900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve إِبْلٌ
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
kale,istihkam,perde,örtü,siper,melce,sığınacak yer,sarp dağ,çadır ve havuzun etrafına çekilen toprak siper,yüksek kumluk,kum tepesi,asker kolu,kanadı,cenah,külliyetli deve sürüsüإِيَادٌ : مَا يُؤَيِّدُ بِهِ الشَّيْئُ ، سِتْرٌ ، كَتِفٌ ، مَعْقَلٌ ، كَثْرَةُ النَّاسِ ، أَحَدُ جَنَاحي الجَيْشِ مَيْمَنَتُهُ و مَيْسَرَتُهُ ، جَبَلٌ حَصِينٌ مَنِيعٌ
konak,yurd,dağlarda olan arı yuvası,rahimde olan yavru yatağı,yaban öküzünün yatağı,suya yakın yerde olan deve yatağı مَبْأَةٌ : منزل : زهدان : معطن: يقال هو رحب المَبْأَةِ اي المنزل
elçi,elçilikle gelen,elçi olarak gelen adam,heyet şeklinde gelmekte olan,gelen,elçi,develere öncülük eden deve,avurt,salgınوَافِدٌ (ج) وَافِدُون : قَادِمٌ و فِي المَثَلِ ... إِنَّ الشَّقِيَّ وَافِدُ البَرَاجِمِ ...
dişi deve sütü kıt olup yudum yudum sağıldı,devenin sütü azaldı,kıt olduأَجْرَعَتِ النَّاقَةُ : قَلَّ لَبَنُهَا
eğri boyunlu,boynu eğri olan,tekebbürden başını yukarı kaldıran kimse,kral,padişah,başında zahmet olup boynunu döndürmeye ve eğilmeye güç yetmez ve burnundan sümüğü akan deveأَصْيَدُ (ج) صِيْدٌ (م) صَيْدَاءُ : المَائِلُ العُنْقِ ، الَّذِي يَرْفَعُ رَأْسَهُ مُتَكَبِّراً ، مَلِكٌ ، الجَمَلُ الّذِي بِهِ صَيَدٌ و هُوَ دَاءٌ يُصِيبُ الجِمَالَ فَيَسِيلُ مِنْ أُنُوفِهَا مِثْلَ الزَّبَدِ فَتَرْفَعَ عِنْدَ ذَلِكَ رُؤُوسَهَا ، الأَسَدُ
ayak üzere dikilip durmak,dikilip kalmak,deve yavrusunun hörgücü semiz ve yağlı olmak,gözleri öne dikip bakmak,kuvvetini göstermek için taş kaldırmak,men ve yasak etmekأَجْذَي : إِجْذَاءً
ziyadesiyle ram ve kullanılmış olmakla herşeye alışık deve, şu olaveki sahibi oludağından kavrayıp çehresine ve gözüne darbe ve tahrik veyledikte serkeşlik eylemeyip tabi ve mutavı olur olaدَرُوبٌ : دَرَبُوتٌ و يقال جمل و نلقة دَروب و دَربوت اي ذلول او هي التي أخذت بمشفرها و نهزت عينها تبعتك
korkarak bakan,sağaspla bakmadan koşan,susarak kendini çağırana giden kimse,gözünü baktığı yere dikip zül ve miskinlik bakan,yaratılıştan boynu aşağı doğru eğri ve yatık deveمُهْطِعٌ (ج) مُهْطِعُون و فِي القرآن الكَرِيمِ ... مُهطِعينَ مُقنِعي رُءوسِهِم لا يَرتَدُّ إِلَيهِم طَرفُهُم وَأَفئِدَتُهُم هَواءٌ ...
ziyadesiyle ram ve kullanılmış olmakla herşeye alışık deve, şu olaveki sahibi oludağından kavrayıp çehresine ve gözüne darbe ve tahrik veyledikte serkeşlik eylemeyip tabi ve mutavı olur olaدَرَبُوتٌ : دَرُوبٌ و يقال جمل و ناقة دَروب و دَربوت اي ذلول او هي التي أخذت بمشفرها و نهزت عينها تبعتك
toplamak,yekununu bulmak,özetlemek,öz ve kısa söylemek,yekün etmek,ayrıntısız anlatmak,söylemek,zikir etmek,anmak,mutedil olmak,bir kimse çok deve sahibiolmak,iç yağını eritmekأَجْمَلَ : إِجْمَالاً فِي ، هُ
dişi deve kese kese,azar azar işediأَوْزَغَتِ النَّاقَةُ إِيْزَاغاً بِبَوْلِهَا : رَمَتْ شَيْئاً شَيْئاً
sel ile yangın,sel ile esrimiş deveأَهْمَيَان : أَعْمَيَان
silahsız kişi,omuzunda zahmet olduğu için eğilip yürüyen kişi,yanında oku ve yayı olmayan kişi,omuzu eğri olan kişi,omuz ağrısı olan deveأنْكَبُ (ج) نُكْبٌ (م) نَكْبَاءُ : أَعْزَلُ ، مَنْ لاَ قَوْسَ ولاَ نَبْلَ مَعَهُ ، الجَمَلُ ذُو النّكَبِ و هُو مَرَضٌ يُصِيبُ الجِمَالَ فِي مَنَاكِبها ، المَائِلُ المَنْكَبِ
korkudan şaşa kalan,sersem,şaşkın,çok susamış,pek arık ve lağır,verem hastalığına uğramış,verem olmuş,çok koşmadan yorulup yüzü simsiyah olmuş deveبَحِرٌ : مُتَحَيِّرٌ
korkudan şaşa kalan,sersem,şaşkın,çok susamış,pek arık ve lağır,verem hastalığına uğramış,verem olmuş,çok koşmadan yorulup yüzü simsiyah olmuş deveبَحِرٌ : مُتَحَيِّرٌ ، مَسْلُولٌ
Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- رَعَشَ الرَّجُلُ : إِرْتَعَشَ - مستراح ، بيت الخلاء ، مرحاض ، دورة مياه ، طريق القدم ، أدبخانة ، بيت الراحة ، بيت الماء - إِيْزَاعٌ (ج) إِيْزَاعَاتٌ - إستبداء - غَرْبِيٌّ (ج) غَرْبِيُون - بَشَرٌ - آبَلَ : إِيْبَالاً - إِكْتَنَهَ : إِكْتِنَاهاً و يُقَالُ عِنْدِي مِنَ السُّرُورِ لاَ يَكْتنِهِ الوَصْفُ - نحن كاللحم و الظفر - جِدِّيٌّ - شَلاَلٌ : شَلاَّلٌ : شَلاَلَةٌ (ج) شَلاَلاَتٌ - تعبّس ، تقطّب - مزهر - تَدْفِينٌ (ج) تَدْفِينَاتٌ - نجمة البحر - أَقْهَمَتِ الجِمَالُ عَنِ المَاءِ : لَمْ تَذْهَبْ إِلَيْهِ - فتح الملف - أَبْنَائِيٌّ - أَوْشَمَ يَفْعَلُ كَذَا - ميزانية عامة - وَاحِدٌ - صَارَ التَّمْرُ نَبِيذاً - ترأس الحكومة - كَسْبُ السُّرْعَةِ - جَفَّ القَلَمُ - قاعدة برية - بَطَنٌ و يُقَالُ فِي الدُّعَاءِ ...اللهم قنا شر الفتن ما ظهر منها وما بطن اللهم وفقنا للخير والحق اللهم ارنا الحق حقا وارزقنا اتباعه وارنا الباطل باطلا وارزقنا اجتنابه... - مشج المعادن ، تمزيج و نمشيج المعادن - أجلسوا حيث جلستم - أداء الواجب ، القيام بالواجب
ElmaWarid