1.500.000 'DAN FAZLA KELİME İÇEREN TÜRKİYENİN EN KAPSAMLI SÖZLÜĞÜNE HOŞ GELDİNİZ. أَهْلاً و سَهْلاً بِكُمْ فِي مَوْقعِنَا المَوَارِد أَوَّلُ مُعْجَمٍ عَرَبِيٍّ تُرْكِيٍّ و تُرْكِيٍّ عَرَبِيٍّ حَيٍّ رَقَمِيٍّ عَالَمِيٍّ فَوْريٍّ عَصْرِيٍّ يَشمِلُ أَزْيَدَ مِنْ 1.500.000 كَلِمَة عَرَبِيَّةِ تُرْكِية و مُصْطَلَحَات و تَعَابِير شَتَّي
ElmaWarid dğdan veya yüksek yerden düşen hayvan,yozlaşan,kötüye giden kelimesinin anlamı ElmaWarid
Orjinal Metin Anlam
dğdan veya yüksek yerden düşen hayvan,yozlaşan,kötüye giden مُتَرَدِّيّةٌ و فِي القُرْآِنِ الكَرِيِم
Benzer Kelimeler
Orjinal Metin Anlam
dğdan veya yüksek yerden düşen hayvan,yozlaşan,kötüye gidenمُتَرَدِّيّةٌ و فِي القُرْآِنِ الكَرِيِم
onu hizmet veya yoldaşlık için seçti veya razı oldu veya ona yetkili ve ehil olarak gördüإِرْتَضَاهُ لِخِدْمَتِهِ او لِصُحْبَتِهِ : إِخْتَارَهُ و رَضِيَهُ و رَآهُ أَهْلاً لَهَا
denizin ortası,kavmin ortası veya toplandığı yer veya toplumu,veya ileri gelenleri,nesnenin çoğu,çoğusuأُسْطُمَةٌ (ج أَسَاطِمُ : لُجَّةُ البَحْرِ و يُقَالُ فُلانٌ فِي أُسْطُمَةِ قَوْمِهِ اَيْ فِي وَسَطِهِمْ
erkek kuzular veya otukmuş kuzular veya altı veya yedi aylık koyunlarأَخْرِفَةٌ
uyuz adamlar veya develer,sıracalı insanlar veya develer,hörgücü küçürek veya hörgücü olmayan deveأَعَرُّ (ج) عُرٌّ (م) عَرَّاءُ : الأَجْربُ مِنَ النَّاسِ و الجِمَالِ
obanın yanında veya obadan uzak bulunan deve ağılı,yola alamet olmak için oturmuş adam irtifaında dikilmiş veya çobanlar tarafından bırakılmış taşlar,iki veya üç açağa bir aba vesaire germekle hasıl olan sayeban ,kulübe,gölgelik,mandıraثَايَةٌ (ج) ثَايٌ : ثَاوَةٌ
birinin burnu veya kulak ya dudak veya eli kesik olmak,çocuk fena beslenmek,iyi beslenmeyip sıska ve cılız olmak,deve yavrusu fena beslenmekten veya köçek iken binilmekten cılız kalmakجَدِعَ ـَـ جَدَعاً
bir kimsenin göz kapağı devrik olmak veya yukarıdan aşağıya doğru kapağı devrik olmak veya aşağısı yırtık veya sarkık olmakإِنْشَتَرَ : إِنِْشتَاراً
adam eliyle veya kaftanıyla veya kılıcı ile işaret ettiأَلْمَعَ الرَّجُلُ بِيَدِهِ او بِثَوْبِهِ أَوْ سَيْفِهِ: أَشَارَ
çocuğu veya yavrusu arkasından giden (kadın veya dişi hayvan)مُتْبِعٌ
kötü akibetten veya korkudan sözü söyleyen veya işiten terlediأَنْدَي الكَلاَمُ : عَرَقَ قَائِلُهُ أَوْ سَامِعُهُ خَوْفاً مِنْ سُؤِ عَاقِبَتِهِ
şalcı,yün veya tiftikten yapılmış mendil veya peşkirبَتِّيٌّ : بَتَّاتٌ و فِي الحَدِيثِ الشَّرِيفِ
cinayetkar asılarak veya taşlanarak veya yakılarak idam edildiأُعْدِمَ المجْرِمُ شَنْقاً او رَجْماً او حَرْقاً
yün veya tiftikten yapılmış mendil veya peşkir getirdiبَتِيٌّ
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakبَعْرَضَ : بَعْرَضَةً ، تَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً
nabız veya yürek atmak veya çarpmak,helecana kapılmakتَبَعْرَضَ : تَبَعْرُضاً ، بَعْرَضَ : بَعْرَضَةً
yüksek,yüksek olan,yüce,üstün,ali,yüksek okul,fakülteعَالِيَةٌ (ج) عَوَال
ok nişanı,hedef,gol,amaç,gaye,nişan,yüksek şey,yüce nesne,ok nişanesi,yüksek yer,yüksek olan şey,yüce yer,kemankeşlerin ok nişaneleri,put,saban,kürekهَدَفٌ (ج) أَهْدَافٌ، مَرْمَي، غَرَضٌ ، إِشَارَةٌ ، عَلاَمَة الطّرِيقِ ، نُقْطَةُ الهَدَفِ، مِحْرَاثٌ ، رَفْشٌ
yüksek,yüksek olan,yüce,üstün,ali,bala,bülent,idizعَالِيٌّ (ج) عُلاَةٌ (م) عالِيَةٌ (ج) عَالِيَاتٌ و عَوَالِي
yüksek taşlık tepe,yüksek yer ve bayır,tepecik,yokuşأَكَمَةٌ (ج) أَكَمٌ ، أَكَامَاتٌ و (جج) آكَامٌ و أُكُمٌ و إِكَامٌ
uzunca ve yüksek hörgüç,büyük deve,yüksek binaتَامِكٌ
bülent,yüksek,yüksek olan,bala,ali,yüce nesneعَالِيٌ (ج) عُلاَةٌ
yüksek ve iri deve hörgücü ,kemale ermiş,kamil yüksek ,mürtefiتَامِكٌ (ج) تَوَامِكُ و يقال إنه لتامك الجمال و يقال أيضا شرفك تامك و إقبالك سامك
yüksek,yüksek olan,rıfatlı,yüce,bülent,,süper,lüks,ufak,inceرَفِيعٌ (ج) رُفَعَاءُ : رقيق
kızıl yüksek platolar,av yeri,yüksek bayır,yüce dağ başıمَصَادٌ (ج) أَمْصِدَةٌ و مُصْدَان : هِضَابٌ عُلْيَا حَمرَاءُ
marş,düttürü,karşılıklı söylenen şiir,yüksek sesle söylemek,nağmeli yüksek ses,şarkıنَشِيدٌ (ج) أَنَاشِيدُ
su akmayan yüksek yer,tepe,tandır,aslan tutmak için yüksek yerlerde kazdıkları çukurزُبْيَةٌ (ج) زُبَي و فِي المَثَلِ
yüksek sesli,sedalı,yüksek ses çıkaranجَهُورِيٌّ
yüksek tansiyon,yüksek basınç,hipertansiyonضَغْطٌ عَالِيٌ
büyük hörgüçlü deve,yüksek ve iri deve hörgücü,kemale ermiş,kamil yüksek,mürtefiتَامِكٌ (ج) تَوَامِكُ و يقال إنه لتامك الجمال و يقال أيضا شرفك تامك و إقبالك سامك
yardım etmek,kurtarmak,ferahlatmak,Necid bölgesine gelmek,gitmek,yüksek olmak,yüksek rütbeye nail olmakأَنْجَدَ : إِنْجَاداً، هُ
..madığında,olduğundan,yerden,nereden,bakımından,yönünden,dolayı,bakımında..madığında,nereden,öyleki,itibariyle,halbuki,mademki,o dan,den,çünkü,yerden ki,yerden,nerede olursa olsunمِنْ حَيْثُ : مِنْ أَيْنَمَا
bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,ayrılmak,terketmek,geniş yere,çöle varmak,yerini terk edip yabana gitmek,uzak ve hali yerlere gitmek,zail olmak,geçmek,ortadan kalkmak,meydana çıkmak,aydınlanmak,bir yerden savuşup gitmek,bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,bir yerden savuşupبَرِحَ ـَـ بَرَحاً و بُرُوحاً و بَرَاحاً عَنْ
öteden beriden toplamak,derlemek,devşirmek,bir şeyi oradan buradan almak,yerden almak,yerden toplayıp kaldırmak,yerden tane toplamak,bulmak,rastlamak,ansızın bir şey üzere varıp anlayıp bilmek,kapıp yutmak,kapmak,resim çekmekإِلْتَقَطَ : إِلْتِقَاطاً ، هُ
yerden çıkan akıcı şeyler,sızıntı,yerden veya tulumdan sızan su sızıntısı,sızmak,sızmaنَزٌّ
yerden tane almak,toplamak,devşirmek,çekmek,almak,çekmek,yerden toplamak,devşirip almak,birinin yanına ansızın uğrayıp onun yaptığını ve işlediğini görüp almak,yerden devşirmek,şuradan buradan almak,yayını almakإِلْتِقَاطٌ (ج) إِلْتِقَاطَاتٌ و فِي القرآن المَجِيد ِ
mantarcı,yerden mantar ve yer elması toplayıp satan,yerden mantar dirip devşiren kimseكَمَّاءٌ
bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,ayrılmak,geniş yere,çöle varmak,yerini terk edip yabana gitmek,uzak ve hali yerlere gitmek,zail olmak,ortadan kalkmak,meydana çıkmak,bir yerden savuşup gitmek,bir yerden uzaklaşmak,gizli açıklanmak,bir yerden savuşup gitmek,ayrılmak,geniş yere,çöle varmakبَرِحَ ـَـ بَرَحاً و بُرُوحاً و بَرَاحاً
yerden almak,toplamak,devşirmek,çekmek,yerden tane almakإِلْتِقَاطٌ
rüzgar şiddetli esip toz toprağı yerden kaldırıp dağıttı,rüzgar tozu,toprağı yerden savurduأَنْشَبَتِ الرِّيْحُ : إِشْتَدَّ هُبُوبُهَا و فَرَّقَتِ التُّرَابَ
bir şeyi oradan buradan almak,yerden almak,bulmak,kapmak, yerden tane toplamak,devşirmek,ansızın bir şey üzere varıp anlayıp bilmek,kapıp yutmak,çekmekإِلْتَقَطَ : إِلْتِقَاطاً
yerden tane toplamak,yerde almak,yerden almak,yorulmadan almak,bir iki kitaptan almak,kapmak,devşirmek,bulmak,toplamak,kapmak,yerden almak,devşirmek,yerden almak,yorulmadan almak,bir iki kitaptan almakلَقَطَ ـُـ لَقْطاً ، هُ
bayır ve tepe gibi yüksek bir yerden ansızın kavmin üzerine çıkageldi,bir tepenin arkasından ve buna benzer yerden ansınız kavime zuhur etti,kavmin önüne çıkıverdiأَجْبَأَ عَلَي القَوْمِ : أَشْرَفَ عَلَيْهِمْ اَيْ طَلَعَ عَلَيْهِمْ فَجْأَةً منْ مَحَلٍّ عَالٍ
çıkmak,karnı geniş olmak,genişlemek,yere yaklaşmak,asılmak,kavim bir yerden başka bir yere gitmek,bir yerden bir yere göçmek,sallanmak,karın sülpümekإِنْدَالَ : إِنْدِيَالاً
bir şey yüksek olmak,bir yerden çıkıp başka bir yere gitmek,yükselmek,bir yerden başka bir yere çıkmak,gizlice seslenmek,gelmek,haber vermekنَبَأَ ـَـ نَبْأً و نَبَاَ و نُبُؤاً مِنْ
kendi tarafına çekmek,ithal etmek,başka yerden getirmek,celp etmek,çağırmak,bir yerden sürülüp götürülen mevaşi,davarlar ve esirler makulesine denirki sürek tabir olunur *مَجْلُوبٌ* meclup manasına,çelep,ticaret maksadıyla getirilen hayvan,davar,mal,giryo ve feryad ve çığıltıجَلَبٌ (ج) أَجْلاَبٌ و يقال ما هذا الجلب اي إختلاط الصوت و يقال إشتري من الجلب وهو ما جلب من الخيل و غيرها و في الحديث الشريف
Şilyak takım yıldızına mensup bir yıldız adı,düşen kartal,Kuzey kutbunda bulunan bir yıldız,düşen kartaنَسْرٌ وَاقِعٌ
yabandan düşen şeyi almak,yerden almak,toplamak,devşirmmek,dermek,hasattan sonra başak toplamak,devşirmek,yabandan düşen şeyi almakلَقْطٌ
düşenمُتَهَاوِيٌ
düşenساقط ، مترتب ، منخفض
düşen nesneمُنْقَضَّةٌ
düşen rejimنِظَامٌ مُتَهَاوِي
düşen yaprakمُعْبِلَةٌ (ج) مُعْبِلاَتٌ
düşen yaprakنَافِضَةٌ (ج) نَافِضَاتٌ
yere düşenسَاقِطٌ عَلَي الأَرْضِ
düşen,dökülenمُتَسَاقِطٌ
sakalına ak düşenالذي نبذه الشيب اي نزل الأبيض بلحيته
düşen nesne,düşütسِقْطَةٌ
düşen cisimlerin kanunlarıنواميس الأجسام الساقطة
düşen domino taşıحَجَرُ الدُّومِينُو المُتَسَاقِطِ
düşen petrol fiyatlarıأسعار البترول المنخفضة
dğdan veya yüksek yerden düşen hayvan,yozlaşan,kötüye gidenمُتَرَدِّيّةٌ و فِي القُرْآِنِ الكَرِيِم
yozlaşanمتردئ
yozlaşan ekonomik durumوضع إقتصاديّ مترديّ
yozlaşan,kötüleşen,müterdediمُتَرَدِّيٌ
başıboş hayvan,kendi haline çayıra bırakılmış hayvan ,serbest bırakılmış hayvan,salma deve,daim merada otlayan hayvanسَائِبَةٌ
bıçağa gelen kuzu,boğazlanmış hayvan,kurban,kurbanlık hayvan,kesilen hayvanذَبِيحٌ (ج) ذَبْحيَ: مَذْبُوحٌ
kötüye almaسؤ التلقي
kötüye yormakتشأم ، سؤ التأويل
kötüye kullanmkإساءة الإستعمال
kötüden daha kötüyeمن السيئإلي الأسوأ ، من سؤ الحال إلي الأسوأ
kötüye giden durumوضَْعٌ مُتَرَدِّئٌ
ekonomik çöküş,kötüye gidişتَدَهْوُرٌ إِقْتِصَادِيٌّ
güveni,krediyi kötüye kullanmakإِسَاءَةُ الإِئْتِمَانِ
ekonomik yetkilerin kötüye kullanılmasıإِسَاءَةُ إِستِعْمَالِ السُلُطَاتِ الإِقْتِصَادِيَّةِ
nesneyi kötüye kullandı,süistimal ettiسَاء إِسْتِعْمَالَ الشّيْئِ
yürüyen,giden,açık,işlek,işleyen,sülük eden,giden,salikسَالِكٌ
yaz mevsiminde esen rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan av,kuş,hayvan,ayrılan,terkeden,giden,بَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : سَانِحٌ و فِي المَثَلِ
heder,boşa giden,batıl,sakıt şey,boşa giden,batıl,sakıt şey,nafile,bir şeye yaramaz,faydasız,abes,yoğa gitmek,yoka,araya gitmek,heder olmakهَدَرٌ و يُقَالُ ذَهَبُ دَمُه او سَعْيُهُ هَدَراً اي بَاطِلاً
yaz mevsiminde esen sıcak rüzgar,Cenup rüzgarı,şiddetli ve sıcak yel,sağdan sola giden av,geçen zaman,avcının sağ tarafından zuhur edip sol tarafına doğru giden av,soldan sağa gelen kuş veya canavar,sağ taraftan çıkıp sol tarafa kaçan avبَارِحٌ (ج) بَوَارِحُ : ريح حَارَّةٌ و فِي المَثَلِ
tabi,tabi olan,uyan,uyucu,uydu,peyk,peyrev,uşak,hizmetkar,peri,ardı sıra gelen,bağlı,bağımlı olan,birinin itaatı altında bulunan,mesleğine giren,ardı sıra giden,ardınca giden,arkası sıra giden,hizmetkar,tebeiyet edici,takip eden,ilave,ek,asıl olmayan bölüm,kısım,bende,uyuntu,itaat edici,iktida ve imtisal edici,birinin hükmü altında olan,hizmetçi,uşak ,nahivde makablinin irabına tabi olan mamül,bağlı,olan,uydu,uyuntu,peyk,mükellef,yardımcı koruyucu,devam,ek,ilaveتَابِعٌ (م) تَابِعَةٌ (ج) تَبَعٌ و تُبَّعٌ و تَبَعَةٌ و تِبَاعٌ و تُبَّاعٌ و تَوَابِعُ ، مُقْتَدِي ، خَادِمٌ ، تَالِيٌ ، جِنِّيٌّ ، و التَّابِعُ فِي النَّحْوِ أَحَدُ التَّوَابِعِ
noksan,teltik,eksiklik,bir şeyden eksilip giden miktar,eksilme,noksan olmak,noksanlık,bir şeyden eksilip giden miktar,teltikنُقْصَانٌ
verilen sözde durmamak,suvarmak, yerine halef etmek, kılıç karmak için elini uzatmak, evladı ve malı giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك اي ردّ عليك مثلما ذهب) derler kardeşi, babası ve amcası giden kimseye ( أخلف الله تعالي عليك خليفة ما ذهب ) derlerإِخْلاَفٌ : إِسْقَاءٌ
eksilmek,eksiltmek,eksiklik,ayıp,kusur,noksan,ayıp,kusur,noksan,noksanlık,eksilme,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktar,zaaf,bir şeyden eksilip giden miktarنَقْصٌ
melez,kötü mayalı,alçak,anası Arap babası Arap olmayan,soyu ve cinsi asil olmayan at,cismi hafif süratli giden bir deve,melez,karışık,hızlı giden deve,alçak,cimri,hecin,kötü mayalı,anası Arap babası Arap olmayan,soyu ve cinsi asil olmayan at,cismi hafif süratli giden bir deveهَجِينٌ (ج) هُجُنٌ و هُجَنَاءُ و هُجْنَانٌ و هَجَائِنُ و مَهَاجِينُ و مَهَاجِنَةُ و هُجْنٌ و هَوَاجِنُ
gidenذاهب ، الذي ذهب، صادر، مؤدي ، زائل، مغادر
gidenذَهُوبٌ
sürüp gidenممتد
giden,gidiyorرَائِحٌ ، ذَاهِبٌ
giden uçakطائرة مغادرة
giden bizizإنا نحن الذاهبون
Benzer Kelimeler
Bilgilendirme
Sitemize yen kelimeler ve yeni diller Arapça Türkçe Türkçe Arapça, Arapça-Arapça Farsça Arapça,İngilizce,Arapça Endonezyaca Arapça dilleri eklenerek güncelleştirilmiştir إن موقعنا تم تحديثه بعد أن أضفنا إليه الكلمات الجديدة و القواميس الجديدية مثل قاموس عربي عربي و قاموس تركي عربي و عربي تركي و فارسي عربي و إنجليزي عربي و أندونوسي عربي و سوف نقوم بتحديثه كل ستة شهور مرة إن شاء الله
Paylaş
Elmawarid
Benzer Terimler
ElmaWarid