900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve إِبْلٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
küçük nehir veya dere ile ırmak arasında su,büyük nehir,küçük ırmak,küçük nehir,ark,su ile dopdolu dere veya çay,sütü pek çok dişi deve,Caferجَعْفَرٌ (ج) جَعَافِرَة
açan,yayan,rızkı yayıcı,döşeyen,döşeyici ve bir nesneyi tevsi edici,genişletici,yayıcı,mücerret,müellef ve mürekkep olmayan,basit olan,Allah,istediği adam rızkını bast ve tevsi eden cenab-ı hak,açan,yayan,basit,elini açık tutan meradan uzak bulunan su,pek yüğrük deveبَاسِطٌ (من أسماء الله الحسني) : بَسِيطٌ : ... و الملائِكَةُ بَاسِطُوا أَيْدِيهِمْ ...
delen,delici,parlak,ateş çıkaran,pek yüksek,isabetli,sakıp,dırahşan,sütü çok deve,nafiz,nüfuzlu,hazık,usta,uz,maharetli,hünerli,pek parlak,çabuk ateş çıkaran çakmak,yandan yana delip açar olan,nafiz olan,yandan yana girip geçici olanثَاقِبٌ : نافذ ، مضئ ، مرتفع و يقال ناقة ثاقب و رأي ثاقب اي نافذ و عقل ثاقب و نجم ثاقب اي مضئ و مرتفع و زند ثاقب و فِي القُرْآنِ ... النَّجْمُ الثَّاقِبُ ...
avı tehyiç ve tahrik etmek,ürkütüp kovmak,şaşırtmak,kadın süs ve bezenmekten parlamak,şimşek çarpmak,şimşek gibi kakıyıp şakıyarak korkutmak,tehdid etmek,uzun yolculuk yapmak,terk etmek,bırakmak,telgraf göndermek,çekmek,deve kuyruğunu kaldırıp gebeliğini göstermek,kılıç parlatmak,kasten yüzünü açmak,göstermek,şimşek peyda etmek,gök şimşek çakmak,أَبْرَقَ : إِبْرَاقاً بِ ، عَنْ ، هُ
pek husumetli olan,mütemerrit ve mutaannit olan,hasım,sert mücadeleci,mücadeleci hasım,katı savaş eden,ziyade husumet eden kimse,katırak,hiç hakka yönelmeyen ve önegü hasım,adavet ve husumeti katı olan,düşmanlığı pek şiddetli olan,boyun damarları uzun olan deveألَدُّ (ج) لُدٌّ و لِدَادٌ (م) لَدَّاءُ الخَصْمُ الشَّدِيدُ الخُصُومِةِ : مُتَعَنِّدٌ ، مُتَمَرِّدٌ ، و فيالقُرْآنِ العَظِيمِ : هُوَ أَلَدُّ الخِصَام ... و يُقَالُ هُوَ مِنْ أَلّدَّ أَعْدَائِنَا
ülke,memleket,diyar,şehir,kasaba,susuz memleket,ülke,kıta,bölge,kasaba,şehir,büyük köy,Mekke,kabir,kabristan,hane,ev,mesken,deve kuşu yuvası,yer,arz,göğüs,döş ,sadır,elayası,gemi iskandili ,asıl ,unsur,kök,öğe,gödenlik,akılsız olmak,avuç,iskandil,iz,memleket,ülke,şehir,kasaba,iskandil,eser,nişan,toprakبَلَدٌ (ج) بِلاَدٌ و بُلْدَانٌ : مصر ، قطر ، خطة ، قطعة ، كف ، أصل ، عنصر ، وحيد ، صدر ، أَثَرٌ و في المثل ...هو أذلّ من بيضة البَلَدِ ... و يقال تركه بَلَداً اي وَحِيداً
deve hamz denilen ekşi ve tuzlu ot yemek,develere hamz denilen ekşi ve tuzlu otu yedirmek,birde hamz denilen ekşi ve tuzlu ot çok olak,ekşitmek,ekişi etmek,latife eylemek,şaka etmekأَحْمَضَ : إِحْمَاضاً ، هُ
açık,aşikar,vazıh,belli,net,sarih,zahir,aydın,açık,ayan,aşikar olan,vazıh,belli,sarih,zahir,aydın,rüşen,aşikare,açık olan,beyazımsı deveوَاضِحٌ : جَلِيٌ
sağrısı pek büyük kadın,sağrısı büyük yancıklı kadın,ağır tabiatlı ve temkinli ve doğru fikir sahibesi kadın,ağır yürüyüşlü deve,ağır,giran,hafif olmamak,ağır,giran,hafif olmamakثَقَالٌ ، ثُقَالٌ (ج) ثِقَالٌ و ثُقُلٌ و يقال إِمْرَأَةٌ ثَقَالٌ
vücüt dolgun olmak,sımsıkı olmak,et,kemik dolgunlaşmak,kalınlaşmak,çocuk semirmek,bedende kemik kesilip birbirinden ayrılmak,kesilmek,ayrılıp gitmek,uzaklaşmak,deve kuşu tereslemek defi tabi etmek,vücüt dolgun olmak,sımsıkı olmak,et,kemik dolgunlaşmak,kalınlaşmak,çocuk semirmek,kopmakتَرَّ ـُـَِـ تَرّاً و تُرُوراً و تَرَارَةً
bir şeyin en kuvvetli yanı ve köşesi,kale,kale çıkmas,kale kulesi,burç,çıkma tabya,mıntıka dairesi üzerinde mesaha olunan otuz derece miktarı,tabya,takım ,yıldız,hisar,köşk,göklerde yıldız durağı,kule,tabya,takım,hisar burcu,kasır,saray,güvercin barınağı,deve köçeği,Aritmetikte yirmi dört rakamdan ibaret kalem,geometride dairenin otuz derecesiبُرْجٌ (ج) بُرُوجٌ و أَبْرَاجٌ و أَبْرِجَةٌ والبروج و في القُرْآنِ الَكرِيمِ : والسَّمَاءِ ذَاتِ البُرُوجِ... و البروج هي : برج الأسد و الثور الجدي و الحمل و الحوت و العقرب و القوس و الميزان و السرطان و العذراءو الدلو و الجَوْزَاءِ والسنبل
ziyade yakışır ve münasip olan,pek uygun olan,ziyade hesap edici,saçının rengi kızıla okşar olan ve dahi tüyünün rengi bozrenk olan kızıl deve,şu deveye denir ki tüyü ak ve kırmızı alaca ola ve şu kimseye denir ki saçı sarışın ve kumral ola ve beşeresi biأَحْسَبُ : أَبْيَضُ الشَّعْرِ و البشَرَةِ ، أَبْرَصُ
ikna etmek,hoşnut etmek,kabul ettirmek,razı etmek,razı kılmak,kandırmak,başını kaldırmak veya aşağı eğmek,deve başını uzatmak,başını örtmek,ikbal etmek,hayvan ağılına yönelmek,ağıl veya otlağa sürmek,dökmek için kabı eğmek,kaseyi suyun yerinden doldurmak için yönelmek,çocuğu öpmek için bir elini başına ve bir elini çenesinin altına koymakأَقْنَعَ : إِقْنَاعاً ، هُ
uzak,daha uzak,aşağı,azami,maksimum,aksa olan,en uzak ve en nihayette olan,ziyade bait ve ırak olan,pek uzak,son derece,son derecede,en nihayette olan,nihayet derecede,uc,en ücra ,erek,gaye,nihayet,ziyade uzak olan çevreler,bir şeyin ortası ve nihayeti,kulağının ucu azca kesik deveأَقْصَي (ج) أَقَاصٍ و قُصْوٌ (م) قُصْوَي و قُصْيَا و قَصْوَاءُ : أَبْعَدُ ، مِنَ الجِمَالِ : الّذِي قُطعَ طَرَفُ أُذْنِهِ قَلِيلاً و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ... وَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ يَسْعَى قَالَ يَا مُوسَى إِنَّ الْمَلأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَاخْرُجْ إِنِّي لَكَ مِنْ النَّاصِحِينَ...
açan,yayan,döşeyen,döşeyici,rızık yayıcı,dilediğinin rızkını çoğaltan,ve bir nesneyi tevsi edici,genişletici,yayıcı,mücerret,müellef ve mürekkep olmayan,basit olan,Cenab-ı Allah,istediği adam rızkını bast ve tevsi eden cenab-ı hak,açan,yayan,basit,elini açık tutan meradan uzak bulunan su,pek yüğrük deve,ottan uzak olan suبَاسِطٌ : المَاءُ البَعِيدُ عَنِ العُشْبِ ، مِنْ اَسْمَاء اللهِ الحُسْنَي : بَسِيطٌ : ... و الملائِكَةُ بَاسِطُوا أَيْدِيهِمْ ...
Bilgi Paneli
Elmawarid dijital sözlüğümüzde kelime arama şekli çok basit ve kolaydır örneğin Türkçe kelimeyi doğru bir şekilde arama motoruna yazdığımızda otomatik olarak benzer karşılıklarıyla birlikte hemen alt sayfada görünecektir Arapça kelime aramada ise aynı Türkçede olduğu gibi Arapça kelimeyi harekeli şekilde yazdığımızda tüm benzer kelimelerle birlikte alt sayfada görünecektir örneğin baba,ata,anne,okul.أَبٌ ، جَدٌّ ، أُمٌّ ، مَدْرَسَةٌ gibi Arapça-Arapça sözlükte ise kelime arama şekli bir Arapça kelimeyi harekeli veya harekesiz arama motoruna yazmak yeterlidir علم ، كتب ، أخ ، عُصفور gibi otomatik olarak Arapça benzer karşılıkları görülecektir
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- إِسْتَبْعَلَ : إِسْتِبْعَالاً لِ - دفع المفتونيّة - صفحة رئيسية - أديم أناضولي - واهب ، وهّاب ، متبرع ، عافي ، عفو - خماس ، لكل خمسة ، خمسة خمسة - بَنَاتٌ بُرنْزِيَّةٌ - طفحان ، فوران ، فيضان - أَفِنَتِ النَّاقَةُ : قَلَّ لَبَنُهَا - إحتياطات الغاز الطبيعيّ - إنخفاض الدولار ، إنحدار الدولار ، هبوط الدولار - أَثِيرٌ - يَا صَدِيْقِي أَنْقِذْنِي - يَا دَفَارِ ، يَا لَكَاعِ ! - رَأْيٌ مُعْتَبَرٌ - أرانا الله وجهكم في خير - كُلٌّ و يَقُولُ العَرَبُ ... مَا لاَ يُدْرَكُ كُلُّهُ لاَ يُتْرَكَ كُلُّهُ * مَا كُلُّ مَا يَتَمَنَّي المَرْءُ يُدْرِكُهُ ... - بُخْتِيٌّ (م) بُخْتِيَّةٌ (ج) بَخَاتِيّ و بَخَاتِيَ و بَخَاتٍ : بُخْتٌ - أُدْمٌ (ج) آدَامٌ : مَا يُؤْكَلُ بالخُبْزِ : إِدَامٌ - إخراج من حدّ اإعتدال ، إيصال إلي حدّ الإفراط ، إيصال حدّ المبالغة - الخطوط الجوية القبرصية التركية - نَفَحَ ـَـ نَفْحاً و نَفَحَاناً و نُفُوحاً و نُفَاحاً - عبور الجسر - مَا دَامَ ، كَما - دَلاَلٌ - إِِسْتَنْظَفَ : إِسْتِنْظَافاً - إِخْتَبَسَ الشَّيْئَ : أَخَذَهُ و غَنَمَهُ - لماذا لا تصغي يا هذا - مَنْ كَانُوا أَغْنِيَاءُ ليْسُوا دَائِماً سُعَدَاءُ - شرساء
ElmaWarid