900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve إِبْلٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
mal,davar,para,akçe,variyet,mülk,davar,sığır,deve,para,,rızk,sığır,deve,kişinin veya toplumun sahip oldukları şeyمَالٌ (ج) أَمْوَالٌ و فِي القُرآنِ الكَرِيم ...وَلا تَقرَبوا مالَ اليَتيمِ إِلاَّ بِالَّتي هِيَ أَحسَنُ حَتّى يَبلُغَ أَشُدَّهُ وَأَوفوا بِالعَهدِ إِنَّ العَهدَ كانَ مَسئولاً ...
yük götürmekte ve yola gitmektede kuvvetli ve şedid olan dişi deve ,ziyade pirlikten beli keman gibi eğilip düşkün olan dişi deveجَلَعْبَاةٌ
ihtiyarlıktan dişleri aşınıp kuyruğunun tüyleri dökülmüş deve,pek ihtiyar ,salharde adam döl ilkah edemiiyen yaşlı deve,ayıplı ve lekeli adam,ağacı ve ekini üç günde bir kere suvarmakثِلْبٌ (ج) أَثْلاَبٌ و ثِلَبَةٌ و يقال بَعِيرٌ ثِلْبٌ و رَجُلٌ ثِلْبٌ
yer,arz,zemin,ordugah,harp meydanı,devecilerin yatmasına uygun olmayan deve yatağı,mahpes,zindan,dar ve sert yer,bağırsağı sert ve yüksek erkek deveجَعْجَاعٌ : أَرْضٌ و يقال بَعِيرٌ جَعْجَاعٌ و مَوَْضِعٌ جَعْجَاعٌ
deve dişi deve oldu,maye olduإِسْتَنْوَقَ الجَمَلُ اَيْ صَارَ نَاقَةً
melez,karışık,hızlı giden deve,alçak,cimri,hecin,kötü mayalı,anası Arap babası Arap olmayan,soyu ve cinsi asil olmayan at,cismi hafif süratli giden bir deveهَجِينٌ (ج) هُجُنٌ و هُجَنَاءُ و هُجْنَانٌ و هَجَائِنُ و مَهَاجِينُ و مَهَاجِنَةُ و هُجْنٌ و هَوَاجِنُ
devesi çoğalmak,çekilmek,çekinmek,imtina etmek,satmak için almayarak kendisi için deve beslemek ve yetiştirmek,deve kısmına iyi bakarak vetımarederek tavladırmak,semirtmek,bir ölünün vasıflarını zikirederek ağlamak,anmak,zikir etmekأَبَّلَ : تَأْبِيلاً عَنْ
koyun ve keçi ve deve kığısı,deve fışkısı,gübresi,koyun ve keçi gibi hayvanların tezeği, son derecede fakr zazuret,it sineğiبَعْرٌ (و) بَعْرَةٌ (ج) أَبْعَارٌ : ذباب الكلب , في المثل البعرة تدل علي البعير ويقال أعجزه البَعْرُ اي الفقر و الضرورة
deve ve at başını eğerek ve adımlarını sık sık ve ağır bir suretle atarak veya tırnaklarının ucları üzerine yürüyen at veya deveجَرْبَذَ : جَرْبَذَةً و جِرْبَاذاً
gelberi demirden bir alet olup ocaktan onunla ateş ve kül çekerler,aydemiri,acem yayı,doğurmayan deve,soymantı,kesek,manivela,domuz tırnağı,koldemiri,aydemiri,bahçıvan bıçağı,kesek,doğurmayan deveعَتَلَةٌ : بَيْرَمٌ
sel ile azgın deve,sel,girgil deve,su ile yangın,ateş ile azgın deve,ateş ile selأَيْهَمَان : نَارٌ و سَيْلٌ ، نَارٌ و بَعِيرٌ
yürümekte çok cid ve cehd eden deve ve devenin böyle yürüyüşüyle olunan gece seferi,ince yapılı ve hızlı yürüyüşlü deve,ekmek,süt,az miktar da su,yaban faresi kuyruğu gibi yerde kalan ot sapıبَصْبَاصٌ
deve sahibi,develi,devesi çok olan,deve ve koyun bakımında ve tımarında ehil ve hünerli olan,taze ve yeni ot yiyip suya muhtaç olmayan hayvan,yalnız sebze yiyen,et yemeyen kimse,otçulآبِلٌ (ج) أُبَّالٌ
deve yatmak,deve dizlerini ve göğsünü yere koyup çökmek,yatmak,sabit ve mukim olmak,bulutun yağmuru sürekli olmak ,çalışmak,cehd etmek,namazda secdeye diz çökmezden eli yeri dayamak ki menhidir,oturmakبَرَكَ ـُـ بُرُوكاً و تَبْرَاكاً
deve suya kanmak,deveyi suya kandırmak,deveyi susuz koymak deve susamak,alıkoymak,sükun ve aram bulmak,dinmek bir nesneyi yerinden ayırıp ber taraf eylemek,def eylemek,ateşi söndürmek,tekeyi keçiye çekmek çağırmakثَأْثأْةٌ : إرواء : حبس : تعطيش : سكون : إطفاء
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- نُشَادِرٌ - أَرْضِيَّةٌ - علوفة ، رغيف ، وظيفة ، الراتب للمعيشة من دون وظيفة و يقصد به التبجيل بمعني الراتب لدوابه ، محل الشعير ، عهدة، مقاطعة ، جراية ،تخمين سن الدواب من أسنانها - أَخِيَّةٌ (ج) أَخَيَا - ضبط أحدهما الآخر - وادي كبير - خِتَامُ الجَلْسَةِ - شنف مجوهر - ردئ جدا - قبل الآن - مجلس متابعة اللغة - دِرَاكُولاً - إِنْشَرَثَ : إِنِْشِرَاثاً - إِفْتَرَصَ فُلاَناً - جُذَاذٌ (و) جُذَاذَةٌ (ج) جُذَاذَاتٌ - غَرْقُ المَرْكَبِ فِي النَّهْرِ - إِسْتَقْرَمَ : إِسْتِقْرَاماً - لَجَّ ـ لَجّاً - إِتَّأَدَ : إِتِّآداً فِي ... - قَرَارٌ بِحُكْمِ القَانُونِ - إِعْتَرَضَ عَلَي مَشْرُوعِ القَرَارِ - فَصَّلَ قَمِيصَهُ بِنَفْسِهِ - هرم ناقص - ذَرَبٌ (ج) أَذْرَابٌ : ذَرَابَةٌ ، صَدأٌ و يقال في لِسَانه ذَرَبٌ اي فساد و بذاء - يبس ، نشاف ، يباس ، جفاف ، نشوفة، جفاف ، يباس ، يبوسة ، ، نشف ، جفاف ، قحل ، إجتفاف ، كسب اليبوسة - بَيْنَ سَمْعِ الأَرْضِ و بَصَرِهَا - ظلمة قليلة ، وناء - إحياء التراث - تسرب الوقود النوويّ - برنامج عام او موحد ، بث موحد
ElmaWarid