900.000'DEN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 900.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid deve yavrusunu düşürdü kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
deve yavrusunu düşürdü أَصْبَغَتِ النَّاقَةُ : أَلْقَتْ وَلَدَهَا
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
ön dört dişi düşmüş hayvan,yani altı yaşında deve,dört yaşında at,üç yaşında keçi ve koyun ve sığır,beş yıllık deve,üç yıllık sığırثَنِيٌّ (م) ثَنِيَّةٌ (جمذ) ثِنَاءٌ و ثُنْيَانٌ و أَثْنَاءٌ (جمث) ثَنِيَّاتٌ
çöküş, çökme nevi ve tarzı,deve göğsünün çöktüğü vakit yere gelen derisi,göğüs,sadr,dişi deve çöktüğü vakit sütünün memesinden akması,havuz,küçük göl,çukur,su toplanan çukur yer,göl,sabah sağılan sütün bir sağımlığı,Yemende dokunur bir çeşit kumaş,sağmal koyunبِرْكَةٌ (ج) بِرَكٌ و بِرْكَاتٌ : بحيرة و يقال مَا أَحْسَنُ هَذِهِ بِرْكَةُ هَذَا البَعِيرِ !
üç kap dolduracak kadar süt veren dişi deve,bir emziği kuruyup tıkanmakla üç emzikten süt veren veya ucu kuruyup bir emziği kalan dişi deveثَلُوثٌ و يقال نَاقَةٌ ثَلُوثٌ
deve kükremek,çavuş kuşu veya güvercin sesi,oğlan uyusun diye ırgalamak ve beşiğini üğrümek,çocuğun beşiğini sallamak,çavuş kuşu veya güvercin sesi,deve kükremekهَدْهَدَةٌ (ج) هَدَاهِدُ
deve misvak ağacı yemeden hasta olmak,deve çok misvak ağacı yemek,misvak ağacını otlayıp durmak,veya bir ağacın yapraklarını otlamada kalmak bir işte ısrar etmek,yaranın şişi inip iyileşmeye yüz tutmak,geri kalmak,bir yerde mukim olmak,ikamet etmek,eğleşmأَرَِكَ ـَـُِـ أُرُوكاً و أَرْكاً وأَرَكاً
suyu çok çeşme,pınar çok yağmur yağdıran bulut,yağmuru bol bulut,yaşı bol göz,sütü bol olan deve,koyun,geniş yer,çok söyleyen,lafazan,sıçrayarak yürüyen at,memesinin dedikleri geniş ve sütü çok olan deve,kanı çok yara,çok yaş döken gözثَرٌّ (م) ثَرَّةٌ (ج) ثُرُورٌ و ثِرَارٌ و يقال عَيْنٌ ثَرَّةٌ و سَحَابٌ ثَرٌّ و مَكَانٌ ثَرٌّ اي وَاسِعٌ و رَجُلٌ ثَرٌّ اَيْ ثَرْثَارٌ و إِمْرَأَةٌ ثَرَّةٌ اي ثَرْثَارَةٌ و فَرَسٌ ثَرٌّ و نَاقَةٌ ثَرَّةٌ و شَاةٌ ثَرَّةٌ و طَعْنَةٌ ثَرَّةٌ و عَيْنٌ ثَرَّةٌ
Deveجَمَلٌ ، إِبِلٌ
deveجمل ، بعير
deveأَبُو الصغران : جمل
deveأَبُو اَيُّوب
deveسَفِينَةُ الصَّحْرَاءِ
deveإِبْلٌ
deveأَبُو صفران : جَمَلٌ
Deveجَمل ، بَعير
deveبُدْنٌ
onu korkuttu,dehşete,paniğe düşürdüذَعَرَهُ : أَرْعَبَهُ
onu ıskat eyledi,düşürdü,devirdiأَسْقَطَهُ
onu helak olacak yere düşürdüأَوْقَعَهُ فِي الهَلكَةِ
hesaptan şu kadar miktar düşürdüأَنْدَرَ مِنَ الحِسَابِ كَذَا
Amerikan bahriyesi İran sivil uçağını düşürdüاسقطت البحرية الأمريكية الطائرة الإيرانية المدنية
onu yere çaldı,yıktı,devirdi,düşürdüإِجْتَأَفَهُ : صَرَعَهُ عَلَي الأرْضِ
onu şüpheye düşürdü,töhmet altında bıraktıأَوْهَمَهُ
adamı yaralar zayıf düşürdü,zebun kıldıإِثَّخَنَتْ الرَّجُلَ الجِرَاحُ
filan onu yere vurdu,düşürdü,yıktıجَفَأَهُ فُلاَنٌ
korku onu dehşete düşürdü,şok ettiأَخْرَقَهُ الخَوْفُ : أَدْهَشَهُ
aşır,zor iş beni yorgun düşürdüكَدَّنِي العَمَلُ الشَّاقٌّ
değerini alçattı,düşürdü,aşağı fiyat verdiإِسْتَحَطَّ القِيْمَةَ
gebe karı çocuğu tam olmadan düşürdüأَزْلَقَتِ المَرْأَةُ : أَسْقَطَتْ جَنِينهَا قَبْلَ تَمَامِهِ
onu şüpheye düşürdü,töhmet altında bıraktıأَوْهَمَهُ : أَوْقَهُ فِي الوَهْمِ
Hz.Ali Harisi arkası üzerine düşürdüسَلْقَي عَلِيٌّ حَارِثاً
Bilgi Paneli
Elmawarid dijital sözlüğümüzde kelime arama şekli çok basit ve kolaydır örneğin Türkçe kelimeyi doğru bir şekilde arama motoruna yazdığımızda otomatik olarak benzer karşılıklarıyla birlikte hemen alt sayfada görünecektir Arapça kelime aramada ise aynı Türkçede olduğu gibi Arapça kelimeyi harekeli şekilde yazdığımızda tüm benzer kelimelerle birlikte alt sayfada görünecektir örneğin baba,ata,anne,okul.أَبٌ ، جَدٌّ ، أُمٌّ ، مَدْرَسَةٌ gibi Arapça-Arapça sözlükte ise kelime arama şekli bir Arapça kelimeyi harekeli veya harekesiz arama motoruna yazmak yeterlidir علم ، كتب ، أخ ، عُصفور gibi otomatik olarak Arapça benzer karşılıkları görülecektir
Paylaş
Elmawarid
Kelime Havuzu
- ثَرْمَطَ المَضْغَ - خُرُوجٌ فِي فَضَاءِ البَحْرِ - آخَذَ : مُؤَاخَذَةً - تَوَافَدَتْ سَيَّارَةُ الإِسْعَافِ - حَرَسُ الرَّئِيسِ - قَمل (ج)  قَملة - خَضِيبٌ : مَخْضُوبٌ ، مُخَضَّبٌ و يقال كف خَضِيبٌ و إمرأة خَضِيبٌ و بنان مَخْضُوب و خَضِيبٌ و مُخَضَّبٌ - هذا الدواء ، هذه الرائحة كاد أن يغمي عليه منها أورثني الغمّة - إِسْتَنْكَرَ العَالَمُ كُلُّهُ تَفْجِيرَ القُنْبُلَةَ النَّوَوِيَّةَ - إِنْكِشَاطٌ ، فَقْرٌ - لأَنَّكَ - ثَقَّابَةٌ : خَرَّاقَةٌ - رَكِبَ البَحْرَ - خُطَّةُ رَئِيِسِ الدَّوْلَةِ - نتخ الشوكة بالمنتاخ اي أخرجها بالمنتاش - يَفْعَلُ - جَامِعَةُ الأَزْهَرِ - فدائيّ ، ثائر (ج) ثوار ، مقاتل - ذَرَّ الرَّمَادَ فِي العُيُونِ - دِمْنٌ - بَيْدَرَةٌ - اَغْزَلَ : إِغْزَالاً - تكريب ، تكميد ، إيراث الصرة و الكربة و الحزن ، إحزان ، إيلام ، تعذيب ، إيراث الألم و الحزن - أَرَسٌ : شَاطِئٌ - صليب أحمر - همز ، نخس ، نكز - مَا أَغْرَبَهُ - إِسْتَحْكَمَ : إِسْتِحْكَاماً الشَّيْئُ : صَارَ مُحْكَماً - أَهْوتْ يَدُهُ للشَّيْئِ : إِمْتَدَّتْ - مدرسة مرحلة متوسطة
ElmaWarid