900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve/ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmek kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
- -
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ölüyü toprağa gömdü,ölüyü toprak altında gizlediدَفَنَ المَيِّتَ
anası Arap babası acem olan deve,buğur deve,iki hörgüçlü Horasan deve,buğur devesi,tülü deve,buğur deve,iki hörgüçlü deve,bısırık deveبُخْتٌ : بُخْتِيٌّ (م) بُخْتِيَّةٌ (ج) بَخَاتِيّ و بَخَاتِيَ وبخَاتٍ :
anası Arap babası acem olan deve,buğur deve,iki hörgüçlü Horasan deve,buğur devesi,tülü deve,bisrek deve,Arap v Acemden doğmuş olan deve,Buxtiبُخْتٌ : بُخْتِيٌّ (م) بُخْتِيَّةٌ (ج) بَخَاتِيّ و بَخَاتِيَ وبخَاتٍ :
iklim,bir yerin abuhavası,hava durumu,abuhava,deve çöktürecek yer,deve ıhdıracak yer,deve çökecek yer,deve ağılı,ikametgahı,konakمَنَاخٌ (ج) مَنَاخَاتٌ و أَمْنِخَةُ
Mekkey-i mükerremeye götürülen kurbanlık sığır ve deve koyunu (أَضحية) derler,Mekkede kurban ettikleri deve,kurbanlık deve,yaşlı dişi deve veya inek,yensiz ve yakasız gömlek,dişi deve,inekبَدَنَةٌ (ج) بَدَنَاتٌ و بُدُنٌ و بُدْنٌ : النَّاقَةُ اَوِ البَقَرَةُ المُقَدَّمَةُ ذَبِيحَةً فِي مَكَّةَ المُكَرَّمَة ، النَّاقَةُ أَِ البَقَرَةُ المُسِنَّةُ ، ثَوْبٌ للنِّسَاءِ مَشْقُوقٌ لاَ كُمَّ لَهُ و فِي الحَدِيثِ ...وَنَحَرَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ سَبْعَ بُدْنٍ قِيَامًا وَضَحَّى بِالْمَدِينَةِ كَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ...
erkek deve,dişi deve,azı dişini yeni yarmış,çıkarmış deve,yük götüren hayvanبَعِيرٌ (ج) بُعْرَان و أَبْعِرَةٌ و (جج) أَبَاعِرُ و اَبَاعِيرُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ...وَلَمَّا فَتَحُوا مَتَاعَهُمْ وَجَدُوا بِضَاعَتَهُمْ رُدَّتْ إِلَيْهِمْ قَالُوا يَا أَبَانَا مَا نَبْغِي هَٰذِهِ بِضَاعَتُنَا رُدَّتْ إِلَيْنَا وَنَمِيرُ أَهْلَنَا وَنَحْفَظُ أَخَانَا وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ ذَٰلِكَ كَيْلٌ يَسِيرٌ...
ayıplamak,deve uyuzolmak,deve kuşu bağırmak,deve uyuz olmakعَرَّ ـُِـ عَرّاً و عَرَاراً
ifk ve iftira etmek,bühtan etmek,deve deve dikenini yemek,yerde deve dikeni çok olmakأَعْضَهَ : إِعْضَاهاً
kısır olduğundan semiz ve tavlı olan deve;hırsız;cimri,soylu deve;eti pek ve sıkı deveأَصُوصٌ (ج) أُصُصٌ
o deve ahvalini iyi bilici olan,deve sahibi,deve ve koyunlara bakmakta halıkn en mahiri ve ustasıdırهُوَ مِنْ آبَلِ النَّاسِ
ölüyü kefenlediكَفَّن المَيِّتَ
ölüyü kefenlemekتكفين الميت
ölüyü mumyaladıحَنَّطَ المَيِّتَ
ölüyü andıأَبَّنَ المَيِّتَ
ölüyü defnetmekدفن الميت
ölüyü taşlığa defin etti veya kefene sarıp gömdüحَسَّبَ : تَحْسِيباً المَيِّتَ : دفنه في الحجارة او دفنه مكفناً
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
gömmek,gömülen,defin,defin etmekدَفْنٌ (ج) أَدْفَانٌ
gömmek ,gömülen ,defin,defin etmekدَفْنٌ (ج) أَدْفَانٌ
definدَفْنٌ
defin merasimiمَرَاسِيمُ الدَّفْنِ
defin işlemleriإجراءات الدفن
ölüyü defin etmekدفن الميت
gömmek,defin etmekدَفَّنَ : تَدْفِيناً ، هُ
gömmek , defin etmekإِدَّفَنَ : إِدِّفَاناً
gizlemek,defin etmekرَمْسٌ
ölüleri defin ertmekدَفْنُ المَوْتَي
cenazeyi defin etmekدفن الجنازة
ölü defin olundu,gömüldüإِنْدَفَنَ المَيِّتُ : أُسْتُتِرَ و تَوَارَي
Ölüyü gömmek,defin etmekدفن الميت
ölü gömüldü,defin olunduثَوَي المَيِّتُ
cenazeyi mezarlıkta defin etmekدفن الجنازة في المقبرة
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
cenazeyi kefene sarmak,kefenlemekكفَّنَ : تَكْفِيناً ، هُ
cenazeyi kefene sarmak,kefenlemekتَكْفِينٌ (ج) تَكْفِينَاتٌ
ölüyü taşlığa defin etti veya kefene sarıp gömdüحَسَّبَ : تَحْسِيباً المَيِّتَ : دفنه في الحجارة او دفنه مكفناً
ilân etmek,bildirmek,duyurmak,anons etmek,açıklamak,alenen söylemek,deklere etmek,beyan etmek,aşikar etmek,belli etmek,belirtmek,afişe etmek,izhar etmekmeydana çıkarmakأَعْلَنَ : إِعْلاَناً بِ ، عَنْ، لِ ، هُ
tavsiye etmek,tembih etmek,ısmarlamak,emr etmek,tavsiye etmek,bir şey vermek,vasiyet etmek,emanet etmek,sipariş etmek,çok ve birbirine girmiş otlağa girmek, nasihat etmekأَوْصَي : إِيْصَاءً بِ ، إِلَي ، لِ
öldürmek,yok etmek,mahv etmek,eksiltmek,silmek,iptal etmek,yok etmek,imha etmek,bozmak,harap etmek,vücudunu ortadan kaldırmak,noksan etmek,silmek,helak etmek,yakmakمَحَقَ ـَـُ مَحْقاً
kayıp etmek,zayi etmek,yitirmek,telef etmek,mahv etmek,helak etmek,ihmal etmek,malı çoğalmak,köy sahibi olmakأَضَاعَ : إِضَاعَةً
göç etmek,göçmek,intikal etmek,gitmek,ölmek,vefat etmek,irtihal etmek,binmek,acele etmek,talep etmek,yüklemek,sırtına çıkmakإِرْتَحَلَ : إِرْتِحَالاً إلَي ، عَنْ
gidermek,izale etmek,bertaraf etmek,def etmek,kaldırmak,uzaklaştırmak,yerinden etmek,soldurmak,silmek,mahv etmek,bir nesneyi yerinden ayırmak,yok etmek,helak etmek,temizlemek,çıkarmak,bozmakأَزَالَ : إِزَالَةً و إِزَالاً ، هُ
gönlünü almak,razı etmek,tarziye vermek, itap etmek,memnun etmek,itabını,azarlamayı izale etmek,hatırını hoş etmek,vaz geçmek,hışım etmek,azarlamakأَعْتَبَ : إِعْتَاباً عَنْ ، هُ و قال الشاعر ... لَنَا عِنْدَ هَذَا الدَّهْرِ حَقّ يَلُطُّهُ * وقَدْ قَلَّ إِعْتَابٌ وَطَالَ عِتَابٌ
eğilmek,bükülmek,çarpılmak,arz etmek,itmat etmek,caymak,önüne geçmek,hücüm etmek,yönelmek,yöneltmek,tevecch etmek,ikbal etmek,rağbet etmek,ıraklaştırmak,kenardan yürümekأَنْحَي : إِنْحَاءً عَلَي ، عَنْ ، لِ
almak,ahz etmek,kabul etmek,elde etmek,ele geçirmek,gafil avlamak,yakalamak,tutmak,başlamak,kapmak,tesir etmek,alıkoymak,hapis etmek,men etmek,zorlamak,öldürmekأَخَذَ ـُـ أَخْذاً وتَأْخَاذاً و مَأْخَذَاً بِ ،عَلَي ، عَنْ ، فِي ، مِنْ ، هُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ...فَأَخَذَتهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ ...
beraberinde götürmek,beraber olmak,kendine refik peyda etmek,tedarik etmek,temellük etmek,arkadaşlık etmek,eşlik etmek,refakat etmek,yanına almak,sahip çıkmak,musahabat etmek,dost olmak istemek,devamlı yanında bulundurmakإِسْتَصْحَبَ : إِسْتِصْحَاباً إِلَي ، بِ ، هُ
bağırıp çağırmak,nale ve feryad etmek,bir nesneyi anlamak,farkına varmak,dikkat etmek,hatıra getirmek,anmak,dert hatır etmek,fehim etmek,cima etmek,lanet etmekبَاهَ ـُـ بَوَاهاً ، هُ و يقال جَاءتْ تَبُوه و و يقال ما بهت له اي ما فهمت
kişiyi yaramaz sanıp süizan etmekإِزْنَانٌ
tazim vetekrim etmek,büyük sanıp hakkında mucibince hareket etmek,tebcilتَبْجِيلٌ (ج) تَبْجِيلاَتٌ
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
suç,suçlamak,töhmette bırakmak,kişiyi yaramaz sanıp süizan etmek,töhmet etmek,sezmek,suç,töhmet,şüphe,zan ve tevehhüm olunan sıfat,haslet,kabahat,suç,cünha,töhmet,şüphe,cünha,suçlamak,töhmette bırakmak,itham etme,zan ve tevehhüm olunan sıfat,haslet,kabahat,sezmekتُهْمَةٌ (ج) تُهَمٌ و تُهُمَاتٌ
kabre koymak,gömmek,defin etmek,mezara koymak,gömmek üzere ölülerini teslim etmek,birisi için mezar hazırlamak,mezar yeri vermek,birisine kabir,mezar yapmakأَقْبَرَ : إِقْبَاراً ، هُ
gömmekطَمٌّ
gömmekإِضْلاَلٌ
gömmekرَسٌّ
gömmekطمر ،دفن ، تدفين، تخبية
gömmekرَمْسٌ
ölüleri gömmekدفن الأموات
cesetleri gömmekدَفْنُ الجُثَثِ
mezara gömmekقَبَّرَ : تَقْبِيراً
kazmak,gömmekفَأَرَ ـَـ فَأْراً
karanlığa gömmekدفن في الظلام
ölüyü gömmekدفن الميت
ateşi gömmekطبن
toprağa gömmekدفن في التراب ، تدميس ، طمر
yere gömmekطَفْذٌ
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
yandırmakقَتْنٌ
yandırmakإحراق، إشعال ، إيقاد
yakmak,yandırmakأَحْرَقَ : إِحْرَاقاً
yakmak,yandırmakلَفْحٌ
ıssı yandırmakمَحْقٌ
od ile yandırmakأَرْمَضَ : إِرْمَاضاً
od ile yandırmakلَوْعٌ
öldürmek,yandırmak istemekإِسْتَحَسَّ : إِسْتِحْساساً
odun yandırmak,yakmakإِيْكَالٌ
odun yandırmak,yakmakتَوْقِيدٌ
odun yandırmak,yakmakلَذْعٌ
güneş yakmak,yandırmakصَخْدٌ
odun yandırmak,yakmakحَضْجٌ
güneş yakmak,yandırmakصَهْدٌ
kimseye intizarlık çekmek ve kimseye küymekرِصَادٌ
kendini bir kimseye benzetici ve bir kimseye öykünücü kimse,benzer olanمُتَشَبِّهٌ
yüzüne gündüz boyu ziynet verip cila vuran kadın,yemek üzerinde bir kimseye kakıp yemeğini kimseye vermeyip yalnız yiyen kadın,şimşekli bulutبَرَّاقَةٌ : مِنَ النِّسَاءِ: المَرْأَةُ الّتي لَهَا بَهْجَةٌ و بَرِيق و مِنَ السَّحَابِ : السَّحَابَةُ ذَاتُ البَرْقِ
bir kimseye bedenini kızdırıcı nesne giydirmek,bir kimseye çok atiyye vermek,insanlar birikmek ve kalabalık etmekle birbirini teshin etmek,ısındırmak,kızdırmak,ısıtmakإِدْفَاءٌ (ج) إِدْفَاءَاتٌ
bir kimseye bedenini kızdırıcı nesne giydirmek,bir kimseye çok atiyye vermek,insanlar birikmek ve kalabalık etmekle birbirini teshin etmek,ısındırmak,kızdırmak,ısıtmak,soğuktan sakınıp kaftan giymek,toplamakأَدْفَأَ : إِدْفَاءً
merada süt sağıp ehil ve iyaline göndermek,bir kimseye sağmal davar tayin eylemek,bir kimsenin devesi dişi köçek doğurmak,süt sağan kimseye yardım etmekإِحْلاَبٌ ، إِحْلاَبَةٌ
bir kimseye veya bir yere sığınmak,ağlamsayarak bir kimseye sığınmak,kaçmak,firar etmek,ardından saklanmakلاَذَ ـُـ لَوْذاً و لَوَاذاً و لُوَاذاً و لِوَاذاً و لِيَاذاً و مَلاَذاً بِ
bir kimseye veya bir yere sığınmak,ağlamsayarak bir kimseye sığınmakلَوْذٌ
eğrilmek,bir kimseye bir nesne ilişip mürtebit ve müteallik olmak,bir kimseyi esirgeyip mihribanlık eylemek,dul kadın evladına mihir ve şefkatinden ere varmayıp dul otıurmak,bir kimseye kamburluk gibi yapışıp taalluk eylemek,kambur olmak,kamburlaşmak,yumrulanmak,eğrilmek,gürüzleşmek,ortası dışarı uğramış olmakتَحَدُّبٌ (ج) تَحَدُّبَاتٌ
verilen sözde durmamak,suvarmak, yerine halef etmek, kılıç karmak için elini uzatmak, evladı ve malı giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك اي ردّ عليك مثلما ذهب) derler kardeşi, babası ve amcası giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك خليفة ما ذهب ) derlerإِخْلاَفٌ : إِسْقَاءٌ
bir şeyi örtmek,sert etmek, bir kimseye padişahlık tacını giydirmek,giyirmek,bir kimseye sen kafirdin demek,küfre nisbet etmek, tekfir etmek, tekfir,bir şeyi örtmek,bir kimseye padişahlık tacını giydirmek,giyirmek,bir kimseye sen kafirdir demek,küfre nisbet etmek,tekfir etmek,setir etmek,birine küfür isnat edip kafir demek,hıns lazım kelam yemine keffaret etmek,tekfir,tekfir etmek,örtmek,setir etmek,birine küfür isnat edip kafir demek,hıns lazım kelam yemine keffaret etmekتَكْفِيرٌ (ج) تَكْفِيرَاتٌ
kapısını kimseye açmazصَارَ لاَ يَفْتَحُ بَابَهُ لأَحَدِ كِنَايَةٌ عَنِ الإِنْزِوَاءِ لاَ يَرْغَبُ أَنْ يُزَارَ تَبَاعُداً عَنِ الإِجْتِمَاعِ مَعَ النَّاسِ
boynunu kimseye eğmezلا يتنازل لأحد
kimseye aldırış etmediلم يعبأ بأحد
kimseye bakmayarak geçtiمرّ غير ناظر إلي أحدٍ
doyuncaya kadar yemekكَنَحَ ـَـ كَنْحاً
onu doyuncaya dek yedirdi ve içirdiأَحْسَبَهُ : أَطْعَمَهُ و سَقَاهُ حَتَّي شَبِعَ
onu kanınc ve doyuncaya dek suvardıأَنْهَلَهُ : سَقَاهُ حَتَي رَوِيَ و شَبِعَ
adam su içip doydu,suya kandı,doyuncaya dek içtiنَهِلَ الرَّجُلُ : شَرِبَ و إِرْتَوَي
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
onu doğurup suya kandırdı,onu hoşnut etti,onu doyuncaya kadar yedirip içirdi,ona razı edecek şey verdiأَحْسَبَهُ : أَرْضَاهُ : حَسَّبَهُ
yemek yemek,yemek tenavül etmek,yemek,yiyiş,aş,Kürtçede tat manasınadırأَكْلٌ (و) أَكْلَةٌ (ج) أَكْلاَتٌ : مَا يُؤْكَلُ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... وَتَرَى كَثِيرًا مِّنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَأَكْلِهِمُ السُّحْتَ لَبِئْسَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ ...
yemek vaktini gözetip yemek yemek için gelen kişi,verenدَاشِنٌ
ot ve saman yemek,yem yemek,alef yemekإِعْتَلَفَ : إِعْتِلاَفاً
korkak ve zayıf olmak,yemeğini tek başına yemek,çok yemek,hızlı yürümek,çabuk yürümek,koşmak,kaçmak,ylınız başına yemek,çok yemekكَاصَ ـِـ كَيْصاً وكَيَاصَاناً و كُيُوصاً
deve ilk yiyişte ot yemek,deve memeden kesilp ilk defa ot yemek,ısırmak,çocuk zayıf yemek yemek,Karamanقَرَمَانٌ
çocuk altını etmek,pislemek çiğ et yemek,döke saça yemek yemek,abdest bozmak,et yemek,misafire çabuk yemek yetiştirmek eti az pişirmek veya korun üzerinde pişirmemek,çiğ bırakmak,pis ve acele yiyip dudaklarına ve sakalına bulaştırmak,işi acele ile ve noksan yapmak,çırpıvermek,çocuk altını etmek,pislemekثَرْمَلَ : ثَرْمَلَةً
beraber yemek,beraberce yemek yemekمُؤَاكَلَةٌ : إِكَالٌ
öğle yemeği yemek,sabah kahvaltısı yapmak,beslenmek,bedenin nema ve kıvamına medar olacak yiyecek ve içecekleri yemek,perverde olmak,beslenmek,sabah yemeğini yemekتَغَدَّي : تَغَدِّياً
deve ilk yiyişte ot yemek,çocuk zayıf yemek yemek,deve memeden kesilip ilk defa ot yemek,ısırmak,deve ilk yiyişte ot yemek,deve memeden kesilp ilk defa ot yemek,ısırmak,çocuk zayıf yemek yemekقَرَمَ ـِـ قَرْماً و قُرُوماً و مَقْرَماً و قَرَمَاناً
ona yemek ve içmeyi devam ettirdi,sürekli yemek verdiأَرْهَنَ لَه الطَّعَامَ او الشَّرَابَ : أَدَامَ لَهُ
üç kişilik yemek olarak alacakçanak,küçük tencere,yemek kabıمِئْكَلَةٌ
sabahlaca gıdalanmak yani gündüzün evvelinde yemek yemek,yiyip beslenmekإِغْتِذَاءٌ (ج) إِغْتِذَاءَاتٌ
hayvanlar yumuşak dallıağacı yemek,otlamak,anem denilen otu yemekأَعْنَمَ : إِعْنَاماً
şişkinliğe hazımsızlığa neden olan yemek,ağır ve hazmı zor yemekمَتْخَمَةٌ
bozulmuş yemek kokusu,acı yemek,ağzı kötü kokan kimse,iğrençبَشِعٌ : بَشِيعٌ
taam yedirmek,yemek yedirmek,yemek vermek,iaşe etmek,taamlandırmak,doyurmak,karnı tok etmekإِطْعَامٌ (ج) إِطْعَامَاتٌ : إِعَاشَةٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... الَّذِي أَطْعَمَهُم مِّن جُوعٍ وَآمَنَهُم مِّنْ خَوْفٍ ...
durmak,eğlenmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmek,yardım edip birinin işini görmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmekiçilecek bir şeyden evvel yemekثَمَلَ ـُِـ ثَمْلاً و ثُمُولاً ويقال مَا ثَمَلَ شَرَابَهُ بِشَيْئِ
birine yemek yedirmek,çok yedirmek,israf etmek,bir şeyi yedi diye birinden dava etmek,çok yemekأَكَّلَ : تَأْكِيلاً ، هُ
elbise dokumak,birine et yedirmek,birinin evinde eti çok olmak,et vermek,et bulmak,et sahibi olmak,bir kimseye et yedirmek,lehimlemek,lehimle kırık yapıştırmak,seb ve düşnam ile ırza halel vermek,argaçlamak,argaç atmak,أَلْحَمَ : إِلْحَاماً ، بِ ، ه
yoğurttan tereyağı çıkarmak,tereyağı yedirmek,kaymak yedirmek,kaymak çıkarmak için tulumu çalkalamakزَبَدَ ـُـ زَبْداً
yedirmekأَزْلَعَ : إِزْلاَعاً، هُ
yedirmekعَلَّسَ : تَعْلِيساً ، هُ
yedirmekأَلْقَمَ :إِلْقَاماً
yedirmekإطعام ، تأكيل ، تغذية ، قوت
yedirmek,iaşeإِطْعَامٌ
mantar yedirmekكَمَأَ ـَـ كَمْأً
esiri yedirmekإطعام الأسير
yemek yedirmekإِقْضَاءٌ (ج) إِقْضَاءَاتٌ : إِطْعَامٌ
yemek yedirmekإطعام
yemek yedirmekإطعام الطعام
iyilikten ve yatlıktan halilik ve nesneden berilik ve hamlık ve çiğlik ve yönedsizlik ve tertipsizlikقَحٌّ
rükünler,köşeler,esaslar,temeller,şartlar,direkler,sütünler,kurmaylar,etraflar,anasır-ı erbaa,dört öğe ve element,nesnenin başlıca olan ecza ve azası ve mukarrer olan kavaid ve rusum ve devletin bakanları ve büyükleri ve ordu ve seraskerinin has muavinlerأَرْكَانٌ : شُرُوطٌ آدَابٌ ، عَنَاصِرُ أَرْبَعَةٌ وَهِيَ المَاءُ و الهَوَاءُ و النَّارُ و التُّرَابُ و هِيَ أَجْسَامٌ بَسِيطَةٌ َتَتَرَكَّبُ مِنْهَا المَوَّادُ ، أَطْرَافٌ ، أَجْزَاءٌ
melce,penah,sığınacak yer,boyna astıkları hamayil ve,muska muhafazai nefse vesile olacak nesne ve afat ve beliye defi için ittihaz olunan muska ve tılsım ve tavizat misillü ve kale gibi muhkem ve metin ve mahfuz olan mevziحِرْزٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَبٌ (م) جَلْعَبَاةٌ
galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلْعَابَةٌ
göregen kişi,galiz ve natıraş ve cafi ve şerrir kimse ve şu deveye denirki şaşkın ve oğuz adam gibi sersem ve sabukmağz olmakla yürümekte şitab ve süratle beyhude çabalayıp ikdam eder ola ona dahi *عجرفية*denirجَلَعْبَي : شديد النظر
bir husus çetin ve çaparız ve dolaşık ve peçapeç olmak haleti,firib,hile,fend,aldatma,bir nesne kalın ve kaba ve yakışıksız ve uslupsuz ve endamsız olmak,düzen,mekr,keyd,al,bela,musibet,dahiye,cüret ve ikdam sahibi kimseعِنْدَأَوَةٌ : عُسر، إلتواء و في المثل : إن تحت طرّيقتك لعندأوة
bir nesneyi bir nesneye medarı metanet eylemek,bir kimseyi bir kimseye püşt ve penah ve kuvvet-i zahr kılmak,ihkam için binaya dayak ve payendan ve destek nasp eylemek,hayvan ve davarın ab ve alefine ve sair hizmet ve tımarına güzel takayyut ve riayet etmekرَدْءٌ
paslı ve lekeli nesne,alüde -i ayıp ve ar ve lekenak lüm ve hasaset ve idbar olan kimseصَدِئٌ و يقال رجل صضاغر صَدِئٌ اي لزمه العار و اللؤم
kelam arasında nesne ve meselen ve faraza ve sözüm yabana misillü mealsız ve lüzümsüz telaffüz ve ilave olunan kelimatحَشْوِيَاتٌ
daima oturur ve yatar yani evinden çıkmaz çok yemek yer ve içer ve pek yalancı ve yaltaklanan ve uykucu kimseرَجُلٌ قُعَدَةٌ ضَجَعَةٌ أَكَلَةٌ شُرَبَةٌ كُذَبَةٌ خُضَعَةٌ نُوَمَةٌ
payidar ve sabit etmek,künh ve hakikatına varmak,hakkıyla anlamak,sağlam ve muhkem etmek,yapışıp ayrılmamak,hareketi mecali olmaacak surette darp ve cerh veya rapt ve hapis etmek,bürhan ve beyyine ile tekid ve zahire çıkarmak,ispatlamak,kanıtlamak,ispat eأَثْبَتَ : إِثْبَاتاً و في القرآنِ الكريم ... ليثبتوك او يقتلوك...
şu hatuna denirki akile ve reşide olup iş ve sanatında pişkar ve hazıka ve kargüzar ola,davulcu,davul ve kös çalmakta ustad olan mehterدَرَّابَةٌ
işe yaramayan ağaç ve kereste parçaları ve nebat ve ağaçların diplerinde süren taze küçük filiz ve fidanları,bedhuy zişt meşrep mecmuası şer ve ayıp olanشَتِيرٌ
bedhuy zişt meşrep mecmuası şer ve ayıp olan ,işe yaramayan ağaç ve kereste parçaları ve nebat ve ağaçların diplerinde süren taze küçük filiz ve fidanlarıشَتِيرٌ
onu doyunca yemek verdi ve kanınca su içirdiحَسَّبَهُ : أَطْعَمَهُ و سَقَاهُ
suya kandırmak,kanınca suvarmak ,suvarmak,sulatmakأَرْوَي : إِرْوَاءً
ölüyü taşlığa defin etmek,kefene sanıp gömmek, yastığada yandırmak,bir kimseye doyuncaya yemek yedirmek ve kanınca su içirmekتَحْسِيبٌ (ج) تَحْسِيبَاتٌ
su akmak,su akıtmak,su yeri yarmak,yerden kaynayıp akan suبَجْسٌ : بَجِيسٌ : يقال مَاءٌ بَجْسٌ و مُنْبَجِسٌ
burnuna su alıp sümkürmek,temizlik için buruna su çekip geri püskürmek,burnu yıkamak için su çekmek,burna su çekip tekarar salıvermekإِسْتَنْثَرَ : إِسْتِنْثَاراً
albümin,protein,tatlı,duru ve boğazdan tez iner su,tatlı safi su,ziyade tatlı su,saf,tatlı,hafif su,yumurta akı,zülalزُلاَلٌ (كر) : آح : بياض البيض
su çoğalmak,su çoğalıp taşmak,su basmak,bollaşmak,adam bilgisiz,cahil olmakغَمُرَ ـُـ غَمَارَةً و غُمُورَةً
maşraba,su tası,su bardağı,içinde su içilen kap,suvak,köşkمَشْرَبَةٌ (ج) مَشَارِبُ
su makulesi şeyler çoğalmak,su kabarmak,kaba su koymak,kırkmak,ısırmak,galip olmak,tamطَمٌّ
ersuyu,meni,su,sperma,damla,katre,duru su,berrak su,küpe,ufak ve gerçek inciنُطْفَةٌ (ج) نُطَفٌ و نِطَافٌ : و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًا ثُمَّ أَنشَأْنَاهُ خَلْقًا آخَرَ فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ ...
duru su,arı su,saf su,ab-ı zelalسَلْسَالٌ : مَاءٌ زُلاَلٌ
yeryüzünde akan su,yerden sızan su,çorak suإِمَدَّان : نَزٌّ
ırmak,akarsu,nehir,su akmak,dere,çay,tatlı su yatağı su,kovmak,azarlamak,Kürtçe Çem ve Ferat derlerنَهْرٌ (ج) أَنْهَارٌ و نُهُرٌ و أَنْهُرٌ و فِي القرآنِ الكَرِيمِ ... وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ...
boğazdan kolay geçen su,bağırdan genez geçen su tatlı ve serin su,ziyade tatlı ve latif olup asanlık ile içilen suسَلْسَلٌ
safi su,gök su,mavi su,kataraktمَاءٌ أَزْرَقُ اي صَافٍ
su akmak,su akıtmak,su yeri yarmakبَجْسٌ
su fışkırmak,tulumdan su çıkmak,sızmak,buluntan su fışkırmak,akmak,damardan kan fışkırıp boşanmak,bulut çeşme gibi yağmur yağdırıp boşanmak,köpek işemek,tulumun deliğinden su fışkırıp boşanmakتَغَرَ ـَـ تَغْراً وتُغُوراً
ekin veya arazi sulanan arık,dönerek su çıkaran dolap,çay,küçük çay,dere,ark,su arkı,çay,dere,küçük ırmak,su arkı,küçük ırmak,su kanalı,su dolabıسَاقِيَةٌ (ج) سَوَاقٍ : ، نُهَيْرٌ ، جَدْوَلُ المَاءِ ، نَهْرٌ صَغِير
durmak,eğlenmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmek,yardım edip birinin işini görmek,yedirmek,içirmek,ikamet etmek,eğleşmekiçilecek bir şeyden evvel yemekثَمَلَ ـُِـ ثَمْلاً و ثُمُولاً ويقال مَا ثَمَلَ شَرَابَهُ بِشَيْئِ
and içirmekتحليف ، تكليف القسم
içirmekشَرَّبَ : تَشْرِيباً ، هُ
içirmekإِسْقَاءٌ ، إِشْرَابٌ
içirmekعَجْيٌ
içirmekإشراب ، سقي ، إسقاء ، سقاية ، تشريب
ağı içirmekتسميم
çorba içirmekحَسَّي : تَحْسِيَةً
çorba içirmekحَاسَي: مُحَاسَاةً
ilaç içirmekأَوْجَرَ : إِيْجَاراً
yedirip içirmekإنفاق
süt içirmekلبن
zehir içirmekإسقاء السم
ağu içirmekتسميم
baldıran zehri içirmekتجريع سم الشوكران
Benzer Kelimeler
Benzer kelime bulunamadı!

Bilgi Paneli
elmawarid.com/info/whatsapp:00-905368448163
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
Günün Kelimesi
ElmaWarid