900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve yavrusunu düşürdü kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve yavrusunu düşürdü أَصْبَغَتِ النَّاقَةُ : أَلْقَتْ وَلَدَهَا
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
deve adımlarını deve kuşu gibi atıp çabuk gittiوَخَدَ الجَمَلُ
üç yaşını tamamlamış dördüne girmiş deve torumu,dört yaşındaki deveحِقٌّ (ج) حِقَاقٌ و أَحِقَّةٌ
dişi deve,maya,deve şeklinde dizili yıldızlar,elde çıkan kabarcıkنَاقَةٌ (ج) نَاقٌ و نُوقٌ و أَيْنُقٌ و أَنوَاقٌ و نِيَاقٌ و أَوْنُقٌ و في القرآن ... فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللهِ نَاقَةَ اللهِ وَسُقْيَاهَا ...و فِي المَثَلِ ... إِسْتَوْنَقَ الجَمَلُ ...
erkek deve büyüyüp (بعير) deve denilecek dereceye gelmek,köçek olmakبَعِرَ ـَـ بَعَراً
beş yaşına girmiş deve tam kemalini bulmuş erkek deve olduإِسْتَجْمَلَ البَعِيرُ : صارَ جَمَلاً
deve kuşu,ses veren yay,tez ve iyi yürüyen dişi deveزَفُوفٌ
dil dibi,bir sürü deve,elli ile yüz arasında olan deveعَكَرَةٌ
bünyesi güçlü ve yürüyüşü sağlam binek deve vesaire,kuvvetlimuhkem güvenilir deveأَمُونٌ (ج) أُمُنٌ : مَطِيَّةٌ مَأْمُونَةٌ
pek hızlı koşan deve;eşsiz derecede yürüyüşe dayanıklı deve;bela;şaşkınlıkأَفْتٌ
deve,develer,deve işlerinde bilgili olan kimseإِبْلٌ ، إِبْلٌ (ج) آَبَالٌ ، جِمَالٌ ، بَعِيرٌ و فِي القُرْآنِ الكَرِيمِ ... أَفَلا يَنظُرُونَ إِلَى الإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ...
deve bağırmak çağırmak,deve kalkımak,kükremekdepernmek,kalkaleقَلْخٌ
filan kimse deve edindi,deve sahibi olduتَأَبَّلَ فُلاَنٌ الإِبْلَ
pek güçlü katı deve,kuvvetli dişi deveوَجْنَاءُ
deve hırsızı,deve uğrusu,haram işi,dam duvarını yarıp nesne çalan,uğrulayan,haramiخَارِبٌ (ج) خُرَّابٌ : سَارِقُ الإِبِلِ
iri cüsseli deve,cinsi iyi deve,tam,kamil,bütün,gruh,grup,cemaat,toplulukجُرْجُورٌ (ج) جَرَاجِرُ و يقال إِبِلٌ جُرْجُورٌ و بَعِيرٌ جُرْجُورٌ و مِئَةٌ جُرْجُورٌ
gebe hayvan yavrusunu vakti tamamlamadan dışarı attıأخْدَجَتِ الحَامِلُ : اَلْقَتْ وَلَدَهَا قَبْلَ تَمَامِهِ
deve veya koyunların ilk yavrusunu boğazladı,kestiإِسْتَفْرَعَ : ذَبَحَ الفَرَعَ وَهُوَ أَوَّلُ نِتَاجِ الإِبِلِ و الغَنَمِ
deve yavrusunu kan ve döleşi halindeyken attı,düşürdüأَمْزَجَتِ النَّاقَةُ : أَلْقَتْ وَلَدَهَا بَعْدَ مَا صَارَ دَماً و غِرْساً وهُوَ مَا يَخْرُجُ مَعَ الوَلَدِ مِنْ بَطْنِ أُمِّهِ
başlamak,deve veya koyunların ilk yavrusunu boğazlamak,kesmekإِسْتَفْرَعَ : إِسْتِفْرَاعاً
dişi deve yavrusunu özleyip hanin eyledi,şefkat etti,acıdıدَرْبَجَتِ النَّاقَةُ وَلَدَهَا : رئمتهُ
deve yavrusunu emzirmek için kalkıp ve boynunu göğe doğru uzattıأَصْلَبَتِ النَّاقَةُ
dişi geyik yavrusunu isteyerek hazın ve acı bir sesle bağırdıتَبَغَّمَتِ الظَّبْيَةُ
deve yavrusunu emzirmek için kalkıp ve boynunu göğe doğru uzatmakأَصْلَبَ : إِصْلاَباً
dişi deve yavrusunu henüz tamam olmadan ve üzerinde kılı bitmeden düşürdü,yere attıأَمْرَطَتِ النَّاقَةُ : أَلْقَتْ وَلَدَهَا لِغَيْرِ تَمَامٍ و لاَ شَعْرَ عَلَيْهِ
kadın çocuğunu düşürmek,deve yavrusunu kılsız doğurmak,okun yeleği dökülmek,bir kimse fakir,yoksul olmakأَمْلَطَ : إِمْلاَطاً
dişi deve yavrusunu eksik doğurdu,normal vaktinden evvel doğurduأَخْدَجَتْ النَّاقةُ : النَّاقةُ وَلَدَهَا : جَاءَتْ بِوَلِدِهَا نَاقِصُ الخَلْقِ
dişi deve yavrusunu arzu ederek kesik kesik inlediبَغَمَتِ النَّاقَةُ
deve yavrusunu çok veya fena süt içmeden hazımsızlığa kudurmak,süt kesilmek,ekşimek,göz ağrısına uğramak,ağrımakأَخِذَ ـَـ أَخَذاً و أُخُذاً و أُخُوذَةً
dişi geyik ve deve yavrusunu istiyerek hazin ve acı bir sesle bağırmak,ceylan ve dağ keçisi melemekتَبَغَّمَ : تَبَغُّماً
gıcırdamak,kurlamak,deve yorgunluktan veya yavrusunu arzulşamaktan inlemek,yakınlık hasebiyle rikkat ve şefkat göstermek,rüzgar seslenmek,seda ile esmek,bağırmak,haykırmak,açlıktan karnı ötmekأَطَّ ـِـ أَطَّاً و أَطِيطاً و فِي المَثَلِ ... مَا آتِيكَ مَا أَطَّتْ الإِبْلُ أَيْ أَبَداً ...
meşruiyetini düşürdüأَسْقَطَ شَرْعِيَّتَهُ
uçağı düşürdüأَسْقَطَ الطَّائرَةَ
üyeliğini düşürdüأَسْقَطَ عُضْوِيَتَهُ
nesneyi alçattı,düşürdüأَضْجَعَ الشَّيئَ : خَفَضَهُ
İsrail uçağını düşürdüأَسْقَطَ الطَّائِرَةَ الإِسْرَائِيلِيَّةَ
onu hataya düşürdüتَخَاطَأَهُ : أَخْطَأَهُ : أوقعه في الخطأِ :
onu hileye düşürdüاَغَشَّهُ : أَوْقَعَهُ فِي الغِشِّ
onu kıtlığa düşürdüأَعْنَتَهُ : أَوْقَعَهُ فِي الهلْكَةِ
gölgesini düşürdü,bıraktıأَلْقَي بِظِلاَلِهِ
harçları düşürdü,indirdiخَفَّضَ الرُّسُومَ
onu sıtmaya düşürdüأَحَمَّهُ : أَوْقَعَهُ فِي الحُمَّي
onu sıkıntıya düşürdüأَحْرَجَهُ : صَيَّرَهُ إِلَي الضَّيِّقِ
onu pusuya düşürdüأَوْقَعَهُ فِي الكَمِينِ
onu fitneye düşürdüفَتَّنَهُ
onu darlığa düşürdüأَزَلَهَ : أَوْقَعَهُ فِي ضِيْقٍ
Bilgi Paneli
Kuran-ı Kerim ayetlerini kolayca bulma ve kopyalamak için sitemiz ziyaretçilerine https//furqan.coالباحث القرآنيyi öneriyoruz,إننا نقترح الباحث القرآني لزوار موقعنا حيث أن البحث و النسخ لآي الذكر الحكيم سهل جدا و في هذا الموقع و وبالله التوفيق
Paylaş
Elmawarid
ElmaWarid