900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve إِبْلٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
dişi geyik ve emsali hayvanlar yavrusunu istiyerek hazin bir sesle bağırmak veya melemek,deve yavrususnu arzu ederek kesik kesik inlemek,ceylan ve dağ keçisi vesaire melemek,söyleyipte sözü iyi anlatmamakبَغَمَ ـَـُِـ بُغُوماً و بُغَاماً
deve harın olduğundan çöküp yürümekten imtina eyledi,vücuduna kırıklık arız olup yahut bir hastalık ve illet isabet eylemekle harekete bimecal olup çöküp kaldı taki ifaket bulup yahut helak oluncaya kadarأَحَبَّ البَعِيرُ : برك فلم يثر أو أصابه كسر او مرض فلم يبرح مكانه حتي يبرأ او يموت
obanın yanında veya obadan uzak bulunan deve ağılı,yola alamet olmak için oturmuş adam irtifaında dikilmiş veya çobanlar tarafından bırakılmış taşlar,iki veya üç açağa bir aba vesaire germekle hasıl olan sayeban ,kulübe,gölgelikثَايَةٌ (ج) ثَايٌ : ثَاوَةٌ
bine iblağ etmek,bir yere alışmak,imtizac etmek,birişni bir yere alıştırmak,bine varmak,uysallaştırmak,baliği olmak,deve hılaf-ı kaide ağaç budağı yiyip akabinde su içmekآلَفَ : إِيْلاَفاً ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... لإيلافِ قُرَيْشٍ * إِيلافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ ...
ziyade akıllı olan,ziyade akıllı kimse,pek akıllı,aklı artık kimse,az yükten incinen hayvan,ayağı eğri ve dolaşık olan deve,it elliأَعْقَلُ (ج) عُقْلٌ (م) عَقْلاَءُ : مِنَ الجِمَالِ الّذِي إِعْوجّتْ قَوَائِمُهُ و يُقَالُ بَعِيرٌ أَعْقَلُ و نَاقَةٌ عَقْلاَءُ
diğer bir şeye tabi olan şey,büyüyüp sütten kesildikten sonra yine anasının arkasından giden deve yavrusu,köçeği,eşek sıpası,küçük katır,bir yaşını geçmiş oğlak,çepiş,bahardan evvelce doğmuş kuzu,toklu,yüce,yüksek,bülent,aliتِلْوٌ (ج) أَتْلاَءٌ ويقال هو تِلْوُهُ
koyunun gebeliği belirmek,belli olmak,kösnemesi gidip gebe olmak,deve kısmı pek arıklığından yerlerinden kalkmaz olmak,yaralayanı veya katili kısas etmek,devirdiği yerde bir kimseyi vurup öldürmek,bir kimse ölüme yakın olmakأَقَصَّ : إِقْصَاصاً
inci tanesi,büyük bir tane incisi olan küpe,küpe yahut büyük inci tanesi gibi gümüşten yuvarlak küpe,deve kuşu yumurtasıتُومَةٌ (ج) تُومٌ و تُوَمٌ : دُرَّةٌ و يقال في قرطها تُومَةٌ كبيرة و صبية ذات تُومةٍ
kara evleri kaldırıp yere vuran berk esen yel,evleri ve ağaçları basıp yerinden yıkan şiddetli yel,çadırları yerle bir eden şiddetli yel,fırtına,kendi kendine hızlı giderek yoran,bitiren deveهَوْجَاءُ (ج) هُوجٌ
selin bıraktığı su,içinden piliç çıkmış yumurta kabuğu veyahut bu halde yalnız deve kuşu yumurtası,zırh başlığı,miğfer,tuğulga,hurması silkelenmiş salkım,kimse tarafından evlenmeye rağbet olunmayıp kalmış kadın,ihmal olunup otlanmamış çayır,terk edilmiş nesne,terikeتَرِيكَةٌ (ج) تَرَائِكُ و تَرِيكٌ و يقال إقتحم في المعركة و علي رأسه تريكة اي خوذة و يقال إمرأة تَرِيكَةٌ و روضة تريكة
peh peh diyerek istihsan ve medih etmek,pehpehlemek,uykuda puh puh diye mışıldamak,öğle sıcağını geçirmek üzere yolda durup eğlenmek,semizlikten sonra arıklanıp etler hışır hışır etmek,deve kükremekبَخْبَخَ : بَخْبَخَةً
deveyi boğazlamak,deveyi çökermek veya kaldırmak yahut durdurmak için tahrik etmek,deveyi çökmek,alıkoymak,bırakmamak,borçlu vesaireyi sıkıştırmak,tutmak,hapis etmek,doğramak,ufaltmak,deve çökmek,yeniden kalkmak üzere muvakkat oturmak,takırdamakجَعْجَعَ : جَعْجَعَةً : كتب عبيد بن زياد إلي زياد عمر بن سعد ان جعجع بحسين عليه السلام
kunduracıların üzerinde sahtiyan kesip iş gördükleri kütük,papuççuların üzrine iş kesip biçtikleri kütüğe denirki bazı diyarda papuççu kölesi tabir olunur,deve sepetliği,papuççu köselesi,devenin göğsüyle göbeği arasındaki yer,göbekle kasık arası,sepetlikجَبْأَةٌ
namazda secde ettiği vaktin karnını uyluklarından ırak edici ve kovaldıcı kişi ve yere çöktüğü vaktin karnını yerden ırak tutup kovaldıcı erkek deveمَخْوَي
birinin burnu veya kulak ya dudak veya eli kesik olmak,çocuk fena beslenmek,iyi beslenmeyip sıska ve cılız olmak,deve yavrusu fena beslenmekten veya köçek iken binilmekten cılız kalmakجَدِعَ ـَـ جَدَعاً
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- مهندس معماري - عَوَّدَ عَلَي - أَزَالَ اللهُ عَنْكُمْ إ - شعير - بالنِّسْبَةِ إِلَيَّ أَنَّ السَّفَرَ بالبَاخِرَةِ أَحْسَنُ مِنْ كُلٍّ - مُجَسَّمُ حَمَامَةِ السَّلاَمِ - تَعَامَلَ : تَعَامُلاً مَعَ - تَحَزَّبَ : تَحَزُّباً - شَطْبُ جُزْءٍ كَبِيرٍ مِنَ الدُّيُونِ - ثَمَرَةٌ مُجْتَمِعَةٌ - كثير السير ، دائم السفر - بَقَّقَ : تَبْقِيقاً ، هُ - ليس عندي ما يُقال - يَابِسَةٌ ، أَرْضٌ ، دُنْيَا - عصب الإقتصاد - اَبْلَيَ الثَّوْبَ : صيَّرَهُ بَالِياً رَثّاً - قبل البارحة ، أول البارحة ، اول أمس ، أول من أمس ، أول البارح ، اليوم الأول و الأمس ، اليوم الماضي ، قبل الأمس قريبا او بعيداً - كَانَ لِفُلاَنٍ أَخٌ - وَارِدَةٌ و يَقُولُ العَربُ ... عَرَفْتُ كُلَّ وَارِدَةٍ و شَارِدٍَ ... اَيْ كُلَّ شَيْئِ - خالد - وِقَايَةٌ مِنَ الأَمْرَاضِ - جَرِيدَةُ الخِدْمَةِ - ذَهَبَ لِيَرَي أَخاهُ - نزول النوبة ، نوزل الزوبعة - تَكْسِيبٌ (ج) تَكْسِيبَاتٌ : إِكْسَابٌ - أَسْوَسُ : مِنَ الدَّوَابِ المُصَابُ بِدَاءِ السَّوَسِ وَهُوَ دَاءٌ يُصِيبُ عَجْزَ الدَّابَّةِ - كُمساريّ - نضال كردي - فَسْأٌ - شُرُوطُ المُسَابَقَةِ
ElmaWarid