yaşında çıkan azı dişi yeni çıkmış deve,devenin dokuzuncu yaşında çıkan azı dişi,tecrübesi çok ve dirayeti mükemmel adamبَازِلٌ (ج) بُزَّلٌ و بُزُلٌ و بَوَازِلُ
iri cüsseli kocamış adam veya deve veya deve kuşuهَبِلٌّ
boyunduruğa koşturmak,bir şeyi bir şeye yanaştırıp bitiştirmek,birbirine çatmak,bir araya getirmek,ulaştırmak,bir nesneyi bir nesneye bağlamak,koşmak,yaklaştırmak,birleştirmek,satmak,çatık kaşlı olmakقَرَنَ ـِـ قَرْناً و قِرَاناً إِلَي ، بِ
niyet etmek,kastetmek,bir işten dönmek,sapmak,bir yerde durmak,oturmak,ikamet etmek,bir işe azm ve niyet etmek,bir kimsenin ihtiyacını gidermek,bir yerden bir yere gitmek,taşınmak,geçmek,intikal etmekإِنْتَوَي : إِنْتِوَاءً ، عَنْ ، هُ
bazı,bazısı,kimi,kimisi,birkaç,biraz,bir kısım,bir miktar,her nesne,bir parça,biri,cümlesi olmayıp içlerinden bir takım,bazı, kimi, bir kısım, bir miktar, bir parça , biraz,nın bazısı,dan beri,bir,birisi,bir anca,cüz,parça,pare,kısımبَعْضٌ ، البَعْضُ (ج) أَبْعَاضٌ ، الفَرْدُ مِنَ الشَّيْئ و فِي المَثَلِ
bir nesneyi bir nesneye bağlamak, bir adamı bir nesneden sarf ve tahvil etmekشَجِرٌ
önceller,selefler,bir veyahut bir makama önceden malik olanlar,eslaf,bir milletin veya bir kavmin geçmişleriأَسْلاَفٌ جَمْعُ سَلَفٍ
sözde ve lafta bir kimseye saldırmak,yüklenmek,bir kimseyi bir işe soydurup başka bir işle meşgul etmemekأَقْزَعَ : إِقْزَاعاً لِ، هُ
bir yerden bir yere ve bir şehirden bir şehire olan elçilikمُغَلْغَلَةٌ
bir rahip bir kilisede versiye bir kazakla güzel bir kadınla evlendiتَأَهَّلَ رَاهِبٌ بِكَنْزَةٍ بِنَسِيئَةٍ بَكَنِيسَةٍ فِي كَنِيسَةٍ
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
ağaçtan meyve toplarken yanlışlıkla yere duşenler,bir bölük,bir takım halk,parekende cemaat,dapğınık topluluk ,bir şeyin parçası,bir kıtasıبَقَطٌ : مَايَسْقُطُ مِنَ التَّمْرِ عِنْدَ قَطْعِهِ ، جَمَاعَةٌ مُتَفَرِّقَةٌ ، مَاتَعُ البَيْتِ ، و يقال جَاءَ بَقَطٌ مِنَ النَّاسِ اي طائفة و أخذ منه بَقَطاً اي قطعةً
birkaç,kısım,küsür,kadar,bir nebze,bir gecenin bir bölüğü,bir miktarı,küsür,gecenin bir bölümü,geceden bir miktar,parça,üçten dokuza kadar olan sayılar,parça,pareبِضْعٌ ، بَضْعٌ : بِضْعَةٌ : بِصْعٌ و يقال مَضَي بَِضْعٌ مِنَ اللَّيْلِ
bir fersah bir mil bir ulak ve bir konak yürüdümسِرْتُ فَرْسَخاً و مِيلاً و بَرِيداً و منْزِلَةً
dünya bir köy vatan bir şehir şehir bir mahalle mahalle bir ev ve evde bir oda olduصَارَ العَالَمُ قَرْيَةً و الوَطَنُ مَدِيْنَةً و المَدِيْنَةُ حَيّاً و الحَيُّ بَيْتاً و البَيْتُ غُرْفَةً
a,e ye yazılmak,kendi kendine yazı,kitap yazmak,bir kişinin milli veya hayır bir projesini uygulayıp yerrine getirmesi için mal ve başka bir şeyle bağışta bulunması,bir kişinin bir meblağ para ve mal ile ticari bir projede katkıda bulunmasıإِكْتِتَابٌ (ج) إِكْتِتَابَاتٌ : تَبَرُّعُ المَرْءِ بِمَالٍ أَوْ غَيْرِهِ إِنْفَاذاً لِمَشْرُوعٍ وَطَنِيٍّ أوْ خَيْرِيٍّ ، إِسْهَامُ المَرْءِ بِمَبْلَغٍ مِنَ المَالِ فِي مَشْرُوعٍ تِجَارِيٍّ
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
adam işe sarıldı,işe ısrarla devam etti,işe sebat etti,işe bağlı kaldıأَفْلَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : لَجَّ فِيهِ ، لاَزَمَهُ
işe atıldı,işe koyuldu,işe koştu,geçtiإِنْدَفَعَ فِي الأَمْرِ : مَضَي
işe geldi,işe ikbal etti,işe rağbet ettiإِنْمَي : إِنْمِيَاءً عَلَي الأَمْرِ
vartaya yahut müşkil işe düşmek,belaya uğramak,bir işe adı,parmağı karışmak,parmağı olmak,zor işe düşmek,vartaya düşmek,çıkmaza girmekتَوَرَّطَ : تَوَرُّطاً فِي
işin hakkında geldi,işe hakim etti,işe gücü yettiإِسْتَمْكنَ مِنَ الأَمْرِ و تَمَكَّنَ و قوِيَ عَلَيْهِ
her işe karışan ve her işe aklı eren,becerikli,işin kurduأُثْقُوبٌ (ج) أَثَاقِيبُ و يقال رجل أُثْقُوبٌ
Dost bin ise azdır düşman bir ise çoktur( at.s)ألف صاحب قليل و عدو واحد كثير
kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbiniona yatırdıوَطَّنَ نَفْسَهُ عَلَي الأَمرِ و لهُ
dost bin ise azdır düşman bir ise çokturأَلْفُ صَاحِبٍ قَلِيلٌ و عَدُوٌّ وَاحِدٌ كَثِيرٌ
işe hazurlandı,işe ellerini kollarını sıvayıp say ve gayret etti,çalıştıإِنْشَمَرَ للأَمْرِ : تَهَيَّأَ لَهُ
bir işe devam etmek,işe alışıp ayrılmamak üzere üzerinde durmakوَظَبَ ـِـ وُظُوباً عَلَي
filan kimse kendini işe alıştırdı,işe karar verdi,kalbini ona yatırdıأَوْطَنَ فُلاَن نَفْسَهُ عَلَيهِ اَوْ لَهُ
işe bila mülahaza saldırıp girmek,bir işe kendini pervasızca atmak,kör gibi atılmakإِنْقَحَمَ : إِنْقِحَاماً
işe devam etti,işe yapışıp ayrılmadıثَبَتَ عَلَي الأَمْرِ
işe devam etti,işe alışıp ayrılmadıوَظَبَ عَلَي الأَمْرِ وُظُوباً
işlere dalıp nüfuz ettiوَاقَعَ الأُمُورَ : دَانَاهَا
söze dalıp sesini yükselttiإِهْتَضَبَ : إِهْتِضضاباَ : خَاضَ فِي الحَدِيُثِ و إِرْتَفَعَ صَوْتَهُ
adam kötü haberlere dalıp fitneleri andıأَرْجفَ الرَّجُلُ : خَاضَ فِي الأَخْبَارِ السَّيِّئَةِ و ذَكَرَ الفِتَنَ
sırtlan koyunlarıniçine dalıp öldürdü,telef ettiأَفْرَعَتِ الضَّبْعُ الغَنَمَ أَوْ فِي الغَنَمِ : قَتَلَتْهَا و أَفْسَدَتْهَا
girdiği bir işe dalıp çıkmaz adamنَشِقٌ
sözü dalıp düşünmeksizin ve beklemeksizin ileri atılmakإِنْسَابَ : أَفَاضَ فِي الكَلاَمِ و إِنْدَفَعَ مِنْ غَيْرِ تَفْكِيرٍ و تَمَهُّلٍ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduتَهَمَّكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
bir Yahudi kavmidir ki insanlar her gün suya dalıp yıkanmadıkça temiz olmazlar diye inanırlarمُنْصَبِغُون
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu,işe cidden koyulduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : جَدَّ و لَجَّ فِيْهِ بِرَغْبَةٍ و إِهْتِمَامٍ
suya dalmak,suya dalıp gitmekإِرْتِمَاسٌ (ج) إِرْتِمَاسَاتٌ
suya dalmak,suya dalıp gitmekإِرْتَمَسَ : إِرْتِمَاساً فِي
taaccüp edip bayılmak üzere şiddetle gülmek ve dalıp zihni bütün bütün meşğul olmak,cümlesine yetişmek,sürmek,kaplamak,istiğrak,dalmakإِسْتِغْرَاقٌ (ج) إِسْتِغْرَاقَاتٌ : إِسْتِيعَابٌ
daimi kötülük,azap,helak,sevda,seviş,aşk,sevgi,hırs,düşkünlük,bağlılık,musibet,aşk,hırs,düşkünlük,bağlılıkmusibetغَرَامٌ : حُبٌّ ، عََّابٌ ، شَرٌّ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
gecede veya gündüzde zina için bir kadının uğurluğuna gelmek,fuhuş,perde sırıklığı,şehvete düşkünlük,zin,zina,fücür,orospuluk,şehvete düşkünlükعَهَارَةٌ
tutku,heves,hırs,istek,istek,arzu,hırs,aç gözlülük,tamah,tamah,cimrilik,ihtiras,özen göstermek,haris olmak,düşkünlük,şiddetle istemek,arzu,hırs,düşkünlük,tutku,aşırı istek,arzu,hırs,bir nesneyi rağbet ve talep etmek,arzu etmek,hırs,düşkün olmak,haris olmak,hırs,düşkünlük,aç gözlülük,tamah,tamah,cimrilik,ihtiras,istek,şiddetle istemek,arzuحِرْصٌ (ج) أَحْرَاصٌ : هَوَسٌ ، طَمْعٌ
düşkünlükولع، إبتلاء ، إنهماك ، نكبة ، إدبار
şehvete düşkünlükغلمة ، غلبة الشهوة ، عهارة
orospulara düşkünlükفسق ، فجور
kızgın düşkünlükهيام ، شغف
itibardan düşkünlükمنسوخية عن العمل ، سقوط من الإعتبار
zinaya düşkünlükبغاء، بغي ، مباغاة ، عهارة ، شهوة باهية
bunaklık,düşkünlükهُتْرٌ
düşkünlük,kötü durumوَبَدٌ
irkilmiş su,erkeğe düşkünlükكَرْعٌ
hırs,düşkünlük,istemek,merak,aşkوَلَعٌ : حِرْصٌ
içkiye düşkünlük,ayyaşlık,sarhoşluk,bekrilikبَكْرِيَّةٌ
kötü hal,suilhal,düşkünlük,bedbahtlık,idbar,felaketتَعَاسَةٌ : سؤ الحال ، إدْبَارٌ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduتَهَمَّكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu,işe cidden koyulduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : جَدَّ و لَجَّ فِيْهِ بِرَغْبَةٍ و إِهْتِمَامٍ
filanca kendini ölü gibi gösterdi,ölümcül gösterdi,fani gösterdiتَمَاوَتَ فُلاَنٌ
ısrarla istemek,üstelemek,yorgan,çarşaf örtmek,usandırmak,sual etmek,dilenci ihtiyacı olmadığı halde ısrarla dilenmek,kibirle eteğini sürüyerek yürmek,zarar vermek,tercih etmek,giydirmek,bıyığını iyice kırpmakأَلْحَفَ : إِلْحافاً بِ ، عَلَي ، فِي ، هُ
nesneyi filana korkulu bildirdi veya korkulu gösterdi,heybetli gösterdiهَيَّبَ الشَّيْئِ إِلَي فُلاَنٍ
ısrarla istediأَلْحَفَ عَلَيْهِ
ısrarla istediأَلْحَفَ عَلَيْهِ
onu ısrarla istediأَحْفَاهُ : أَلَحَّ عَلَيْهِ
ısrarla istemek,üstelemekأَلْحَفَ : إِلْحافاً عَلَي
sıkıştırmak,sıkmak,zortlatmak,dürtmek,ısrarla anlatmakهَمَكَ ـِـ هَمْكاً
ısrarla istemek,arzu etmek,imrenmek,özlemek,diş bilemekتَشَهَّي : تَشَهِّياً
bir işe sarılmak,ısrarla devam etmek,kızın memesi ağırşaklanmak,yuvarlak olmakأَفْلَكَ : إِفْلاَكاً فِي
onu ısrarla yordu,eziyet etti,cefa verdi,zahmet verdiبَرَّحَ بِهِ : أَتْعَبَهُ و آذَاهُ بِإلْحَاحٍ
ona saygı,hürmet gösterdi, tazim etti,ona saygı,hürmet gösterdiوَقَّرَهُ : عَظَّمَهُ
üzerinde anlaşılmış,ittifak edilmiş,üzerine ittifak olunan,üzerinde anlaşılan,konsesös sağlananمُتَّفَقٌ عَلَيْهِ
bir şey kirlenmek,elbise üzerinde kir kurumak,devenin kuyruğu üzerinde kığı ve sidik gibi necaset kurumakأَعْبَسَ : إِعْبَاساً
eti ateşte kızartmak,kebap ve püryan etmek,ateş üzerinde pişirmek,ateşte yakmak,ateşe atmak,ateş üzerinde alazlamak,elini ısıtmak,devenin doğumu yaklaştığı için beli gevşemekأَصْلَي : إِصْلاَءً ، بِ ، فِي ، عَلَي ، هُ
deveyi eliyle sağmak,toplamak,elin ayasıyla çarpmak,şamar vurmak,su üzerinde izdiham,kalabalık etmek,toplanmak,havuzda su toplanıp taşmak,yaklaşmak,yemek su üzerinde kalabalık olmak,sıkışmak,sağmak,toplamak,yaklaşmak,yemek su üzerinde kalabalık olmak,sıkışmak,toplanmakضَفَّ ـُـ ضَفّاً و ضَفَفاً
uyku yeri,gecelik,döşek çarşafı,pijama,kadife,kabir,kirevit,üzerinde yatıp uyumak için düzdükleri yüksek seki,ağaçtan çatılmış kerevit,uyku,rüya,pijama,yatakhane,uyku yeri,gecelik,kadife,kabir,üzerinde uyudukları kerevitمَنَامَةٌ
ölü,üzerinde tarım yapılmamış ve kimsenin mülkiyetinde olmayan arazi,yaşamsız,ölüm,üzerinde tarım yapılmamış ve kimsenin mülkiyetinde olmayan araziمَوَاتٌ
üzerindeعلي ، فوق ، عليه ، في فوقه ، فوقه
üzeri deri ile kaplanmış muska,onulmağa başladığında yara üzerinde peyda olan deri ve pul ve mühür ve zaman şiddetli ve dar olmak,onulmağa başlayan yaranın mühresi,yaranın üzerinde kabuk tarzında oluşan dericik,bulut parçası,moloz,çakıl çığını ki biribiri üzerine birikmiş olmakla hayvanların geçmesine mani olur,bölük bölük bitmiş otlak parçaları,kıtlık ve pahalılık ve şiddet ve sıkıntı,darlıkجُلْبَةٌ و يقال وقعوا في الجُلْبَةِ اي السنة الشديدة و يقال أيضا أصابتنا جُلْبَةُ الزمان اي شِدّته
üzerinde durmakتمكين النفس
yer üzerindeعلي الأرض ، علي البرّ
damın üzerindeعلي السطح
dam üzerindeعلي السطح
üzerinde ikenلدي ، حين ، عند
harita üzerindeعلي الخارطة
kağıt üzerindeعَلَي الوَرَقِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela olduتَهَمَّكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ
adam bir işe dalıp düşkünlük gösterdi,ısrarla üzerinde drup müptela oldu,işe cidden koyulduإِنْهَمَكَ الرَّجُلُ فِي الأَمْرِ : جَدَّ و لَجَّ فِيْهِ بِرَغْبَةٍ و إِهْتِمَامٍ
öpmeğe müptelaكثير اللثم
müptela (ar)مصاب ب ، مبتلئ
müptela olmakتعرض
suça müptelaمبتلي الخطأ
hoş geçinmeğe müptelaمُتَنَوّقٌ
akciğer hastalığına müptelaذات الرئة
söz atışmağa müptelaمجادل ، ميّال إلي المعارضة
akciğer ağrısına müptelaسحير
akciğer ağrısına müptelaسَحيِرٌ
şiddetli geceye müptela olduبَاتَ بِلَيْلَةِ الشَّوَامِتِ و بَاتَ طُلُوعَ الشَّوَامِتِ
göğüs illetine müptela olanمَصْدُورٌ
susatmak,susamaya müptela kılmakتَعْطِيشٌ (ج تَعْطِيشَاتٌ
müptela,giriftar,belaya uğrayanمُبْتَلِئٌ
bir işe müptela olduمُنِيَ بِكَذَا وهو مَمْنِيٌّ بِهِ
çok derde müptela olan,hastalıklıمِسْقَامٌ
adam kambur oldu,kamburlaştı,iki büklüm oldu,sırtı eğri büğrü oldu,yumrulandı,yüksek olduإِحْدَوْدَبَ الرَّجُلُ : صَارَ أَحْدَبَ ، تَحَدَّبَ و إِنْحَنَي
adam delil ve bürhan iradından aciz kalıp mağlup oldu,adamın aklı zayıf oldu,ahmak oldu,dalgın olduبَلِهَ الرَّجُلُ : ضَعُفَ عَقْلُهُ و قَلَّ تَمْيِيزُهُ
batıl,mahv oldu,yok oldu,zail oldu,zeval buldu,telef olduزَهَقَ البَاطِلُ
efendi oldu,hükümran oldu,egemen oldu,başat olduسَادَ الرَّجُلُ
adamın evinde et çok oldu,adam etli oldu, eti çok oldu,et sahibi olduأَلْحَمَ الرَّجُلُ
iş sağlamlaştı,sağlam oldu,muhkem oldu,kesinleşti,pekişti,doğrulandı,kararlaştırıdı,sabit olduتَأَكَّدَ الأَمْرُ : تَوَكَّدَ
adam herkesin görüşüne uyan zayıf görüşlü kimse oldu,yesman oldu,uysal olduتَأَمَّعَ الرَّجُلُ : صَارَ إِمَّعَاً اَيْ ضَعِيفَ الرَّأْيِ تَابِعاً مُتَرَدِّداً
ondangam,keder,üzüntü ve sıkıntı def oldu,gitti,bertaraf oldu,zail olduإِنْسَلَي عَنْهُ الغَمُّ و الهَمُّ : إِنْكَشَفَو زَالَ
at kümeyit oldu,karaya okşar kırmızı oldu,atın yelesi ve kuyruğu siyah olduإِكمَوْمَتَ : إِكْمِيمَاتاً الفَرَسُ
nesne diğerlerinden üstün oldu,seçkin oldu,ayrılıp ayrı durdu,yalnız olduإِمْتَازَ الشَّيْئُ : إِنْفَصَلَ عَنْ غَيْرِهِ و إِنْعَزَلَ
yer mamur oldu,abadan oldu yani onda insan yerleşti,sakin olduأَنُسَ المَكَانُ
saç sarışın oldu,kumral oldu,kızıl ile altın rengi arasında olduإِشْقَرَّ الشَّعْرُ : صَارَ أَشْقَرَ
onu veya bir şeye ait oldu,bağlı oldu,mensup ve müntesip oldu,bağlandıإِنْتَمَي إِليْهِ أَوْ إِلَي الشَّيْئِ : إِنْتَسَبَ إِلَيْهِ
nesne ile memnun oldu,hoşnut oldu,razı oldu,kanaat ettiإِقْتَنَعَ بِالشَّيْئِ : رَضِيَ بهِ
nesne dağıldı,kayıp oldu,zail oldu,zeval buldu,yok olduإِرْفَضَّ الشَّيْئُ : تَفَرَّقَ و زَالَ
Benzer Kelimeler
Benzer kelime bulunamadı!

Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid