1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve/Allahtan başka kimseye diz çökmez kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
Allahtan başka kimseye diz çökmez لاَ يَرْكَع إِلاَّ لِلَّهِ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
Cenab-ı Allahtan kalbine sabır ihsasını istedi,Allahtan kalbine,gönlüne sabır ilham edilmesini,verilmesini istedi,talep ettiإِسْتَلْهَمَهُ اللهُ الصَّبْرَ
anası Arap babası acem olan deve,buğur deve,iki hörgüçlü Horasan deve,buğur devesi,tülü deve,buğur deve,iki hörgüçlü deve,bısırık deveبُخْتٌ : بُخْتِيٌّ (م) بُخْتِيَّةٌ (ج) بَخَاتِيّ و بَخَاتِيَ وبخَاتٍ :
anası Arap babası acem olan deve,buğur deve,iki hörgüçlü Horasan deve,buğur devesi,tülü deve,bisrek deve,Arap v Acemden doğmuş olan deve,Buxtiبُخْتٌ : بُخْتِيٌّ (م) بُخْتِيَّةٌ (ج) بَخَاتِيّ و بَخَاتِيَ وبخَاتٍ :
iklim,bir yerin abuhavası,hava durumu,abuhava,deve çöktürecek yer,deve ıhdıracak yer,deve çökecek yer,deve ağılı,ikametgahı,konakمَنَاخٌ (ج) مَنَاخَاتٌ و أَمْنِخَةُ
Mekkey-i mükerremeye götürülen kurbanlık sığır ve deve koyunu (أَضحية) derler,Mekkede kurban ettikleri deve,kurbanlık deve,yaşlı dişi deve veya inek,yensiz ve yakasız gömlek,dişi deve,inekبَدَنَةٌ (ج) بَدَنَاتٌ و بُدُنٌ و بُدْنٌ : النَّاقَةُ اَوِ البَقَرَةُ المُقَدَّمَةُ ذَبِيحَةً فِي مَكَّةَ المُكَرَّمَة ، النَّاقَةُ أَِ البَقَرَةُ المُسِنَّةُ ، ثَوْبٌ للنِّسَاءِ مَشْقُوقٌ لاَ كُمَّ لَهُ و فِي الحَدِيثِ "وَنَحَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ سَبْعَ بُدْنٍ قِيَامًا وَضَحَّى بِالْمَدِينَةِ كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ "
erkek deve,dişi deve,azı dişini yeni yarmış,çıkarmış deve,yük götüren hayvanبَعِيرٌ (ج) بُعْرَان و أَبْعِرَةٌ و (جج) أَبَاعِرُ و اَبَاعِيرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
ifk ve iftira etmek,bühtan etmek,deve deve dikenini yemek,yerde deve dikeni çok olmakأَعْضَهَ : إِعْضَاهاً
kısır olduğundan semiz ve tavlı olan deve;hırsız;cimri,soylu deve;eti pek ve sıkı deveأَصُوصٌ (ج) أُصُصٌ
o deve ahvalini iyi bilici olan,deve sahibi,deve ve koyunlara bakmakta halıkn en mahiri ve ustasıdırهُوَ مِنْ آبَلِ النَّاسِ
tükürük,bir cins hurma ağacı,has ve güzide deve,cins deve,soylu deveبُصَاقٌ : بُزَاقٌ ، بُسَاقٌ ، مَاءُ الفَمِ ، الرِّيْقُ الّذِي بُطْرَحُ مِنْ الفَمِ
endamı tam güzel ve cins deve,güzel endamlı soy deve,sütlü deveبِرْعِسٌ : بِرْعِيسٌ و يقال ناقة بِرْعِس و بِرْعِيسٌ : بِرْجيسٌ ويُقَالُ نَاقَةٌ بِرْعِس و بِرْعِيسٌ أَيْ كَثِيرَةُ اللَّبَنِ
tükürük,bir cins hurma ağacı,has ve güzide deve,cins deve,soylu deveبُصَاقٌ : بُزَاقٌ ، بُسَاقٌ
azı dişini yarmış veya beş yaşına girmiş erkek deve,eşek,himar,mutlaka yük kaldıran hayvan,deve cinsi,yük devesi,buğur deve,buğraبَعِيرٌ (ج) بُعْرَانٌ و أَبْعِرَةٌ و أَبَاعِرُ و أَبَاعِيرُ (م) بَعِيرَةٌ ، جَمَلٌ ، نَاقَةٌ ، حِمَارٌ و فِي المَثَلِ
daha süt emen deve yavrusu ölmüş deve yavrusunun anasına gösterilip sütünü koyu vermesi için samanla doldurulmuş derisi,kül,ahmak adam,deve köçeğinin derisiki samanla doldurup anasına gösterirler ki sağılmaktan çekinmesin,ahmak kimse,kül,deve köçeğiبَوٌّ (ج) أَبْوَاءٌ : وَلَدُ النَّاقَةِ ، جِلْدُ وَلَدِ النَّاقَةِ المَيِّت يُحْشَي تِبْناً أو غَيْره و يُقرب من النَّاقَة لتدرّ ، أَحْمَقُ ، رَمَادٌ و
Allahtanمن الله ، لحسن الحظّ
başka başka,başka başka olmak,dağıtmak,perişan etmek,ayırmak,parça parça etmek,dağılmakشَتٌّ
başka,diğeri,başkası ,diğer,öteki,başka,iki nesnenin biri,ayrı,ayrıca,diğer,başka,aher,arka,öbürآخَرُ (ج) آخَرُونَ آخَرُ
birbirinden farklı olan,muhtelif,değişik,başka,başka başka olan,eksikli artıklı olanمُتَفَاوِتٌ
Hz.Aliden başka yiğit zülfükardan başka iyi kılıç yokturلاَ فَتَي إِلاَّ عَلِيٌّ لاَ سَيْفَ إِلاَّ ذُو الفِقَار
den başka,diğer : zabıtalardan başka yüz adamlı cemaatغَيْر نحو : جَمَاعَةٌ عِبَارَةٌ عَنْ مائَةٍ رَجُلِ غَيْرَ الضُّبَّاطِ
bölükler,Şiiler,başka başka müstakil olan insan fırkalarıشِيَعٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيمِ
başka türlü döndürücü,başka tarafa saptırıcı,değiştirici,yalıkmış kancık köpekصَارِفٌ
başka başka savaşmak,zuhur,görünmek,dağınıklıkبَدَادٌ
birbirini tutmayan,başka başka,muhtelifمُتَشَاخِصٌ
ayrı,gayr,siva,maada,ancak,olmadı,dan,den başka,gayri,özge,ayrı,ayrıca,diğer,başka,aher,den başka,müstesna,hariç,yoksa,meğer ki,fakat,ayrıca, ancak,saymamak,hariç,yoksaسِوَي ، غَيْر
başka yerde : bu Mahruse -i Mısır...da bulunur başka yerde yokturفِي مَحَلٍ آخَرَ نحو يوجد ذلك في مصر القاهرة و لكن لا يوجد في محلّ آخَرَ
birlikte yahut başka başkaجَمِيعاً أَوْ شَتَاتاً
yalnız,sadece,başka değil,başka yok,başkası değil,fakatلاَ غَيْر ، فَقَط
maada,dan gayri,ez gayr,den başka,den başkaمَا عَدَا ، سِوَي ، مَا خَلاَ ، إلاَّ
eksikli artıklı olmak,başka başka olmak,uzaklaşmak,ıraklaşmak,tefavütتَفَاوُتٌ (ج) تَفَوُتَاتٌ
kimseye intizarlık çekmek ve kimseye küymekرِصَادٌ
kendini bir kimseye benzetici ve bir kimseye öykünücü kimse,benzer olanمُتَشَبِّهٌ
yüzüne gündüz boyu ziynet verip cila vuran kadın,yemek üzerinde bir kimseye kakıp yemeğini kimseye vermeyip yalnız yiyen kadın,şimşekli bulutبَرَّاقَةٌ : مِنَ النِّسَاءِ: المَرْأَةُ الّتي لَهَا بَهْجَةٌ و بَرِيق و مِنَ السَّحَابِ : السَّحَابَةُ ذَاتُ البَرْقِ
bir kimseye bedenini kızdırıcı nesne giydirmek,bir kimseye çok atiyye vermek,insanlar birikmek ve kalabalık etmekle birbirini teshin etmek,ısındırmak,kızdırmak,ısıtmakإِدْفَاءٌ (ج) إِدْفَاءَاتٌ
bir kimseye bedenini kızdırıcı nesne giydirmek,bir kimseye çok atiyye vermek,insanlar birikmek ve kalabalık etmekle birbirini teshin etmek,ısındırmak,kızdırmak,ısıtmak,soğuktan sakınıp kaftan giymek,toplamakأَدْفَأَ : إِدْفَاءً
merada süt sağıp ehil ve iyaline göndermek,bir kimseye sağmal davar tayin eylemek,bir kimsenin devesi dişi köçek doğurmak,süt sağan kimseye yardım etmekإِحْلاَبٌ ، إِحْلاَبَةٌ
bir kimseye veya bir yere sığınmak,ağlamsayarak bir kimseye sığınmak,kaçmak,firar etmek,ardından saklanmakلاَذَ ـُـ لَوْذاً و لَوَاذاً و لُوَاذاً و لِوَاذاً و لِيَاذاً و مَلاَذاً بِ
bir kimseye veya bir yere sığınmak,ağlamsayarak bir kimseye sığınmak,dağ yanıلَوْذٌ
eğrilmek,bir kimseye bir nesne ilişip mürtebit ve müteallik olmak,bir kimseyi esirgeyip mihribanlık eylemek,dul kadın evladına mihir ve şefkatinden ere varmayıp dul otıurmak,bir kimseye kamburluk gibi yapışıp taalluk eylemek,kambur olmak,kamburlaşmak,yumrulanmak,eğrilmek,gürüzleşmek,ortası dışarı uğramış olmakتَحَدُّبٌ (ج) تَحَدُّبَاتٌ
verilen sözde durmamak,suvarmak, yerine halef etmek, kılıç karmak için elini uzatmak, evladı ve malı giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك اي ردّ عليك مثلما ذهب) derler kardeşi, babası ve amcası giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك خليفة ما ذهب ) derlerإِخْلاَفٌ : إِسْقَاءٌ
bir şeyi örtmek,sert etmek, bir kimseye padişahlık tacını giydirmek,giyirmek,bir kimseye sen kafirdin demek,küfre nisbet etmek, tekfir etmek, tekfir,bir şeyi örtmek,bir kimseye padişahlık tacını giydirmek,giyirmek,bir kimseye sen kafirdir demek,küfre nisbet etmek,tekfir etmek,setir etmek,birine küfür isnat edip kafir demek,hıns lazım kelam yemine keffaret etmek,tekfir,tekfir etmek,örtmek,setir etmek,birine küfür isnat edip kafir demek,hıns lazım kelam yemine keffaret etmekتَكْفِيرٌ (ج) تَكْفِيرَاتٌ
şapkamı kimseye kaptırmamلاُ أَجْعَلُ أَحَداً يَخْطِفُ قُبَّعَتِي
kapısını kimseye açmazصَارَ لاَ يَفْتَحُ بَابَهُ لأَحَدِ كِنَايَةٌ عَنِ الإِنْزِوَاءِ لاَ يَرْغَبُ أَنْ يُزَارَ تَبَاعُداً عَنِ الإِجْتِمَاعِ مَعَ النَّاسِ
kimseye boyun eğmezلاَ يَتَنَازَلُ لأَحَدِ
bir kimseye uymakإقتفاء في أثر فلان ، إقتداء
diz çökmek,diz üzere oturmak,ayak tırnaklarının uclarıyla basarak durmak,diz üstüne düşmekجَثَأَ ـَـ جِثَاءً و جُثُوءاً
diz çökmek,dizleri üzerinde oturmak,düşmek,develeri toplamak,diz çökmek,diz üzere oturmak,ayak tırnaklarının uclarıyla basarak durmak,diz üstüne düşmekجَثَأَ ـَـ جِثَاءً و جُثُوءاً
dizüstü oturmak,diz çökmek,dizleri üzerinde oturmak,develeri toplamak,biriktirmek,diz üzere oturmak,ayak tırnaklarının uclarıyla basarak durmak,diz üstüne düşmek,diz çökmek,dizüstü oturmak,çökmek,toplamak,biriktirmekجَثَا ـُـ جَثْواً و جُثُوّاً
diz çökmek,diz üstü oturmak,diz üstüne çökmekجُثُوٌ : جَثْيٌ
diz çöken,diz çökmüş deve,ikamet eden,oturan,mukimبَارِكٌ (م) بَارِكَةٌ : مُقِيمٌ
diz çöken,diz çökmüş deve,ikamet eden,oturanبَارِكٌ (م) بَارِكَةٌ
diz çöken,diz üzere oturan veya ayak tırnaklarının ucları üzerine duranجَاثٍ (الجاثي) (م) جضاثِيَةٌ (ج) جُثِيٌّ و جِثِيٌّ و في القرآن الكريم
diz çökmek,diz üzerine oturmak,parmaklarının ucu üzerinde durmak,toplamak,cem etmekجَثَي ـِـ جِثِيّاً و جُثِيّاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
diz çökmek,diz üzerine oturmak,parmaklarının ucu üzerinde durmak,toplamak,cem etmekجَثَا ـُـ جُثُوّاً و جَثَي ـِـ جِثِيّاً و جُثِيّاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ
diz üzere oturtmak,diz çöktürmek,çökermekأَجْثَي : إِجْثَاءً ، هُ
adam diz çöktü,diz üzere oturduجَثَا الرجُلُ : جَثَأَ
diz çökmüş dişi deve,dizبَارِكَةٌ (ج) بَوَارِكُ
diz çöken,diz üstü oturanجَاثٍ (م) جَاثِيَةٌ (ج) جُثِيٌّ و جِثِيٌّ
hane avlusu,devenin diz bağı,yün ve kıldan bükülmüş ip,diz bağıثِنَاءٌ
diz çöken kadın,diz üzere oturan veya ayak tırnaklarının ucları üzerine duran kadın,Casiyye suresiجَاثِيَةٌ
devrim diz çökmezالثورة لا تركع
kararlıdır,diz çökmezصَامِدٌ لاَ يَرْكَعَ
Allahtan başka kimseye diz çökmezلاَ يَرْكَع إِلاَّ لِلَّهِ
Benzer Kelimeler
Benzer kelime bulunamadı!

Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid